Hukukla Aramız Nasıl?

Bir Karşıoy Yazısı Okumaya Ne Dersiniz…

 

 

Bazıları için hukuk guguktur, bazıları için de hukukun üstünlüğünden önemli hiçbir şey yoktur şu ömrümüzde…

 

Son zamanlarda sık sık dile getirilen bir söz var: “Adalet bir gün herkese lazım olur.” Adalet denen şey de, “hak ve hukuka uygunluk, doğruluk” değil mi?… Yani, işin özü hukuk. “Yok, uyulması gereken hukuk kurallarını ben vazederim (saptarım, ortaya koyarım, ortaya çıkarırım)” diyenler için de bir söz var dilimizde: “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.”

 

Bu kısa ısınmadan sonra artık başlıktaki ‘karşıoy yazısı’nı okumaya geçebilirim:

 

«5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen, evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptırmak ve (6) numaralı fıkrasında yer alan söz konusu töreni yapmak suçlarının Anayasa’ya aykırılığı konusundaki çoğunluk kararına aşağıdaki nedenlerle katılmamaktayım:

 

Ulusal kurtuluş savaşı ile elde edilen bağımsızlık ve milli hâkimiyet temelinde ve devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin medeni milletler camiasına kendini kabul ettirmesinin başlıca dayanaklarından biri de kadın-erkek eşitliğini esas alan Türk Kanunu Medenisi olmuştur. Medeni Kanun’la çokeşliliğe son verilerek resmi nikâh esasının kabul edilmesinden sonra da yeni hukuki kurumların ayakta tutulabilmesi için bazı önlemler öngörülmüştür. Medeni nikâh yapılmadan dini nikâh yapılmasının bazı yaptırımlara tabi tutulması da bu kapsamdadır. Konuya salt hukuki ve Anayasal açıdan bakıldığında, Anayasa Mahkemesi’nin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun bu iptal davasındaki kurallarla aynı düzenlemeyi içeren 237. maddesinin dördüncü fıkrasının iptali istemini reddeden, 2.5.2002 tarihli ve 24743 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Esas 1999/27, Karar 1999/42 sayılı ve OYBİRLİĞİYLE alınmış kararındaki gerekçeler, bu iptal istemi yönünden de aynen geçerli olup, iptal isteminin reddi gerekmektedir. Ancak bu kere konuya insan hakları ekseninde bir gerekçeyle yaklaşılarak farklı bir sonuca varıldığından, iptal istemine konu olan kuralların koruduğu hukuksal değerler ile ihlal edildiği sonucuna varılan Anayasa hükümlerinin yeniden karşılaştırılması yararlı olacaktır.

 

Modern laik yaşamın ve buna bağlı toplum düzeninin gereklerini yüce dinimizin emirleri ile en güzel şekilde bağdaştırmasını bilen halkımızın büyük bir çoğunluğu, evlilik akdini icra ederken hem hukuki hem de dini ve sosyal vecibeleri yerine getirmeyi usul edinmiş, buna göre öncelikle remi nikâhın yapılması, sonra da dini tören ve düğün yapılması şeklindeki uygulama bir örf ve âdet hâline gelmiştir.

 

Kanun’un 230. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranların iki aydan altı aya kadar hapis cezasına çarptırılması öngörülmekle birlikte, ikinci cümlede “Ancak, medeni nikâh yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar” denmiştir. Bu düzenlemenin, ceza mevzuatında yer alan diğer suçlara ilişkin etkin pişmanlık ve hafifletici sebeplerden farklı, suçu âdeta “tazyik hapsi” niteliğinde bir yaptırıma bağlayan bir kural olduğu görülmektedir. Bundan da amacın, kimseyi dini tören yaptığı için cezalandırmak olmayıp, sadece dini törenin nikâh akdinden sonra yapılmasını sağlamak, böylece resmi evlenme akdinin ertelenerek, dini esasa göre kurulan aile birlikteliğinin hukuk düzeni dışında kalmasından dolayı kadın ve doğacak çocuklar yönünden muhtemel hak kayıplarını önlemek olduğu anlaşılmaktadır.

 

Konuya sosyolojik açıdan bakıldığında, toplumuzda hem resmi hem de dini nikâh ile evlenen çiftlerin oranının Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2011 yılında ilk evliliğinde hem resmi hem de dini nikâhla evlenenlerin oranı % 93,7 iken, sadece resmi nikâhla evlenenlerin oranı % 3,3 ve sadece dini nikâhla evlenenlerin oranı % 3’tür. Bölgelere göre nikâh türleri incelendiğinde, resmi evliliği olmayıp sadece dini nikâh yaptıranların oranının en yüksek olduğu bölgenin Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu (% 8,3), en düşük orana sahip bölgenin ise Batı Marmara Bölgesi olduğu (% 0,9) görülmektedir (Türkiye İstatistik Kurumu Bülteni, Sayı: 13662, 13 Mayıs 2013).

 

Yine Civelek ve Koç tarafından 2005 yılında yapılmış aile araştırmasında da sadece dini nikâhı olanların oranının 1968’de % 15 iken, 1978’de % 12, 1988’de % 8, 1998’de %7 ve 2003’te de % 5,8 olduğu görülmektedir. Bu verilere göre 1968’den 2003’e kadar sadece imam nikâhlı birlikteliklerde % 61 azalma meydana gelmiştir. Yine aynı araştırmanın bulgularından, Türkiye genelinde “imam nikâhı”nın bölgesel ve sosyokültürel faktörlere göre değişiklik arz ettiği, bu bağlamda coğrafi olarak Batı’dan Doğu’ya arttığı, eğitim seviyesi yükseldikçe azaldığı, kırsal bölgelerde kentlere göre daha fazla olduğu, hane refah seviyesiyle de ilgili olduğu, refah seviyesi çok kötü olan ailelerde % 15, orta olan hanelerde % 4, iyi olan hanelerde ise % 1 oranında olduğu görülmüştür. Bu tablodan çıkan sonuç, toplumsal düzenin temel esaslarından biri olarak kabul edilen kadın-erkek eşitliğine dayalı evlilik kurumunun, yani Medeni Kanun’a göre yapılan evlenme akdinin Devletçe bazı yaptırımlarla desteklenmesine ihtiyacın, kalkınmışlık düzeyi arttıkça ters orantılı olarak azaldığı, ancak toplumun bazı kesimleri ve bazı bölgeler itibarıyla hâlen bazı yaptırımlara ihtiyaç bulunduğu ve iptali istenen kuralın bu yönde önemli bir kamu yararına hizmet ettiğidir.

 

Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, 5. maddesinde devletin temel amaç ve görevleri sayılmış, 10. maddesinde eşitlik ilkesi, 17. maddesinde kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, 41. maddesinde ailenin korunması ve çocuk hakları düzenlenmiştir. Eşitliği güvence altına alan 10. maddeye 2004 yılında eklenen fıkrada “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür” denmiş; fıkraya 2010 yılında eklenen cümlede de “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz” hükmü getirilmiştir. İptali istenen kurallar herkesten önce kadınları korumakta olduğundan, anayasal denetimde işin bu yönünün gözden kaçırılması hatalı sonuçlara götürecektir.

 

Sosyolojik araştırmalara göre, aralarında herhangi bir şekilde evlenme akdi olmadan aile hayatı yaşayan çiftlerin oranı, sadece dini törenle evlenenlerin oranından daha düşüktür. Öte yandan, bu kategorideki kişiler ile dini törenle evlenmiş olduğunu düşünen kişiler arasında eşitlik karşılaştırması yapılması da mümkün değildir. Çünkü, eğitim ve ekonomik gücü yüksek olan kişilerin kurduğu birlikteliğin her iki taraftan herhangi birinin isteğiyle sona erdirilmesi genelde toplumsal barışı bozucu bir etki yaratmazken, inançları gereği kendisini dini nikâhla bağlı sayan taraflar arasındaki birlikteliğin bozulması çok ciddi sorunlara ve geniş aileleri de karıştıran, toplumsal barışı bozucu ciddi suçlara yol açabilmektedir. Durum ve konumları itibarıyla farklı olanlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamayacağı açıktır.

 

Kuralların öngördüğü cezanın Anayasa’nın 20 ve 24. maddelerindeki temel haklara ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiğinden de söz edilemez. Çünkü, buradaki müdahale, sadece belli bir dini törenin zamanlamasına yönelik, haklı nedenlere dayanan bir müdahaledir. Medeni nikâhın yapılmasıyla suç ve cezanın ortadan kalkacak olması, müdahaleyi daha da hafiflettiğinden, ölçüsüz sayılamaz. Çoğunluk gerekçesinde de belirtildiği gibi, 20 ve 24. maddelerdeki özgürlüklerin, bunların doğasından kaynaklanan bazı sınırları vardır. Dinsel bir törenin yapılmasından önce kişinin bazı koşulları yerine getirmesinde haklı bir neden ve üstün bir kamu yararı varsa, ölçülü olmak şartıyla devletçe bazı kurallar konabilir. Nitekim 80 yıldır halkımızın büyük çoğunluğu dini vecibelerini de ihmal etmeden bu kurallara uymuş ve bu kuralların kaldırılması yönünde yasa koyucu üzerinde önemli bir toplumsal talep yaşanmamıştır. Kurallarla sıkıntısı olan kişilerin, çoğunlukla, evlilik kurumunun kanuni yükümlülüklerinden kurtulmak ve partnerini, özellikle inançlı bir kişi ise, hukuken evli olmaksızın birlikte yaşamaya ikna etmek için dinin manevi gücünden yararlanmak isteyenler olduğu anlaşılmaktadır. Bunların da özgürlükler kapsamında himaye edilecek meşru bir hukuki yararlarının olmadığı açıktır.

 

Dini töreni yapan kişiler yönünden de kurallara ilişkin iptal isteminin aynı gerekçelerle reddi gerekir. Kaldı ki, başkalarını evlendirmek gibi dini bir zorunluluk da bulunmamaktadır.

 

Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 10, 20 ve 24. maddelerine aykırı olmayan yasa kurallarının iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekir.»

 

* * *

Evet, ben okudum. Peki, bu karşıoy yazısı neye karşı yazılmış? Bu konuda yazıda yeterli ipuçları varsa da, hem konuyu derinlemesine anlamak hem de bu karşıoy yazısının altındaki imzanın sahibini öğrenmek için http://www.anayasa.gov.tr/icsayfalar/basin/kararlarailiskinbasinduyurulari/genelkurul/detay/pdf/2015-51.pdf (Anayasa Mahkemesi Kararı, Esas Sayısı: 2014/36, Karar Sayısı: 2015/51, Karar Tarihi: 27.5.2015) adresine gitmek gerekiyor. Bu adresten sonra da “Anayasa Mahkemesi’nin İmam Nikâhıyla İlgili Kararı, Aile Düzeni ve Çocuk Haklarının Temeline Koyulmuş Bir Dinamittir” denen http://www.istanbulbarosu.org.tr/detail.asp?CatID=1&SubCatID=1&ID=10485 ’e uğranmasında yarar olduğunu gördüm.

 

 

“Anayasa Mahkemesi’nin imam nikâhıyla ilgili kararı, aile düzeni ve çocuk haklarının temeline koyulmuş bir dinamittir” demiş İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Süreyya Turan; bu karar, çocuk gelinlerin artmasına da yol açar mı? (Fotoğ., Www Adapsikoloji Com alanından.)

 

 

 

İnal Karagözoğlu

11 Aralık 2015

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

© 2015 İK

 

 

Anahtar kelimeler: adalet, aile, aile düzeni, Anayasa, Anayasa Mahkemesi, çocuk, çocuk gelin, çocuk hakları, çokeşlilik, dinî, dinî nikâh, evlenme, evlenme akdi (akti), hak, hukuk, imam nikâhı, iptal, kadın, kadın-erkek eşitliği, karşıoy, karşıoy yazısı, laiklik, Medeni Kanun, resmî, Türk Ceza Kanunu, Türk Kanunu Medenisi

 

726 | Günlük, Her Açıdan | 111215

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.