Bir Kış Günü Hikâyesi

‘Ağır Tahrik’!: “Sütlü Salep Bulunur”

 

 

Bir zamanlar kış günlerinin vazgeçilmezlerindendi salep. Bozanın arkadaşıydı; her evde olurdu… Kim bilir şimdi nerelerde, ne hâllerde?

 

Salep bitkisini, Bencik’teki öğretmenliğim sırasında gördüm (1961, Muğla-Yatağan’ın bir köyü). Saleple o zamana kadarki karşılaşmalarım, annemin pişirdiği salep içeceği ve dondurmayla olagelmişti. Tabii, Tokat’ın uzun yıllar tek dondurmacısı olan Salepçi Remzi’yle de…

 

Dondurmacı Remzi’nin dondurmasını, dondurma kaplarını, ufacık dükkânında sattığı pandispanya, rengârenk bezeler, cevizli çörek, üzümlü kurabiye –‘üzümlü’ dediysem kuşuzümlü değil, bilinen kuru üzüm ve bizim memlekette ‘kek’ lafı da duyulmamıştı o vakitler…– ve haşlama simidi vesaireyi, hele de dondurmayı nasıl yaptığını falan anlatmaya dalmayayım. Konu bu değil… Konu, Bencik’te ‘kendi elimle’ toplayıp-kurutup eve getirdiğim bir avuççuk salebin yıllarca bizi idare ettiği de değil… Bu arada söylemeden edemem, annem de babam da İstanbul’da pek çok yiyeceğimizi Mısır Çarşısı taraflarından alırlardı; salebi de öyle… Yani, diyeceğim, benim Bencikli salepler Mısır Çarşısı’ndakileri sollamıştı.

 

Asıl konuya geleyim:

 

Bir sosyal paylaşım alanından arkadaşımın, has arkadaşım Erolcuğum’un kızı Sen Pek’in (Şen Pek) o alanda paylaştığı ‘Isıcacık Sahlep Bulunur’ levhalı fotoğraf, bana, bir tarihte İstanbul’da Karaköy’de Kadıköy İskelesi’nin karşısındaki dar sokağın başında yer alan börek, şerbet vesaire yenip içilen salonun camında karşılaştığım levhayı hatırlattı asıl: “Sütlü Salep Bulunur”.

 

Benim öyle önüme gelen yerde bir şeyler yiyip-içme âdetim yoktur, ama bu levha beni gıdıklamıştı: bir de bakmıştım, içerideyim. Garson gelip dikildi; delikanlıdan bir çocuk; sordu: Ne istiyorum? Dedim, bana iki yüz gram kadar peynirli börek, bir de sütsüz salep… “Sütlü şeyler, affedersin, şey ediyor da beni aslanım” gibilerinden bir de açıklama yaptıydım.

 

Çocuk gidip tezgâhın oraya, usta kılıklı birisine bir şeyler söylemiş, olmamıştı, bir başkasıyla daha konuşmuştu; bu arada bir de bakmıştı kasadaki kalantor kendisini izliyor, hemen onun yanına gitmiş, elini benden yana uzatarak bir şeyler anlatmıştı. Ve az biraz sonra da kasadaki damlamıştı masaya: “Bilader sen ne istemiştin?” Garson çocuğa dediklerimi aynen tekrarladıydım. Adam, demişti, “O yok, bizde sütlüsü var”. Tam da o sırada börek de gelmiş miydi sana!… Ne yaparsın? “Affedersiniz birader” dediydim, “böreği paket yapsanız, ben öyle kuru kuruya yiyemem, boğazımda arıza var; ilerde Mısır Çarşısı’nın oralarda sütsüz salep yapıyor birisi, seyyar tezgâh… Oracıkta yerim artık…”

 

*

Börekçiden çıkıp acele adımlarla köprüye yönelmiş, arkama adam taktılar mı, beni takip ediyorlar mı, diye de çaktırmadan etrafımı kollamıştım. Bilmem, ‘sade salep’ denemesi yaptılar mı bizimkiler… Yaptılarsa, ‘kalaylama’larını, o laflarını geçmişte kalmış bile olsa kendilerine işte buradan şiddetle iade ediyorum…

 

Beni, ‘Sütlü Salep Bulunur’ levhası kışkırtmıştı; levha da oraya kendi kendine gelmemişti ya… Yani, ‘ağır tahrik’ vardı bu işte… Aslında kötü hâllerim yoktur. Yani…  

 

 

İnal Karagözoğlu

12 Ocak 2015

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom 

 

 

© 2015 İK

 

 

Anahtar sözcükler: Bencik, boza, dondurma, ısıcacık, içecek, kış, Mısır Çarşısı, Muğla, sahlep, salep, sıcacık, sıcak salep, sütlü, Yatağan

 

 

690 | Günlük | 120115

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. İnal Karagözoğlu said,

    Ocak 14, 2015 at 19:16

    Ne günlere kaldık!…

    Bu da salepsiz ‘salep’: http://www.hurriyetaile.com/yemek-tarifleri/alkollu-alkolsuz-icecek-tarifleri/ev-yapimi-salep-tarifi_2373.html (ev yapımı salep (!) tarifi)

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Ocak 15, 2015 at 00:29

    ‘Ev yapımı salep tarifi’ni verenler bir de sormuşlar: “Soğuk kış günlerinin lezzetli içeceği salebi evde hazırlamak istemez misiniz?” İsteriz de, ortada salep yok!… Ve zencefil de… Tarifte yani…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.