‘Yeni Türkiye’ Hâlleri…

Ve Medeni Kanun

 

 

Dün, ‘3 Mart Devrim Yasaları’nın* 91’inci yılıydı. ‘Yeni Türkiye’ yolunda ancak cılız birkaç sesle kutlanabilen bir yıldönümü… Böyle geçiştirilen bir yıldönümü de geçen aydaydı: 17 Şubat, Türk Kanunu Medenîsi’nin kabul edilişinin 89’uncu yılıydı.

 

Kısaca ‘Medeni Kanun’ dediğimiz Türk Kanunu Medenîsi, –Türkçe tamlama olarak söylersek ‘Türk Medeni Kanunu’– 3 Mart 1924’te kabul edilen ve ‘3 Mart Devrim Yasaları’ diye anılan yasalardan sonra gelen devrim niteliğinde önemli bir yasamız(dı). -Dı; çünkü, 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren bu 743 sayılı kanun, 1 Ocak 2002 tarihinde yeni Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalktı. Ama konum bu değil; ben, bu ilk medeni kanunumuzun genel gerekçesinden söz etmek istiyorum.

 

Bu gerekçe (Türk Medeni Kanunu Genel Gerekçesi [Türk Kanunu Medenîsi Esbabı Mucibe Layihası]), dönemin Adalet Bakanı (Adliye Vekili) Mahmut Esat Bozkurt tarafından yazılmıştı. Önce işte bu gerekçeden birkaç alıntı yapacağım, sonra da sözü yetkin bir kaleme, Meriç Velidedeoğlu’na bırakacağım.

 

Alıntılarım, döneminin dilinden sadeleştirilmiş biçimleriyle şunlar:

 

- “Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili hükümlerin bir araya getirildiği bir Medenî Kanunu yoktur. Yalnız, sözleşmelerin küçük bir kısmına değinebilen Mecelle vardır. 1851 maddedir. 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlanmış ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlanarak yürürlüğe konmuştur. Bu kanunun ancak üç yüz maddesinin günümüzün ihtiyaçlarına uyduğu söylenebilir. Geriye kalanı, ülkemizin ihtiyaçlarını ifade edemeyecek kadar ilkel birtakım kurallardan oluştuğundan uygulanamamaktadır.”

 

- “Ulusal toplum yaşamının düzenleyicisi olan ve yalnız ondan esinlenilmesi gereken derlenmiş bir medeni kanundan Türkiye Cumhuriyeti’nin yoksun kalması ne yüzyılımızın uygarlığının gerekleriyle ne de Türk Devriminin hedeflediği anlam ve kavramla bağdaştırılabilir.”

 

- “Şu yanı da belirtmek gerektir ki, çağdaş uygarlığı almak ve benimsemek kararıyla yürüyen Türk ulusu, çağdaş uygarlığı kendisine değil, kendisi çağdaş uygarlığın gereklerine her neye mal olursa olsun ayak uydurmak zorundadır. Yaşamak kararında olan bir ulus için bu şarttır.”

 

- “Gerçekten çağdaş uygarlıkla Mecelle hükümleri kuşkusuz bağdaşamaz. Fakat Mecelle ve buna benzer diğer düzenlemelerle Türk yaşamının uyuşmadığı da açıktır. Adalet Bakanlığı, en yeni ve en gelişmiş olan İsviçre Medenî Kanununu, ulusumuzun şimdiye kadar (kendisine) bağlı kalmış olan geniş zekâ ve yeteneğini doyuracak ve ona gerçek bir yarış yer ve alanı olabilecek bir uygarlık yapıtı olarak görmektedir.”

 

- “Yüzyılımızın uygar uluslara tanıdığı bütün hukuku uygarlık dünyasından kayıtsız koşulsuz isterken, bu hukukun yerine getirilmesi gereken uygarlık görevlerini de Türk ulusu kendi eliyle kendisine yüklemiş bulunuyor. Bu kanun tasarısının anlamlarından biri de budur.”

 

Şimdi de, Meriç Velidedeoğlu’nu okuyalım: Mahmut Esat Bozkurt ve ‘TBMM’de Tarihsel Bir Oturum.

 

» http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/120955/Mahmut_

Esat_Bozkurt_ve__TBMM_de_Tarihsel_Bir_Oturum.html .

 

 

İnal Karagözoğlu

4 Mart 2015

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

__________________

* Bkz. Günün Tarihi 3 Mart 2014 – Üç Yıldönümü… -İnal Karagözoğlu, İlgilik, 3 Mart 2014

» http://www.ilgilik.com/2014/03/03/gunun-tarihi-3-mart-2014.html/  

© 2015 İK

 

 

 

Anahtar sözcükler: 3 Mart Devrim Yasaları, esbabı mucibe, gerekçe, layiha, Mahmut Esat Bozkurt, Mecelle, Medeni Kanun, oturum, tarihi oturum, TBMM, Türk Devrimi, Türk Kanunu Medenîsi, Türk Medeni Kanunu, ‘Yeni Türkiye’

 

 

698 | Günlük | Her Açıdan | 040315

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.