Doğrusu Ne?

Bir Fotoğrafın Ardından…

 

Gözde yazışmalıklardan Facebook’ta bir kullanıcı, Mehmet Emin Atik, Eski İstanbullular İstanbul’un Nostaljik Güzel Fotoğrafları sayfasında 23 Kasım günü bir fotoğraf paylaştı: İkbal Kütüpanesi’nin fotoğrafı. Dışardan çekilmiş… Zamanı için Mehmet Emin Bey, “1940’lı yıllar” demiş. Mesele şu: “‘İkbal Kütüpanesi.’ O zamanlar kütüphane böyle mi yazılıyordu?” 

Tabelasında öyle yazdığına göre, öyledir zahir. Benim düşüncem bu oldu. Hem, ‘İkbal Kütüpanesi’nin kurucusu ve o yıllardaki sahibi olan Hüseyin Bey’in (Kitapçı) cahil bir kimse olmadığı biliniyor, tabelasında yanlışlık olabilir mi hiç? Demek, o zamanlar böyleymiş… 

İkbal, bir adı da Babıâli Caddesi olan (eski yazılışıyla Bâb-ı Âli Cad.) Ankara Caddesi’ndedir; Vilayet’e çıkarken sağda, 157 numara… Gençliğimde gitmişliğim çok olmuştur; en son, kızım grafikerlik okumaya başladığında, ona, çizimlerini taşıması için bu işe mahsus plastik dar çantalardan almak için 1986'da olmuştu; sanıyorum, birkaç çeşit resim kâğıdı ile özel boya, fırça, kalem gibi şeyler de almıştım. O tarihte, artık kitapçılık işlerini bırakmış, kırtasiyeye dönmüştü dükkân.

Bu girişten sonra hemen asıl konuya geleyim. Benim bu kütüpane – kütüphane sorus(n)undaki görüşüm (düşüncem) şöyle:

‘Kütüpane’: söyley(n)işe bağlı bir durum…

Evet, bu kelimenin doğru yazılışı ‘kütüphane’dir. Kelime kelime çevirisi ‘kitabevi’. Kitap okumaya gidilen, ödünç kitap da alınan yere de kütüphane diyoruz: Örn. Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi vb. Bugün ‘kitapçı’ dediğimiz kitap satılan dükkânlara eskiden ‘kütüphane’ denirdi; ama /a/sı uzun (a:) olarak ‘kütüpane’ diye sesletilirdi (telaffuz edilirdi). Artık bu anlamda pek kullanılmıyor, bu yazılışıyla da yazılmıyor; ancak, “İkbal Kütüpanesi” gibi artık “tarih olmuş” kuruluşların tabelalarında kalmış olabilir. 

Kelimenin yazılışına gelince, paylaşımda belirtiliyor, fotoğraf oldukça eski, o yıllarda Harf Devrimi’nin üzerinden ancak on-on beş yıl geçmiş, yazım (imla) kuralları henüz hem eksikli hem de her alanda yerine oturmamış… Günümüzde bile öyle değil mi? 

Açıklamamı, koşulların böyle olduğu bir döneme de değindiğim bir yazımdan bir alıntı sunarak noktalayayım: 

«(… … …) 

Şimdiki abecemizin kabul edilmesiyle (3 Kasım 1928) resmen başlatılan dilde yenileşme sürecinde şöyle bir söyleme de yer verildi: “Türkçe, söylendiği gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir dildir” ya da, “Türkçe, söylendiği gibi yazılır, yazıldığı gibi okunur”. Ben, bunu ilk ve ortaöğrenim yıllarımda hep duydum. Bu söylemle, doğruya yakın bir olgu dile getiriliyordu. Yeni bir abeceye geçişin ilk yıllarında, dili arındırma/özleştirme/yenileştirme ülküsünün eğitim-öğretime yoğun biçimde egemen olduğu bir döneme, hele de Arapça ve Farsçadan arınılan bir döneme pek uygundu bu söylem. 

Ancak, yeni bir abeceye geçilmiş olan Türkçe için söyleyişe bağlı bir yazım düzeni ilk bakışta yeterli görülmüşse de, yazım konusunda birtakım sıkıntılarla karşılaşılınca, bunun böyle olmadığı kısa zamanda ortaya çıkacaktı. 

(… … …) 

Yeni abecemizin ilk yazım kılavuzu olan ‘İmlâ Lûgati’ 1929 tarihini taşıyor. Söyleyişe bağlı olarak hazırlanmış olan bu kılavuz, türlü uluslarla yaşanan yoğun ilişkilerden, etkileşimlerden, kaynaşmalardan doğal olarak payını almış olan dilimiz için gereken bütün düzenlemeleri içermiyordu, yetersiz kalıyordu. Bu kez, sesletim konusunda (kimi ünlülerin [sesli harflerin] kısa ya da uzun, kimi ünsüzlerin de [sessiz harflerin] ince ya da kalın okunuşu vb.) karşılaşılan sıkıntılara çözümler üretme yoluna gidildi; uzun çalışmalar sonunda, 1942’de, ‘İmlâ Kılavuzu’ çıkarıldı. Ne var ki, bu düzenleme de yetersizdi; bunun yerini 1965’te ‘Yeni İmlâ Kılavuzu’ aldı. Yazım kurallarımız, ’65 kılavuzu temel alınarak 1970 ve 1977 yıllarında yayımlanan kılavuzlarla yeniden ve yeniden düzenlendi.»(*)

 

İnal Karagözoğlu

28 Kasım 2017, Salı

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 © 2017 İK

 

_______________________

* Bütün Derdimiz ‘Şapkalar’ mı Olmalı? – Bora’nın Sorusu –İnal Karagözoğlu, İlgilik Com, 24 Şub. 2008 » http://www.ilgilik.com/2008/02/24/butun-derdimiz-%E2%80%98sapkalar%E2%80%99-mi-olmali.html/ .


Anahtar kelimeler:  Facebook, kitap, kitapçı, kitabevi, kütüpane, kütüphane, yazışmalık

 

“© İK” tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

 

776 | Günlük | 281117 

Yayımlandığı tarih: 28 Kasım 2017 @ 10:20

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.