Gitmek mi Zor Kalmak mı? (*)

Kelimeler Kifayetsiz 

 

Emre Kongar, bugün (14 Aralık 2017 Perşembe), bir olgunun anahatlarını çizmiş köşesinde. Bir utanç tablosu… 

Kongar’ın Korku imparatorluğu: Ahtapotlaşan sarayını okuyunca ( http://www.cumhuriyet.com.tr/koseya… ), kendi hesabıma da utandım. Bende bu utanma duygusuna yol açan şey, kaç gündür kafamın bir köşesinde hapsedilmiş bir hâlde duran, durdukça da beni içten içe sıkan ve fakat bir türlü ona ilişkin birkaç satır bile yazamadığım, dolayısıyla da salıveremediğim kıyıda köşede kalmış küçük bir haber.

Evet, ‘küçük’ bir haber, ama bence taşıdığı anlam ‘pek büyük’ bir haber: 

Kocaeli’de –Bizim İzmit’te– yerel bir yayın organı var, Kocaeli Koz. Birbirinin üzerine yığılmış olumsuzlukları getirir sayfalarına. Yazarlarıyla, habercileriyle, haberleriyle dikkat çekici bir yayın… Yazarlarından özellikle birisi, Yeliz Koray, yazılarıyla manşet bile olmuştu; şimdi yok! 

Koray’ın veda yazısı şu oldu (3 Aralık):

«Araf’ta kalmayı ne güzel anlatıyordu Zeki Müren; “Gitmek mi zor kalmak mı?” Sizi bilmem, şimdilik bende cevabı yok.

Ama herkes gibi vedaları sevmem. Alışkanlıklardan vazgeçmek mi dersin, düzeni bozmak mı? Sevmem işte, zordur kısaca… Bu yazıyı yazmak kadar zor!

Sevgili dostum, ortağım, ağabeyim Gökhan ile Koz’u ilk kurduğumuz günleri hatırlıyorum şimdi. 25 metrekare küçücük bir ofisi beraber temizlediğimiz, kıt kanaat imkânlarla dergi çıkartıp gazete ve radyo kurmayı da planladığımız günleri…

Çok emek verdik, çok…

Hangi kelimeyle hangi cümleyle ya da sıfatla anlatılır bilmiyorum.

Belki de ilk kez anlatamıyorum. Orhan Veli’nin dediği gibi; “Kelimeler kifayetsiz”.

Anlatamıyorum…

Ama gitme vakti geldi artık, ya da demir almak günü. Allah biliyor ya, içim de rahat, vicdanım da.

Ülkesine âşık, devletine ve milletine bağlı, Atatürk’ün gösterdiği yoldan hiç ayrılmamış biri olarak; çocuklar ölmesin, herkes eşit şartlarda eğitim alsın, tedavi olsun diye… Herkes doysun, barınsın diye, toprağımdaki bir karıncaya bile zarar gelmesin, kimsenin hakkı yenmesin, her zaman kötüler kazanmasın diye yazdım. Korkmadan yazdım. Sizlerle beni tanıştıran ‘malum yazım’ da dahil hiçbir yazımdan pişman olmadım, olmayacağım!

 

***

Uzatmayayım, kısaca bu son yazım. Öyle gerekiyordu… Hayat planlarla yürümüyormuş çünkü. 

Başta, bana inanan ailem ve dostlarım olmak üzere… Bu zamana kadar şahsıma ve Koz Ailesi’ne destek vermiş, en zor zamanlarımda beni yalnız bırakmayan ve bazılarıyla tanışma mutluluğuna da erişmiş olduğum, sadece Türkiye’den değil dünyanın her yerinden arayarak, mesaj atarak ya da bizzat gelip yalnız olmadığımı hatırlatan binlerce kişiye çok teşekkür ediyorum.

Çocuğumu, Koz’u, önce yol arkadaşlarım Gökhan Karabulut ve Yüksel Demirdaş ağabeyime, sonra da sizlere emanet ediyorum.

Yarım bıraktığım yerden başka bir projeyle devam ederiz belki de kim bilir? Nâzım Hikmet’in dediği gibi,

“Daha son sözü söylemedi hayat. Belki yarınlar, mutlu sonlar vardır. Yeniden başlamak yorar insanı ama sonunda kavuşmak, mutlu olmak var.”

Hoşça kalın…»

Bir yazar, bir kadın yazar, –karşılaşmadım, bilmiyorum; fotoğrafına bakarsan genç bir kadın– neden başarılı olduğu bir alandan çekilir… Nedir ona “şimdilik onda cevabı olmayan” “Gitmek mi zor kalmak mı” sorusunu sorduran şey? Bir korku?…

“Daha son sözü söylemedi hayat. Belki yarınlar, mutlu sonlar vardır. Yeniden başlamak yorar insanı ama sonunda kavuşmak, mutlu olmak var” dediğine bakılırsa, –ve asıl, bugüne kadar yazmış olduklarına– korkusuz, zor bir kadın… “Ailevî bir sebep olabilir mi” diye düşünsem de bu bir zorlama olasılık…

Ve ister istemez yine de, Emre Kongar’ın Korku imparatorluğu: Ahtapotlaşan saray yazısına takılıyor aklım.

Ülkeme yakışmıyor…

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 14 Aralık 2017

 

___________________

* Alıntı ( facebook.com/inal.karagozoglu , 14 Aralık 2017 Perşembe ).

 

© 2017 İK

 

Anahtar kelimeler: ahtapot, ahtapotlaşmak, araf, Atatürk, Cumhuriyet gazetesi, Emre Kongar, Gökhan Karabulut, haber, imparatorluk, İzmit, kifayetsiz, Kocaeli, Kocaeli Koz, korku, korku imparatorluğu, Koz, Koz Ailesi, mutlu, mutlu son, Nâzım Hikmet, Orhan Veli, saray, utanç, utanç tablosu, utanma, veda, yarınlar, Yeliz Koray, Yüksel Demirdaş, Zeki Müren

 

780 | Günlük | 161217

 

“© İK” tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.