“Bi Tık Daha”…

Son Zamanların Feylesoflara Yaraşır ‘En’i

 

TV’lerden birinde bir izlence var, Yemekteyiz… Kaçırmamaya çalışanlarının çok olduğunu tahmin ediyorum; ben, “ben belgeselleri izlerim”cilerden değilim; aksine,  ilgimi, dikkatimi tıklarca üst düzeyde tutarak izliyorum Yemekteyiz’i. Keyif veren, insanın bilgisini-görgüsünü arttıran, zaman zaman ağzını sulandıran, sevimli, eğlenceli bir yapım; hakkaniyetten de söz ediliyor sıkça; yani, sadece bir yemek daveti biçiminin kalıpları arasında sıkışıp kalmayıp insanları adalete de davet eden bir yapım. Daha ne istenir… 

Birkaç bakımdan dikkat kesiliyorum “Yemekteyiz olayı”na: eleştirilerin dayanaklarının sağlamlık derecesine, kullanılan dile, .., bir de, kaç katılımcı kaç kere “bi tık daha” dedi, onu saptamaya. Bu tık meselesi, bayağı bayağı dikkat istiyor –bu “bayağı” kelimesini, “çok, oldukça, epey” anlamlarında kullandığımı söylememe gerek yok–; tabiî, bu iş için kâğıt-kalem de gerekli. 

Her yeni bir Yemekteyiz’in ardından zihnimi bir tık daha meşgul eden bu sözün –yarışmacılar bi tık diyorlar, ama ben yine de yanlışlıkla öyle yazmış olayım– “günümüzün moda lafları” listesindeki tıkar tıkar yükselişinin hikmetini araştırmaya verdim kendimi. Ve bu arada, “olay”a tam da kafadan neşter atan bir yazıyla karşılaştım; hemen onu aktarayım, edindiğim öbür bilgileri ileride küçük küçük not ederim.

Evet, o yazı… “Bir tık daha” başlığıyla Hürriyet’ten Melike Karakartal yazmış.* Yayımı, 25 Nisan 2012 Ç: 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Anılar Ne Zaman Taze Kalır?

Bence, …

 

Ben 1935’liyim. Meraklı bir çocuktum; gözlemciydim. Bu özelliğime bakınca, hatırladığım pek çok şey olmalı, değil mi? Ama pek öyle değil. 

“İnsan yaşlandıkça yeni olayları pek hatırlamaz, akşam yediğini sabahına unutur; ama eskileri hatırlar” derler. Bu tespit doğru görünse de bence bu da pek öyle değil. 

Ya nasıl?

Bana göre, sağlıklı bir kişi, zihninde derin izler bırakan şeyleri unutmuyor; daha doğrusu, unutamıyor: Kiraz ağacından ilk düşüşünüzü unutabilir misiniz? İlk gördüğünüz filmi? 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Yıkmak ve Yeniden Yapmak Üzerine…

Yıkarak Yok Etme Eylemi Neye İşaret Eder?

 

İki akademisyenin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Mimarî Restorasyon Programı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esma İgüs ile Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Meslek Yüksekokulu Mimarî Restorasyon Bölümü uzmanlarından Hayriye İsmailoğlu’nun birlikte kaleme aldıkları bir çalışma var; “Osmanlı Kenti İstanbul’u Yıkmak ve Yeniden Yapmak Paradoksu: Menderes Yıkımları”(*) başlıklı çalışmanın giriş bölümünde yer alan “yıkım olgusu”nun yol açtığı duruma ilişkin şu ifade pek can alıcı: 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.