Bu Bir Sanrı mı?

30 Ağustos’un Arifesinde Düşünceler…

 

İnsanın beyninde beş ana lop bulunuyormuş. Lop, bir gövdebilim (anatomi) terimi. Bazı organımızın birbirinden ayrılmış olarak oluşmuş olan yuvarlak parçalarından her birine ‘lop’ deniyor; mesela, sağ akciğerimiz üç loptan oluşuyor, soldaki de iki loptan. Niye iki, dersek, yaradan o tarafımıza kalbimizi yerleştirmiş de ondan. 

Beynimizin her bir lobunun işlevleri (yaptıkları işler, görevleri) ayrı ayrı: ön lop (frontal lop), bilinçli düşünmemizi sağlıyor; yan lop (parietal lop), duygularımızla ilgileniyor; arka baş lop (oksipital lop), görme duyusuna bakıyor; şakak lobu (temporal lop), işitme, koku alma işleriyle görevlendirilmiş; ‘beyincik’ de denen serebellum lobu da duyular ile hareketlerin ilişkilendirilmesini sağlıyor, yani, duyu organlarından gelen bilgiler ile hareketlerimizi ilişkilendiriyor. “Bu lobu bozuk olanlar dengelerini sağlayamazlarmış” dersem, beyinciğin ne kadar da önemli bir organımız olduğu çok çok iyi anlaşılır. 

Bu özet bilgilere bakınca, bu bilgilerin ışığında yani, benim beynimde çok zamandır bir şimşek çakıyor: gerçekte ‘var olmadığını’ bildiğim, ama bana ‘varmış gibi’ gelen bir beyin lobu canlanıyor kafamda…

O da nedir?

Nasıl açıklayacağımı bilmiyorum bu durumu, ama bazı insanlarda böyle bir lop var; kesin… Bu lop, yeri gizli bir lop… Vücudun neresinde, belli değil… Çok saçma, değil mi? 

İyi de, saçma olduğunu söylüyor olsam de niye böylesine bir yargıya kapıldım? 

Şundan: Bazı insanlar, bazı gerçekleri göz göre göre yok sayıyorlar, o gerçekleri inkâr etme yoluna gidiyorlar… Ve işin acı yanı, bu insanlar bazılarını da buna inandırıyorlar ya da bazıları da buna inanıyorlar. Demek, o adını koyamadığım gizli lobun ‘var’lığı yaygın bir durum.

Bu gizli lobun bize ettiklerini engelleyebilir miyiz? Sanıyorum, engelleyebiliriz. Her insanın içinde iyilik tohumları da vardır, kötülük tohumları da. İnsan, bunlara irade gücüyle hükmeder. Bu lobu denetleyebilmek de, yani ona kanmamak da, bilgi, vicdan, adalet, bilinç ve benzeri değerlere sahip olmak ve irade gücüyle bunları dizginlemekle olabilir ancak. Bunlar benim görüşüm. Belki de yanılıyorumdur… Ve belki de, benim oksipital lobum, yani, görme duyusuyla ilgili bilgilerin işlendiği lobum arızalıdır, ne bileyim… Bilenler bilir, bu lop hafiften de olsa bir zarar görmüş olsa, halüsinasyonlara sebep olur. ‘Halüsinasyon’ denen şey de (Fransızcası ‘hallucination’, Türkçesi ‘sanrı’), uyanık olan, yani uyku hâlinde olmayan bir kişinin, kendi dışında ‘var’ sandığı, ama gerçekte ‘yok’ olan birtakım olguları algılaması.

 

*

Bütün bu yarı deli saçması satırları, birilerinin Cumhuriyet’le alıp veremedikleri olduğunu hissediyor oluşumdan ötürü yazmış bulunuyorum. Ne demek mi istiyorum? Bu konuda vaktiyle iki yazı yazmış, düşüncelerimi anlatmaya çalışmıştım; bağlantılarını vereyim de, şu yeterince şişmiş olan yazım daha fazla uzamasın: 

http://www.ilgilik.com/2014/08/29/buyuk-zaferin-yildonumunu-hak-etmek-2014.html/ 

http://www.ilgilik.com/2013/08/28/destani-yazmaya-devam.html/  

 

*

İki gün sonra 30 Ağustos Zafer Bayramı; bu büyük gün kutlu olsun!

  

İnal Karagözoğlu

28 Ağustos 2016, Pazar

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

© 2016 İK

 

Anahtar kelimeler: 30 Ağustos,  30 Ağustos Zafer Bayramı, beyin, gizli, halüsinasyon, lop, sanrı

 

749 | Ayrıksı | Günlük | 280816 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.