Bu İş Haddinden Fazla Uzadı…

İşte Açıklıyorum, Herkes Rahat Olsun 

 

Memleketin önemli meselelerinden biri arapsaçına dönmek üzere. FETÖ’yü kastediyorum. 

Oysa, konuşulacak, çözüm yolu bulunacak ne de çok mevzu var, değil mi?

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) geçen günlerde Afyonkarahisar’da düzenlenen “Millet Yenilmez, Türkiye Bölünmez” başlıklı istişare ve değerlendirme toplantısının kapanışında konuşan AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasının Fethullah Gülen cemaatine (FETÖ) ilişkin bölümünde, ülkemizde bu örgüte, başbakan olarak sadece Necmettin Erbakan ile Recep Tayyip Erdoğan’ın karşı çıktıklarını, onunla açıkça mücadele ettiklerini söylemişti. “FETÖ AK Parti döneminde palazlanmamıştır” diyerek önemli bir açıklamada da bulunan Başbakan Yıldırım’ın bir sözü de, “CHP eğer sorgulayacaksa, önce kendisinin bu örgütle ilişkisini sorgulasın” olmuştu. 

Başbakan Binali Yıldırım’ın bu dediklerine derhal yanıtlar geldi. Sosyal medyada yer alan yanıtlardan biri de Haber Sol Org Tr adlı alanda yer alan görüntüler oldu: http://haber.sol.org.tr/toplum/binali-yildirim-unuttu-sosyal-medya-hatirlatti-173325 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Devir, Kabadayılık Devri

Keskin Sirke Artık Kabına Zarar Vermiyor…

  

Ne zamandır tiyatro yüzü görmeyenler için en azından kendi adıma söylemiş olayım TVlerdeki bazı izlenceler, nasıl denir, biçilmiş kaftan; evet, boşluğu pek güzel dolduruyorlar. Aslında, bu cümleyi –di’li geçmişle söylemem gerekirdi: “biçilmiş kaftandı”, “boşluğu pek güzel dolduruyorlardı”; ama artık öyle değil. Bu izlenceler de zamana ayak uydurdular, birer kavga küpü olup çıktılar; ağır aksak yol alarak, sindire sindire, çaktırmadan yani… “E birader, büyük laflar ediyorsun, hangi izlencelermiş onlar, bir deyiver” denecek olursa, olmuştur bile hayır, söyleyemem; başıma dert almaya niyetim yok. 

Bu izlenceleri yeriyor gibi şeyler dedim, ama bir şey söyleyeyim mi, alıştım o kavgalara, gürültülere; buna, ‘bir çeşit bağımlılık’ deyin, isterseniz… Evet, izlemeden duramıyorum, işimi gücümü o programlarıma göre (bakınız, “programlarım” dedim, gördünüz mü?) ayarlıyorum; gözüm bir buzdolabının kapısında, hangi saatte hangi kanalda ne var, çizelgesini yapıp buraya manyetlemiş bulunuyorum bir saatte; kaçırırsam ne yaparım sonra… 

İşte durum bu merkezdeyken, o güzelim programlarımdan biri sona ermiş, sabırsızlıkla bir başkasını bekliyordum, ağırdan alan vakti öldürmek için bari bir şeyler okuyayım dedim, kısmette Işık Kansu’nun yazısı varmış (Cumhuriyet, 22 Eki. 2016 Ct., http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/619576/

Kin_ve_nefret_soluyoruz.html ). Bakınız, benim izlencelerin yanından geçerek ama onlara dokunmaksızın kavga-gürültü konusunda neler diyor: 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Tek Bir Cümlenin Anlattıkları

Bir Feryat…

 

 

“Okuduğum, okuttuğum kitapların hiçbirinde, günümüz Türkiyesinde yürütülen yönetimi, ‘demokrasi’yle açıklayabilecek tek bir satır yok.”

 

Bu cümle, hemen hepimizin zaman zaman –bazılarımızın da sık sık– duyumsadığımız, hatta dile getirmek istediğimiz, hatta hatta dile getirdiğimiz, ama bunu yapmış olmaktan hiç ama hiç mutlu olmadığımız bir düşüncenin, dahası bir yargının hiç de boşuna oluşmadığının ifadesi. Bu cümle, bir akademisyen tarafından kaleme alınmış bir yazının özü. Bir tek eksiği var: ünlem işareti istiyor; bir feryat, bir uyarı cümlesi çünkü…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘Bir Çeşit İş Kazası’ Deyip Geçecektim

Meğerse Vaziyetin Arka Cephesinde Neler Neler Varmış…

 

TV8’in Aramızda Kalmasın izlencesinde meydana gelen Kürk Mantolu Madonna hadisesinden ötürü kendisinden söz ettiren TV sunucusu Funda Özkalyoncuoğlu, “‘Bildiğim de benimdir, bilmediğim de benimdir’ diye Peygamber Efendimizin bir açıklaması var değil mi? Bu benim bilmediğim olsun. Vay arkadaş yaa, siz Musul’a bakın, bugün Ankara’da çok önemli bir toplantı oldu, oraya bakın” diyesiymiş. 

Evet, kendisine pek pek yüklenildi, ama buna kutsal değerleri kullanarak karşı durmak da ne oluyor? Hem, ya Funda Hanım’ın dikkati çektiği Musul’da olanlar ile Ankara’daki o ‘çok önemli toplantı’nın haberlerinin başına da kürk mantolunun başına gelene benzer bir şey gelirse!… Nihayetinde, bu işlere bakacak olanlar da haberciler, TV, radyo sunucuları… Öyle bir risk de var, yani. Bence, devlet-hükümet adamlarının açıklamalarını beklemek en doğrusu; öyle değil mi? Hoş, o açıklamaları da bazen ya biz yanlış anlamış oluyoruz ya da kendileri yanıltılmış-kandırılmış oluyorlar ve ne olup-ne bittiği, ne dendiği-ne denmediği, ancak ilgili sözcülerin durumu düzelten resmî açıklamalarıyla ‘anlaşılır’ hâle geliyor, o da başka ya…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.