‘Korporatizm’: İşi Yıkmak Olan Büyük Bir Tarikat!…

‘Biz’ Onu Çok Sevdik

 

Önceki yazımda (Ahbap Çavuş Kapitalizmi: Bir Kapitalizm Yöntemi… ‒ Size de Tanıdık Geliyor mu?, 10 Eyl. 2017 [Yayımlanışı 17 Eki. 2017 S]) ekonomi uzmanı Mahfi Eğilmez’in Ahbap Çavuş Kapitalizmi yazısını sunmuştum; yazarın dedikleri, bir süredir aklımı kurcalayan bir soruya dolaylı olarak ışık tutuyordu; ama tam aydınlanamamıştım. 

Soru şu: Nasıl oluyor da yaygın türlü yakınmalara, onca memnuniyetsizliklere rağmen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını sürdürebiliyor? Öyle ya, hem beğenmeyeceksin, iş sandığa gelince de oraya gömmek varken, hayır, birincilikle çıkaracaksın… 

Soru olabildiğince ağır. Yanıtını almak için adım adım, sindire sindire gitmek gerek. Ben de öyle yapıyorum:

Sandığın anahtarı, ahbap çavuş kapitalizminde yatıyor

Eğilmez’in ‘ahbap çavuş kapitalizmi’ne ilişkin verdiği tanımlamayı ve yaptığı açıklama ile yorumu hatırlayalım:

“Kapitalizmin temelini oluşturan serbest piyasa ekonomisinin özelliklerini taşıyor görünen ama aslında hükümete yakınlıkları olanlara özel kurallar uygulayan ekonomik sisteme ‘ahbap çavuş kapitalizmi’ deniyor. Ahbap çavuş kapitalizmi, işadamlarının işlerini, siyasal iktidar ve bürokratlarla olan yakın ilişkilerine dayanarak yürüttüğü sistemin adıdır.

Siyasal iktidarın ve onun talimatı altında bürokrasinin verdiği izinler, ihaleler, teşvikler ve destekler, ahbap çavuş kapitalizminin başlıca alanını oluşturuyor.

Bence, ahbap çavuş kapitalizmi, bu tür işlerin arada bir yapıldığı bir düzenin değil, bu tür işlerin sistemleştirilerek olması gereken ilişkilerin yerini aldığı sistemin adı. Bir başka ifadeyle, bu türlü yasal olmayan özel işler bir veya birkaç alanda bir veya birkaç kez tekrarlanıyorsa, buna ‘yolsuzluk’ demek daha doğru olur. Eğer bu tür ilişkiler süreklilik gösteriyorsa, siyasal iktidarla veya onun görevlileriyle çıkar ilişkisine girilmeden ihale alınamıyorsa ya da kamu ihalelerini almak için siyasal iktidarın yakınında olmak gerekiyorsa, yani, olay sistemleştirilmişse, o zaman ahbap çavuş kapitalizminden söz etmek mümkündür.” 

Ve, kadim bir ideoloji olan korporatizm nasıl güncellendi? 

Böylece, bir anahtar kelimeye, daha doğrusu bir olguya, ‘korporatizm’e gelmiş bulunuyorum. Yolun burasında, 2013 Kasımında Academia Edu’nun Genelağ’daki (Internet) yerinde yayımlanan Erbatur Çavuşoğlu imzalı yazı karşılıyor beni.* Çavuşoğlu, genç bir akademisyen, 1974’lü; 2014’te doçentliğe yükselmiş; MSÜ’de Şehir ve Bölge Planlaması dersi veriyor.

Çavuşoğlu’nun yazısının uzun bir başlığı var: Kadim İdeoloji Korporatizme AKP Makyajı: İnşaata Dayalı Büyüme Modelinin Yeni Osmanlıcılıkla Bütünleşerek Ulusal Popüler Proje Hâline Gelişi. 

Yazı pek uzun; dipnotlar ve kaynakçayla birlikte boşluklu olarak 39 bin 151 vuruştan oluşuyor. Bunun için, buraya, yazının ilk iki bölümünü alacağım. Makalenin devamını merak edenler için de dipnotumda bağlantısını vereceğim. 

Alıntılara bir bakalım 

Önce spot:

Yazının başına, 30 Eylül 2010 tarihli Habertürk’te yayımlanan bir haberden alınan şu cümle konmuş: 

Şu anda İstanbul’da yıkmaktan daha güzel bir şey yok. İstanbul yıktıkça güzelleşir. 

Bunlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevinde de bulunmuş olan Erdoğan Bayraktar’ın TOKİ Başkanı olduğu dönemde bir konuşmasında dile getirdiği sözler… 

Şimdi de alıntılar: 

“2000 sonrası Türkiye ve AKP’nin politikalarına ilişkin pek çok analiz, kullandıkları teorik altlıklar, kabuller, klişeler ve önyargılar nedeniyle gerçekçi bir okuma yapamamaktadır. AKP’ye yönelik 10 yılı aşkın bir süredir artarak devam eden seçmen teveccühüne dair açıklamalar çeşitli açılardan eksik ve yanlışlıklar içermektedir. Bu eksik okumalar, AKP politikalarına karşı direniş biçimlerini de doğru analiz etmeyi zorlaştırır. Özellikle vandal kentleşme ve ceberut devlet uygulamalarına rağmen genişleyen AKP hegemonyasını, diğer bir deyişle AKP’nin ikna üretme gücünü anlamada mevcut analizlerin birçoğu doyurucu olmaktan uzaktır. Bu yazıda İnşaata Dayalı Büyüme Modelinin nasıl geniş kabul gördüğünü anlamak üzere Gramscici bir analiz çerçevesinden ve kadim bir ideoloji olan korporatizmden faydalanılacaktır. 2003’ten bu yana dönüşerek gelişen AKP politikaları bağlamında korporatizm ve mekân politikalarının nasıl yeniden üretilip yorumlandığı ve birbirleriyle ilişkilendirildiği, üzerine düşünmeye değerdir. Böylece, AKP hükümetlerinin 2000 sonrasında hangi kitlesel baskı ve ikna araçlarını kullanarak iktidarını pekiştirdiği ve bu siyasetin tıkanma noktaları da kristalize olacaktır. 

AKP Hegemonyasını Anlamak 

Gramsci modern dönemdeki hiçbir iktidarın sadece baskı ve zor ya da salt politik liderlik ile varlığını sürdüremeyeceğini, hegemonik iktidar için baskı ve ikna dengesine dayalı bir siyasetin gerekliliğini, üstelik, bu dengenin sürekli yeniden üretilmek zorunda olduğunu belirtir. Hegemonya kurmak için bir tarihsel bloğun varlığı gereklidir. AKP’nin spekülatif kent politikaları bugüne kadar metalaşmamış mekânları da emlak piyasasına dahil edip, kentleri ve kırları şantiyeye çevirirken belki şehircilik ve çevre adına büyük zararlara yol açmaktadır; ancak, burada üretilen zenginliği hem merkezi ve yerel yönetimlere hem de eşitsizce de olsa toplum kesimlerine dağıtabilmeyi, böylece kitlesel bir destek kazanabilmeyi başarmaktadır. Özellikle inşaat sektörü ve bu sektöre bağlı yan sektörlerde faaliyet gösterenler başta olmak üzere mülkiyetine dair hukuki güvencesi bulunmayanlar ile yeni mülkler aracılığıyla modernleştiğini düşünen kitleler, bu tarihsel bloğun bileşenleri, sadık destekçileri olabilmektedir. 2B adı verilen orman arazilerinin işgalcilere satışı ve imara açılması bunun tipik bir örneğidir. Bu yolla işgalciler, yatırımcılar, inşaat sektörü, kamu kesimi gibi aktörlerin yer aldığı bir tarihsel blok, bir büyük inşaat tarikatı yaratılmıştır.”

*

‘Bir büyük inşaat tarikatı’. Benzetme ilginç… 

 

İnal Karagözoğlu

19 Ekim 2017, Perşembe

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

___________________

* Kadim İdeoloji Korporatizme AKP Makyajı: İnşaata Dayalı Büyüme Modelinin Yeni Osmanlıcılıkla Bütünleşerek Ulusal Popüler Proje Haline Gelişi » https://www.academia.edu/6266567/Kadim_%C4%B0deoloji_Korporatizme_AKP_Makyaj%C4%B1_%C4%B0n%C5%9Faata_Dayal%C4%B1_B%C3%BCy%C3%BCme_Modelinin_Yeni_Osmanl%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1kla_B%C3%BCt%C3%BCnle%C5%9Ferek_Ulusal_Pop%C3%BCler_Proje_Haline_Geli%C5%9Fi

 

Not:

korporatizm ( https://tr.wikipedia.org/wiki/Korporatizm ’den):

“Korporatizm, hepsi de tüketici olan bütün üreticiler tarafından, bütün tüketiciler için düzenli üretimdir. Bir taraftan işleticilerle işletilenler, diğer taraftan da üretim ile tüketim arasındaki ilişkileri değiştirme ve geliştirmeye yönelik bir ekonomik ve politik bir sistemdir.

 

Korporatizm, Fransız Devrimi’nden sonra Orta Avrupa’da düşünce olarak ortaya çıkmış, daha sonra yeni korporatizm adını alarak ilk kez İtalya’da Benito Mussolini’nin iktidara gelmesiyle uygulanmış ve ardından Almanya ve İspanya’daki diktatör rejimlerince de benimsenmiştir.”

 

© 2017 İK

  

Anahtar kelimeler: diktatör rejimi, ekonomik ve politik sistem, Fransız Devrimi, iktidar, korporatizm, Mahfi Eğilmez, tarikat, yıkmak

  

“© İK” tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

  

775 | Günlük | 191017

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.