Bir Haftalık Bir Şeydi

O da Geldi ve Geçti İşte…

 

 

Ben bu kitapları milletim için topladım ve milletime vakfediyorum.

~Ali Emîrî Efendi

 

Muhtâc isen füyûzuna eslâf pendinin

Diz çök önünde şimdi Emîrî Efendi’nin

~Yahya Kemal

(Ali Emîrî’ye Gazel’den -Eski Şiirin Rüzgârıyle)

 

 

İnsanlar ne tuhaf, bir şeyleri önemli görmüşler, adlarına günler, haftalar, yıllar düzenlemişler: bilmem şu günü, bilmem bu yılı… Anmalar, kutlamalar… Bir kısmı tekil, bir kısmı çoğul… Bir kısmı yerel ya da ulusal ölçekte, bir kısmı dünya ölçeğinde… Dünya ölçeği yetersiz görülüp evrensel boyuta taşınanlar bile var. Çoğu numaralandırılmış da…

 

Bu anmalar, kutlamalar, bizde, yani ülkemizde, ‘Belirli Gün ve Haftalar’ başlığı altında bir takvime bağlanmış; bu takvim yapma işini de Milli Eğitim Bakanlığı’na vermişiz. Başta okullar, kurumlar, kuruluşlar, işte bu genel takvime bakıyor, kendilerini ilgilendiren bir şey varsa, o günlerde, haftalarda birtakım etkinliklerde bulunuyorlar.

 

Okulların bu açıdan işi zor: ana dersler yetmezmiş gibi neredeyse biri bitmeden biri başlayan, bazen de iç içe geçen etkinliklere de vakit ayırmak zorundalar. Böylece, bu belirli gün ve haftaları milletçe geçiştirmiş oluyoruz. Bence işin en ‘eğlenceli’ (acı) yanı, bu etkinliklerin tıpkı ulusal bayramlarımızda olduğu gibi tavsamış olması… Örnek mi? İşte, kaç yıldır adında ‘birlik ve beraberlik’ sağlayamadığımız Kütüphaneler Haftası (ya da Kütüphane Haftası)… Bu yıl 51’incisine ulaştık.

 

*  

Bugün günlerden 5 Nisan 2015 Pazar; 51’inci Kütüphane Haftası’nın son günü. Bu bize özgü hafta dolayısıyla işin uzmanlarınca söylenmiş, yazılmış pek çok şey olmuş olmalı; tabii, devlet büyüklerimizin dedikleri de olmamış değildir… Konuya ilgi duyanlar bunları takip etmiş, okumuş, dinlemişlerdir; ama yine de ben birkaç şeye değinmeden edemeyeceğim.

 

Dedim ya, kurumlar, kuruluşlar, belirli gün ve haftalarımıza ilişkin genel takvime bakıyor, kendilerini ilgilendiren bir şey varsa, o günlerde, haftalarda birtakım etkinliklerde bulunuyorlar. Dışarıda da öyledir sanıyorum. Kütüphane(ler) konusu, bizde bir devlet işi olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verilmiş; ilgili daire, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Bir de yurt çapında şubeleri olan bir derneğimiz var: Türk Kütüphaneciler Derneği. Kütüphaneler Haftası’nı işte bu iki kuruluş düzenliyor. 

 

Çocukluğumdan kalma kütüphane anılarımdan birini, ‘hafta’nın öngününde burada “Kütüphane Haftası’na Girerken… – Bir Kütüphane Anısı” başlığı altında anlatmıştım. Çocukluk yıllarımdan bende büyük iz bırakan bir anım daha var. ‘Kütüphane Haftası’na Girerken…’de anlattığım Halkevi Kütüphanesi’nde başıma gelen o olaydan sonra Müze’deki kütüphaneye dadanmıştım. Ya orta ikideyim ya da üçte… Türkçe hocamız, bir kitap özeti çıkarmamızı istemişti; yabancı bir yazardan olmasını da şart koşmuştu… Ben de gittim bu kütüphaneye, şöyle orta boya yakın bir kitap seçtim; Graziella… Ne yalan söyleyeyim, aslında kitabın adı çekmişti beni… Okuyunca, anlatılanlar da hoşuma gittiydi… Ve zevkle hazırladığım ödev bana yüksek bir not getirmişti… O gün bugündür bu yazma işini pek severek yaparım.

 

 

Millet Kütüphanesi -İstanbul, Fatih ~Fotoğ., Panoramio Com’dan.

 

Oldu olacak, bir de şunu anlatayım: Lise son sınıftayım, Vefa Lisesi.. arkadaşlarla bitirme sınavlarına hazırlanıyoruz.. yakında birkaç kütüphane var ama biz ders çalışmak için Millet Kütüphanesi’ni* tercih ediyoruz. Fatih’te… Nedeni, bize daha sıcak gelmesi… Rahat bir yer… Üstelik, havaların iyiden iyiye ısındığı bir mevsimde buranın serin avlusu iyi geliyor. Koca koca kalın tuğlalardan altıgen yer döşemeleri… Bu kalın yapılı zemin sulanmış da oluyor ve çevresine mistik bir ferahlık yayıyor… Bir de iğde ağacı var; kopardığım küçük iğde dalcığını askerlik kitabımın arasına koyuyorum…

 

*   *   *

Bakıyorum da, onca hayhuy arasında bir haftayı daha geride bırakmışız; evet, “Kütüphane Haftası da neymiş; bir haftalık bir şeydi işte… Geldiiii geçti” durumu… Ve durumlar can yakıyor.

 

*

Ali Emiri’lere selamlar olsun; nur içinde yatsınlar… Şükranlarımı sunuyorum onlara; sevgilerle, saygılarla dolu rahmetler diliyorum…

 

 

İnal Karagözoğlu

5 Nisan 2015

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

_________________________

* Millet Kütüphanesi, 1916 yılında araştırmacı yazar Ali Emiri Efendi tarafından, 1700-1701 yıllarında zamanın şeyhülislamı Seyyid Feyzullah Efendi’nin İstanbul’da Fatih’te yaptırmış olduğu Feyzullah Efendi Medresesi’nde kurulmuştur. 1857-1924 yıllarında yaşamış olan Emiri Efendi, bugün ‘Millet Yazma Eser Kütüphanesi’ adıyla bir uzmanlık kütüphanesine dönüşmüş bulunan bu kütüphaneyi, hayatı boyunca edindiği yapıtları halka açık bir çatı altında hizmete sunmak üzere kurmuş.  

 

Sözcükler:

 

muhtâc (muhtaç): Gereksinen, ihtiyaç duyan. 

 

füyûz: (burada) İlerlemeler, kültürel gelişmeler, olgunluğa erişmeler,  feyizler.

 

eslâf: Öncekiler, evvelkiler, geçmişler, selefler.

 

pend: Öğüt, nasihat.

 

 

Yahya Kemal’in beytine bir açıklama:

 

Muhtâc isen füyûzuna eslâf pendinin / Diz çök önünde şimdi Emîrî Efendi’nin: Senden öncekilerin verecekleri öğütlerden ders almaya gereksinim duyuyorsan, bundan böyle Emiri Efendi’nin önünde diz çökmelisin. İK

 

Notlar:

 

• Yahya Kemal’in, ‘books.google.com.tr’ kaynağından aldığım dizelerinde, kaynaktaki yazımı korudum;

 

• Bu yazı, 31 Mart 2013 tarihinde bu alanda “Bir Haftalık Bir Şeydi – O da Geldi Geçti…” başlığıyla yayımlamış olduğum yazının güncellenmiş biçimidir. İK

 

 

 

© 2015 İK

 

 

Anahtar sözcükler: Ali Emiri Efendi, Feyzullah Efendi Medresesi, kitap, Kültür ve Turizm Bakanlığı, kütüphane, Kütüphane Haftası, Kütüphaneler Haftası, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Millet Kütüphanesi, Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Milli Eğitim Bakanlığı, Şeyhülislam Seyyid Feyzullah Efendi, Türk Kütüphaneciler Derneği, Yahya Kemal

  

705 | Anı | Günlük | Her Açıdan | 050415

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.