1925’ten Bir Sesleniş…

Ve Gelelim Bugüne

 

“Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir. Rüesayı tarikat, bu dediğim hakikati bütün vuzuhiyle idrak edecek ve kendiliklerinden derhal tekkelerini kapayacak, müritlerinin artık vasılı rüşt olduklarını elbette kabul edeceklerdir.”[1] 

~Mustafa Kemal, 30 Ağustos 1925, Kastamonu

  

Gazi, halka seslenişinin bu bölümünü şu sözlerle bitirmiş:

“Arkadaşlar, huzurunuzda muvacehei millete beyanı teşekkür ederken hissettiğim ve gördüğüm hususatı olduğu gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında vazife bilirim. (Arkadaşlar, düşüncelerimi sizlerin önünde millete sunuyor, hissettiğim ve gördüğüm konuları olduğu gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında görev biliyorum.”

*    

Gelelim bugüne:

Bütün ölümler acıdır; çocuk ölümleri, bir başka acı… Aladağ yangınının alıp götürdüğü çocuklarımızın acısı ise, sadece hayattan küçük yaşta kopmuş olmalarıyla sınırlı değil; orada sönen yangın beyinlerimizde sürürüyor. Söner mi? Sönmez, ama belki biraz su serpilir. Bekliyoruz.

Ve beklerken bir yazı; başlığı olabildiğince çarpıcı: Saraylarını değil çocuklarını yakan ülke[2]!… Cumhuriyet’ten Mine Söğüt, yüzümüze yüzümüze çarpmış olayın püf noktasını…

Sayfama almalıyım:

« Tam tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasının doksan birinci yıldönümünde;

Bu ülke, bir cemaat yurduna kilitlenmiş küçücük kız çocuklarını cayır cayır yaktı.

Biz seyrettik.

Lanetler okuyarak.

Beddualar ederek.

Devlete, sisteme, gericiliğe, ilkelliğe, bağnazlığa söverek.

Seyrettik.

Kilitli kapılara, bakımsız binalara, denetimsiz yurtlara, yoksulluğa, çaresizliğe, çıkışsızlığa isyan ede ede.

Bir yangını seyrettik.

Biz daha önce de çok yangın seyrettik.

Tüm yangınları… uzaktan… kılımızı kıpırdatmadan, olduğumuz yerden, durduğumuz yerden, cennet sandığımız cehennemden, güvenli sandığımız en tekinsiz yerden, hep seyrettik.

Hep seyretmekteyiz.

Sanki bu cumhuriyetin kurucusu, neredeyse yüz yıl önce;

“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” dememiş gibi.

Bunun için köklü devrimler yapmamış gibi.

O medeniyeti çiğneyerek ve devrimleri tek tek yeniden devirerek;

Laikliği fare gibi ucundan kıyısından iştahla kemirerek;

Gelen geçen sivil ve askeri iktidarların ülkeyi en baştan…

Şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar ve cemaatler memleketi yapmalarını, biz bu yangınları seyreder gibi seyrettik.

Seyretmekteyiz.

Olduğumuz yerde, durduğumuz yerde, sanki her şey ayaklarımızın altından hızla kayıp gitmiyormuş gibi;

O ne zamandır yandı yanacak gibi duran;

Ha tutuştu ha tutuşacak, bu çoktan belli olan, şu ülkenin kapıları teker teker üzerimize kilitlenirken nasıl seyrettiysek;

Tüm yangınları öyle seyretmekteyiz.

Cemaatleri işine gelince allayıp pullayarak tepemize çıkaran ve işine gelmeyince tekme tokat hapislere tıkan;

Ama illa ve illa iktidara bir şekilde ortak yapan;

Onların desteğini almadan ayakta duramayan bir politik iradenin hükmündeki yasalarla yönetilmeye hazırlanan bu koca ülke…

Çocuklarını çalan ve çocuklarını yakan…

Her manada çalan ve yakan bu cemaatlere ve bu devlete aklı evvellerin dayattığı ‘ülke gerçeği’ aymazlığıyla ikna olduğu sürece…

Daha çok yangınlar çıkacak.

O yangınların alevinde çocuklarla birlikte her şey yanacak.

Kadınlar yanacak, eşcinseller yanacak, laikler yanacak, sanatçılar yanacak, gazeteciler yanacak, düşünürler yanacak, muhalifler yanacak.

“İnsanın olduğu yerde hata eksik olmuyor” diyen küstah politikacılar ve onları alkışlayan ve başlarına gelen her felaketi ilahi olarak kodlayan kalabalıklar yangınları körüklerken…

Biz seyredeceğiz.

Biz seyretmekteyiz. 

*** 

Artık uyanın. Artık uyanın. Artık uyanın.

Çocukları değil sarayları yakın.» 

*

Ekleyecek, çıkaracak tek kelime bulamıyorum.

 

İnal Karagözoğlu

2 Aralık 2016, Cuma

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

______________________

1 “Efendiler ve ey Millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur. Medeniyetin gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. Tarikat reisleri bu dediğim gerçeği bütün açıklığıyla anlayacak ve kendiliklerinden hemen tekkelerini kapatacak, müritlerinin artık erginliğe ulaştıklarını elbette kabul edeceklerdir.”

2 http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/638977/Saraylarini_degil_cocuklarini_yakan_ulke.html

 

Kaynak:

Mustafa Kemal’in Kastamonu Nutku’ndan alıntı için,

http://www.kastamonu.gov.tr/ataturk.asp

http://www.atam.gov.tr/ataturkun-soylev-ve-demecleri/kastamonuda-ikinci-konusma adreslerinden yararlanıldı.

 

Not: Özgün metinlerdeki dizgi yanlışları düzeltilmiştir.

© 2016 İK

 

Anahtar kelimeler: acı, çocuk, Gazi, çocuk, Kastamonu, Kastamonu Nutku, medeniyet, mensup, Mine Söğüt, Mustafa Kemal, mürit, ölüm, şeyh, tarikat, yangın

 

762 | Günlük | 021216

 

© İK tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.