Kuşlu Fotoğrafları Anlamaya Çalışırken Geçmişten Gelen Bir Ses

Martılar…

 

Dikkatleri çekmiş olmalı, toplumsal iletişim alanlarında (sosyal medyada) yer verilen fotoğraflar içerisinde kuşlu görseller çoğunlukta. Kuşlar arasında da martılar ön sırada. Kuşlara, görece de olsa onların özgürlüğüne özeniyoruz… Bir süredir böyle. 

Bu durumun nedeni, memleketteki siyasal hava mıdır, doğaya yöneliş mi, yoksa başka bir şey mi, uzmanlar ne der, nasıl açıklar, pek merak ediyorum. 

Martılar ön sırada, dedim; İstanbul’da az biraz da olsa zaman geçirmiş olmak, hiç değilse, memleketin aynası olan bu şehre ilişkin bir şeyler izlemiş, dinlemiş olmak, martıları tanımak için pek çok ipucu verir. Hele de bir ‘Haydarpaşa ‒ Köprü’ yolculuğu martıları sevmeye yetmez mi? Vapura (yoksa, yolculara mı) eşlik eden martılar hiç iz bırakmaz olur mu bizde?… Bizler de, simitti, açmaydı, ekmekti atmamış olur muyuz hiç onlara?… 

Martı, bunların ötesinde, evet, her şeylerden önce, ‘şehir gibi şehir’ olmaktan çok büyükçe bir kasaba görünümündeki bir Anadolu vilayetinde, daha kısa pantollu bir çocukken ağız mızıkasıyla çalmaya çalıştığım bir ezgiyi hatırlamaya çalışmaktır benim için. Bir tangoydu o; evet, bir tango… Nağmeleri, aklımda kalandan çoktu mutlaka; peki, sözleri nasıldı? O da yalan yanlış tek bir dizeden öteye gitmiyor: “Martılar etrafımda dönüyor…” Yoksa, “uçuyor” mu idi?

Geçenlerde yine martılı bir fotoğrafla karşılaşınca o tangonun peşine düştüm; ama ne mümkün bir ipucuna rastlamak… Derken derken, rahmetli gazeteci yazar Halit Çapın’ın vefatından iki yıl önce Takvim gazetesinde yazmış olduğu “Tango gençlik..” yazısında bir dörtlük: “Martılar uçuyor etrafımda / Bak sanki beni karşılıyorlar / Gurbetin o acı günlerini / Unut artık diyorlar..”[*]

Ne güzel anılar harmanlamış rahmetli… Güzel anılar; ama konu martılara gelince acı bir hikâye de yer alıyor bu yazıda. ‘Hikâye’ dedim, ancak, gerçek bir olay anlatılıyor… Ve martı, benim için artık o tangodan geri gelmemecesine ‘uçtu gitti’…

Çapın, “Tango gençlik..” yazısına, Sait Faik’in bir hikâyesinden alıntılar da yapmış. Bu hikâyenin yer aldığı bölümü buraya aktarmak istiyorum:

«Martının ölümü..

Camlara vurarak balık isteyen martı yüzünden, nerelerden nerelere.. Tango, tango bir ilk gençliğe..

Ama benim martım, Sait Faik’in hikâye ettiği o martı.. Hani Sivriada’nın oralardan tanış olduğum o kuşun öyküsü.. 

“Martı, arka üstü yatmıştı. Kırmızı ördek ayaklarıyla arada sırada havayı dövüyordu. ‘Ne oluyor?’ diye martının yanına gittim. Hayvanın gözleri açıktı. Güzel kafası ara sıra sallanıyordu. 

Sotiri, sırtında kıyıya düşmüş boş bir portakal sandığı ile tepemde gözüküverdi. 

‘Ne oluyor bu martıya Sotiri?’ dedim. ‘Ölüyor be’ dedi. ‘Ne olacak?’ Sahi ölüyor mu? Yok, yalandan. Ölüyor işte. Bir martı, bir Nisan akşamında sırt üstü uzanmış, hâlâ ölmeye çalışıyordu. İçimi bir keder yaladı. Yanından ayrılamıyordum. Martının kafasını ellerime almıştım. Bir avuç deniz suyu getirip, ağzına damlattım. Şiddetle kafasını salladı ve öldü. 

… Ölen martıyı tanıyordum. Hani iki hafta önce ölen Tahir’in martısıydı. Başka türlü bir martıydı o. Ötekiler gibi bağırmazdı. Bir kayanın tepesine çıkar, oradan Tahir’in sandalını gözlerdi. Uçardı doğru Tahir’in sandalına. Surattan da anlardı kerata. Tahir somurtkan adamdı. Pek keyifliyse, gelip sandalın kıçına otururdu. Yemlerin kafasını, kılçıklarını bekler; balıkları, ince izmaritleri Tahir fırlatır ona atardı. Ara sıra konuşurlardı da.. Ne Tahir onsuz, ne o Tahir’siz yaşayabilirdi. Üç gün sırt sırta rüzgâr esse, Tahir de balığa çıkmasa, martı tenezzül edip de çöp mavnalarına doğru kanat çırpmazdı…” 

*

Sahi biz, “tango tango çocuklardık” .. Tangolar söyler, tangolar dans ederdik..

İçlerinde martı kuşu olan öyküler okurduk, martı kuşlu tangolar dinlerdik.. 

Martılar, bizlerin ipsiz uçurtmaları, dalgaların üzerindeki beyaz kayıklarımızdılar.. 

(…)» 

*  *  *

Sonrası

Halit Çapın’ın “Tango gençlik..” yazısını okuduktan sonra, benim çocukluk tangom, “Martılar uçuyor etrafımda” dizesiyle biraz daha netleşmeye başlamıştı zihnimde. Ve bu arada, kardeşim vasıtasıyla tanımış olduğum müziğe meraklı bir bey var, Hadi Asitanelioğlu, birden o geldi aklıma: tangolar bestelediğini de bildiğim Hadi Bey, Facebook kullanıcılarındandı; ayrıca, Genelağ’da kendisine ait bir alanı da vardı. İşte, zengin anılara da sahip olduğu belli olan bu muhterem zata sorabilirdim artık benim için bir ‘hayal’ olmuş olan bu tangoyu. Ve, Genelağ’daki yerinin iletişim kanalından sordum hemen. Hadi Bey’in yanıtı gecikmedi: hem aklında kalmış olduğu kadarıyla sözlerini gönderdi hem de notasını; notaya kendisi almış… Bu arada, müziğini de kendisi seslendirmiş ve onu da bir ses dosyası[**] hâlinde göndermiş… Ne kadar sevindim, anlatamam ve ne kadar teşekkür etsem azdır Hadi Bey’e; kendisine açık teşekkürlerimi yolluyorum…

İşte böyle… Kuşlu fotoğrafları anlamaya çalışırken benim yolum da martılı bir tangoya çıkmıştı:

Martılar Uçuyor Etrafımda

 

Martılar uçuyor etrafımda;

Bağrımın mirasını taşlarım

Gecenin gündüzünü bekler iken,

Gündüz avutur gözyaşlarım…

 

Neler çektiğim elinden de,

Şimdi de onu beklerim;

Hep boşa gitti emeklerim de,

Şimdi de ben onu beklerim.

 

Martılar uçuyor etrafımda;

Bağrımın mirasını taşlarım

Gecenin gündüzünü bekler iken,

Gündüz avutur gözyaşlarım…

 

İnal Karagözoğlu

13 Ocak 2017 Cuma

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

_____________________ 

* http://arsiv.takvim.com.tr//2004/11/27/capin.html , Takvim gzt., 27 Kasım 2004.  

** Martılar Uçuyor Etrafımda

Not: İstanbul’da Haliç’te Eminönü ile Karaköy arasına kurulmuş bulunan Galata Köprüsü’ne, eskiden, sadece ‘Köprü’ denirdi; Boğaz köprülenmezden önce… Haydarpaşa’daki vapur iskelesinde iki kapı vardır; sağdakinin tepesinde, eski yazıyla, “Köprü’ye gidecek yolculara mahsus” yazar, öbüründe de “Kadıköyü’ne gidecek yolculara mahsus”. Karaköy’e giden şehir hatları vapurlarının kaptan köşkünün yanındaki sefer saati ile gidilecek, uğranacak iskeleleri gösteren yere de ‘Köprü’ levhası konurdu. Bu ahşaptan yapılmış kahverengi boyalı sefer tabelasını hatırlayanlar çıkacaktır sanıyorum. 

© 2017 İK

 

Anahtar kelimeler: ağız mızıkası, çocukluk, martı, Martılar Uçuyor Etrafımda, tango   

768 | Anı | Günlük | Müzik | 130117

 

© İK tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.