Hiçbir Şey Görüldüğü Gibi Değildir

“Sen Vespa’yı biliyon mu?”

 

-Bir yol hikâyesi-

 

 

Adam, altında son model araba, şehrin kalabalıklardan uzak sakin bir semtinde ufak ufak gidiyor… Hafiften de romantik bir müzik açmış… Yolun iki yanında asırlık ağaçlar… Müzik, çevrenin doğallığını desteklemekte…

 

Derken adam iyice yavaşlıyor, müziği kapatıyor, kulağını kuş seslerine veriyor… İşte tam bu sırada, olabildiğince sakin olan ortamı yırtarak yaklaşan bir motosiklet cayırtısı… Ve geçip giden bir Vespa! Sürücü genç, bir yandan düdük çalıyor, bir yandan da yüzünü adama çevirmiş haykırıyor: “Sen Vespa’yı biliyon mu?”

 

Adamın tepesi atıyor, anında gazlıyor; sen gel, son model arabayı solla git… Olacak şey mi bu!? Adam müziği son noktasına kadar açıyor, beş-on saniyede Vespalı’yı yakalıyor ve kornasına basarak geçiyor kendini bilmez genci… Motosiklet arabanın rüzgârından sendeliyor, yalpalamaya başlıyor.

 

Durumu dikizden gören adam telaşlanıyor ve hemen yavaşlıyor. Ama ne o? Yine bir cayırtı kopuyor ve genç motosikletli arabayı solluyor ve yine yüzünü adama çevirmiş haykırıyor: “Sen Vespa’yı biliyon mu?”

 

Ne yapsın adam? Yine müziği sonuna kadar açıp gazlıyor, Vespalı’yı yakalıyor, kornasına basarak geçiyor… Vespa bu sefer arabanın rüzgârından fena sendeliyor. Adam yine hız kesiyor, bir yandan da düşünüyor: motosiklet savrulursa ne yapar? Ama genç zar zor toparlanıyor ve önceki sahneler tekrarlanıyor: “Sen Vespa’yı biliyon mu?”

 

Adam, bu sefer Vespa’yı geçmek istemiyor, müziği kapatıp iyice yavaşlıyor, kulağını yeniden kuş seslerine veriyor… Oh, motsikletliden kurtulmuştur işte… Ve işte, her seferinde hayran kaldığı, dönemeçli, şaşırtıcı güzelliklerle dolu en keyifli yerine de gelmiştir yolun…  

 

İlk dönemeci geçerken sağdaki beklenmedik görüntüyle irkilerek ânında frene basıyor adam: Vespalı, bir tepeciğin eteğinde kanlar içerisinde yerde yatıyor… Adamın gözleri hemen motosikleti arıyor ve neredeyse soldaki ağaca çıkmış olan Vespa’da donup kalıyor.

 

 

Vespa’nın tekeri (seramik eser, Tevfik Türen Karagözoğlu ~Derinmavi Seramik Atölyesi, Yalıkavak-Bodrum)

 

Adam, korku ve şaşkınlık içinde telaşla yaralının yanına koşuyor… Acıyla kıvranmakta olan genç, adamı görür görmez zorla hareket ettirdiği sol koluyla Vespasını işaret ediyor: “Sağlam mı?” Bir motosiklete, bir gence bakan adam yanıtlıyor: “Hurda…” Ve adam, acıma duygusuyla sarmaladığı yanıtını sürdürüyor: “Gördün mü ne demekmiş beni geçmeye yeltenmek!”

 

Adam, kaza geçiren birisine ders vermenin hiç yakışık almadığının farkına varıp kendisinden utanıyor. Gencin zar zor verdiği yanıt ise adamı iyiden iyiye kahrediyor: “Ben seni geçmek istemiyodum abi… Motor arkadaşımın, ondan habersiz aldım; sürerim sandımdı, ama bir türlü durduramadım… Vespa’yı biliyon mu, diye sordum sana, ama …”

 

Acemi motosikletlinin sözleriyle utancı artan adam, ancak kendisinin duyabileceği bir sesle fısıldıyor: “Hiçbir şey görüldüğü gibi değildir… Ya ben yanından geçerken takla atsaydı!…”

 

 

İnal Karagözoğlu

24 Aralık 2015

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

© 2015 İK

 

 

Anahtar kelimeler: acemi, araba, doğallık, dönemeç, fren, genç, hurda, korna, kuş sesi, manzara, motosiklet, motosikletli, müzik, romantik, son model, sürücü, takla, Vespa, yeltenmek, yol

 

727 | Öykü | 241215

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.