Durup Dururken…

Kendi Ayağına Kurşun Sıkmak

 

 

Hiç sevmediğim bir şey yapıyorum, daha doğrusu, şu anda yapmış bulunuyorum: başlıkta moda olan bir söz kullandım; “kendi ayağına kurşun sıkmak”, son zamanlarda yıldızı parlayan sözlerden… Pek anlamlı bir deyim; ateşli silahlardan hoşlanmıyorsanız, onun yerine, Türkmen boylarından Arsarılar’ın bir deyimi olan “baltayı kendi ayağına vurmak (öz ayağına özün palta urma)” da diyebilirsiniz.

 

Bu girişi niye yaptım? Yine son zamanlarda gündeme gelmiş olan “Kut’ül Amare” savaşı yüzünden birileri kendi ayaklarına kurşun sıkmış duruma düştüler de onun için…

 

Burada uzun uzun anlatacak değilim, şu kadarını söyleyeyim, tarihimizde, I. Dünya Savaşı kapsamında Irak cephesinde İngiliz-Hint kuvvetlerinin elindeki Kut kasabasının ordumuz tarafından 7 Aralık 1915’te kuşatılıp 29 Nisan 1916’da kurtarılması da var.

 

Bu olayın gündeme gelişi, “Kut’ül Amare Kuşatması” diye adlandırılan bu zaferin ‘kutlanmıyor oluşu’ idiaları bağlamında oldu. En üst düzeyden örnek vereyim, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut’ül Amare Zaferi’nin 100’üncü yıldönümü kutlamasında yaptğı konuşmada, «Kut’ül Amare Zaferi’nin, resmî tarih söyleminin önemli bir arızası olan, “1. Dünya Savaşı’nda Araplar bizi arkamızdan vurdu” yalanını ortaya koyan en bariz örnek olduğunu dile getirerek, kuşatma boyunca Kut halkının, adeta Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek bu uğurda pek çok şehit verdiğini vurguladı.»[¹] Ve çok çok önemli bir şey, konuşmanın bir yerinde de, “ders kitaplarında, ‘tarihimizi 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışının yer aldığı’ iddiası”ndan söz ediliyor.

 

Öte yandan, bazı tarihçilerin dediğine göre, 1952 yılına kadar Kut’ül Amare Zaferi’nin ‘Kut Bayramı’ olarak kutlanmasına, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde 1952 yılında 20’nci Demokrat Parti Hükümeti’nin aldığı ülkemizin NATO’ya üye olması kararı çerçevesinde son verilmiş. Ve, bu zafere ilişkin bilgiler de yine bu karar kapsamında tarih kitaplarından çıkarılmış.[²] 

 

*

Kore’ye asker gönderişimiz de (1950) NATO’ya girme uğruna değil miydi?[³]

 

Ne yazık, böyle şeyler, ‘bir şeyler uğruna acısı millete fatura edilen şeyler’ hep olagelmiştir, geliyor; milletlerin tarihlerinde nice örnekleri var bunların…

 

*

‘Kendi ayağına kurşun sıkma’ meselesiyle başlayan yazıyı şöyle noktalayabilirim: İktidar partisi ile onun sözcüleri, taraftarları vs., bu siyasal oluşumun Demokrat Parti’nin devamı olduğunu da ileri sürmüyorlar mı zaman zaman? Sürüyorlar. “Kut’ül Amare Kuşatması” zaferinin ‘kutlanmıyor oluşu’ iddiası da aynı çevrelerin dilinde değil mi? E o zaman?

 

 

İnal Karagözoğlu

4 Mayıs 2016, Çarşamba

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

____________________

¹ http://www.tccb.gov.tr/haberler/410/43802/milletimizin-binlerce-yillik-tarihini-neredeyse-1919-yilindan-baslatan-tarih-anlayisini-reddediyorum.html

 

² http://www.hurriyet.com.tr/ingilizler-rica-etti-k-tul-amare-kutlamalarini-o-kaldirdi-40097407

 

³ http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/789/10123.pdf

 

 

© 2016 İK

 

 

Anahtar kelimeler: 1919, Demokrat Parti, Kore Savaşı, ‘kendi ayağına kurşun sıkmak’, Kut Bayramı, Kut’ül Amare Zaferi, NATO

 

739 | Ayrıksı | Günlük | 040516

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.