Kadın Gülmemelidir

Yine de Gül Sen, Gülün Olayım…

 

 

“Kadın dediğin gülmez!” Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın son laflarının özü bu. Ben böyle anlıyorum. Muhaliflik böyledir işte: adam ‘kaz’ der, sen ‘koz’ anlarsın… Adam, kadınların öyle olur olmaz yerlerde kahkaha atmalarının yakışıksız kaçtığını söylemeye çalışır, sen, ‘kadınlar gülmemelidir’ anlarsın…

 

“Kadınlar gülmemelidir” sözü şuradan: Ortamektepteyken biz, tıfıl gördüklerimizin yanında güya onlara duyurmak istemiyormuşçasına alçak sesle konuşuyor numarası yapar, ardından kahkahayı basıp tıfıla duyuracak şekilde uyduruk bir şeyler geveler, sonra da lafı “kızlar gülmemelidir” diye bağlardık; bunun üzerine çoğunlukla tıfıl da tongaya düşer, “niye gülmemelidir” diye sorardı. Biz de “kız olduğu için” diye cevap verirdik. Aklımız sıra kelime oyunu yapmış olurduk ve bu iş bizi pek memnun eder, keyiflendirirdi…

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucularından olan Arınç, partisinde önde gelen adlardan birisi, ve bence bu partinin önemli bir figürü de: sakin, güler yüzlü, yumuşak bakışlı, merhametli, duygusal, sevecen ve meramını rahat ifade eden bir muhterem…

 

Ve Arınç dikkat alanıma, “O, partisinin tek başına öncü birliği gibidir” yargısına varmama kapı açan işlerle girmiştir hep. Bütün o barışçıl niteliklerine karşın hiç de hayırlı olmayan şeyleri bu nitelikleriyle paketlenmiş olarak onun ağzından duymuşumdur. Olacak şeylerin habercisidir sanki…

 

Kadın kişinin gülmesine dair bu dedikleri de yakında olacak bir şeylerin işareti olamaz mı? Olabilir. Pek mümkündür. Niye? Ne zaman bir konuya değinse Arınç, kısa zamanda ülkenin gündemine o şey bütün ağırlığıyla çökmüştür ya da en azından memleketin gündemi hemencecik değişmiştir de ondan. Son operasyonlara ilişkin haberlerin vesairenin işgal ettiği gündemi de nüfusun yarıdan çoğuna ilişkin böyle bir ‘fetva’ değiştirebilir ancak… Ahlaka dair bir düzenleme? Eh, zamanıdır.

 

Peki, kadın dediğin öyle dolu dolu gülmez de ağlar mı? Anası bile ağlar… Bir de ağlak erkeklerimiz var, ona hiç girmeyeyim; ne yer ne de zaman müsait… ‘Zaman’ dediğim, vakit yani… Herkeslerin işleri güçleri başlarından aşkın, laf dinleyecek, hele de bir şeyler okuyacak zamanları mı var?

 

Gül Sen, Gülün Olayım…

 

Hadi diyelim, kadınların gülmeleri konusunda karar verildi, “gülmeyecekler” dendi ve memleketin yarısından çoğu doğrudan, geri kalanı da dolaylı olarak gülmeyi ‘unuttu’. Bizim “Gül sen, gülün olayım” diye başlayan bir şarkımız* var; Sadi Hoşses yazıp bestelemiş… Bu hicaz eseri ne yapacağız o zaman? Ve ‘Bayan Kahkaha’ diye bilinen sesimizi de unutacak mıyız?

 

İş bununla da bitmiyor; mesela, bizim burada bir tanıdık aile var, kızlarının adını ‘Gülümser’ koymuşlar; bu kız büyüyünce başına bela gelmeyeceğini garanti ediyor mu bu ‘fetvacı büyüğümüz’? Buna benzer benzemez daha nice sakatlıklar var… Saymaya başlasam bu yazıyı bağlamayı unuturum.

 

*

Yahu, nelerle uğraşıyoruz.. nedir bu bizim başımıza tebelleş olan zihniyet? Yeter be milletin anasını ağlattıkları!…

 

*

Ve bu yazıya ne anabaşlık atacağım da epeydir uç vermiş bulunuyor:Kadın Gülmemelidir’.

 

Kadınların gülmelerinden bile ‘huylanan’ zavallı erkek taifesi, bir düşünelim, bu başlık karşısında ne gibi hayallere kapılacaklar… Tabii, bizim ortamektep seviyesindeki kelime oyunundaki çakallığı çakarlarsa…

 

*

Peki bu durum karşısında ne yapalım?

 

Biz yine de şarkılara kulak verelim, derim.

 

 

İnal Karagözoğlu

30 Temmuz 2014

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

__________________

* Gül Sen, Gülün Olayım » http://www.youtube.com/watch?v=Uk7mAEp0UP4 ; Taner Şener söylüyor…

 

© 2014 İK

 

 

Anahtar sözcükler: ağlak, ağlamak, anası ağlamak, anasını ağlatmak, erkek, fetvacı, gülmek, gülmemeli, kadın, kaz, koz, muhalif, şarkı, taife, tebelleş olmak, tıfıl, zavallı, zihniyet

 

671 | Ayrıksı | Günlük | 300714

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.