Kim Ne Derse Desin

Umudumuz Kadınlar…

 

 

Cumhurbaşkanı seçimi iklimine girişimizle birlikte, ortaya ilgi çekici şeylerin çıktığını görmeye başladık. Hukuk, siyasal düzen, siyasi ahlak, basın-yayın, yazı-çizi, … alanlarında pek çok görüş, düşünce, ürün… Bunların bir kısmı tarihe de geçecek nitelikte.

 

Bu yazımda, iki hanım yazarımızın kaleminden çıkmış olan, fikrimce birbirine zıtmış gibi görünen ve fakat özleri bakımından aynı anatemele dayanan ve biri, daha önce yazılmış olanı aklıma getiren iki yazıdan söz edeceğim. Öncekini aklıma getirmiş olandan başlamam gerekiyor, bu, Prof. Dr. Tülay Özüerman’ın, Egeli gölgesel gazete Haber Ekspres’teki köşesinden: “Bıkkınlık noktası: Devlet gücü silgi mi?”¹ Tarihi, 12 Temmuz 2014.

 

 Tülay Özüerman, Prof. Dr. (Fotoğ., Haberekspres Com Tr’den)

 

Özüerman Hoca, benim hislerime de tercüman olmuş –sanıyorum bu eski tabir yeni deyişle şöyle söylenebilir: “Benim duygularımı da yansıtmış”–. Yazısından bir bölüm aktarmak istiyorum buraya:

 

«Alışveriş yaparken yine bu yüzü TV’de görünce genç tezgâhtara, “Beni burada da buldu… Ben bu yüzü görmek istemiyorum” dediğimde, genç delikanlı, “Biz bıkmadık mı? Ben sanki doğdum doğalı hep bu yüz var yaşamımda… Ben öncekileri bilmiyorum… Ve hep bu yüzle yaşlanmak istemiyorum” dedi. Neden daha önce böyle düşünmediğime hayret ettim. Evet, bugün yirmili yaş ve altında olanlar hep bu beyin yıkama sürecinden geçtiler. Algıları yönetilerek başka seçenekleri olmadığı anlatıldı sürekli; ama onlar da, bizler gibi kıyaslama olanağı olmayanlar da bıkmış durumda… Tezgâhtar gencin söylediklerini yazamam. Ancak, halk arasında dolaşırken duyduğunuz fısıldaşmalardan çıkarabilirsiniz. Milleti devletten daha üstün gördüklerini açıklayanların güya yücelttikleri millet, devlet olanaklarıyla belleklerinden kazınmaya çalışılan yolsuzluklar ve şaibelerle yargısını çoktan vermiş ve silinemeyecek şekilde belleğine kazınmış…»

 

Bana “benim hislerime de tercüman olmuş” dedirten satırlar işte bu bölümdü.

 

Ve Tülay Hoca’nın hangi yüzden söz ettiği hemencecik anlaşılıyor değil mi?

 

Bir duygunun kayıtlara geçmesini sağladığı ve bu arada beni de benzer içerikte bir yazıya oturmaktan kurtarmış olduğu için kendisine içten teşekkürlerimi sunuyorum; elleri dert görmesin…

 

*

Şimdi de ikinci yazıya geldi sıra. Hürriyet gazetesinden Gülse Birsel’in duygu, düşünce ve dileklerini “Doyamadım Başbakan’a”² sözleriyle anlattığı yazısına… Tarihi, 2 Şubat 2014.

 

 Gülse Birsel (Fotoğ., Fb.’ta konuşlanmış bulunan Kral Çıplak alanındaki fotoğraftan)

 

Gülse Hanım’ın pek eğlenceli olan olan duygu, düşünce ve dileklerini burada nasıl özetleyebileceğimi bilemiyorum. Serde çok çok geçmişte kalmış öğretmenlik de olduğundan Tülay Hoca’nın dediklerini özetlemek görece olarak kolayıma gelir ya da yukarıda olduğu gibi bir bölümü alıp (kesip) buraya aktarmak (yapıştırmak) hepten ‘kolayıma gelir’ (kolaycılık genlerimizde mi var nedir?), ama Gülse Hanım? Zor. Şu dediklerine bakın: “Çok alıştım kendisine. Günlük rutin fırçamı yemeden güne başlayamıyorum. Neyse ki hologram imdadımıza yetişti. Böylece olmadığı yerlerden de bize seslenebilecek” diyor. En hafifi bu… Bu minval üzre gelişen, dallanıp budaklanan bir yazıyı nasıl ve neresinden kesip biçersiniz de yazınıza taşırsınız!? En iyisi ve kolayı, bağlantısını vermek; ben de zaten bunu dipnotta yaptım.

 

Ama şu kadarını da söyleyeyim, Gülse Hanım’ın yazısının nasıl hayat bulmuş olabileceğini düşündüm ve şu sonuca vardım:

 

Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak adından çok söz edilmesini başar(t)an zat, bu yılın ocak ayının sonlarında partisinin İzmir İl Başkanı adayını tanıttığı bir toplantı düzenletmişti. Ve o toplantıda ortaya, teknolojinin ‘hologram’ denen bir ürününü koydurarak milleti pek şaşırtmıştı.³ Ve tabii, adından günlerce söz ettirmeyi o zaman da başarmıştı. Gülse Birsel, bence, işte bu teknoloji harikasının etkisiyle kaleme almış ‘şaka gibi’ sözünü ziyadesiyle hak eden bir başlığın altındaki bu harika yazısını…

 

*

Şimdi bir ara vermek istiyorum; bu ikisi de birbirinden değerli yazıları okumak için…

 

*

Okundular, değil mi?

 

*

Gerçeğin ta kendisi olan bu yazıları okuyunca, insan, Tülay ve Gülse Hanımlar sanki birbirlerinin tam zıddı yönde duruyorlar sanıyor, değil mi? Bu arada, Birsel’in bugünkü hissiyatını biliyor değilim; belki açıklamıştır, belki yeni bir şeyler demiştir de ben onları görmemişimdir…

 

Her neyse… Konu buralara gelince, benim içten içe bozulmama yol açan bir şey var, bir duygu, o yine sardı beni. Nedir? Söyleyeyim de kurtulayım; bir itiraf yani:

 

Bu hanım yazarlarımız var ya, çok oluyorlar ama… Beni kızdırıyorlar (aslında kıskandırıyorlar): ellerinin hamuruyla erkek işine karışıyorlar… Fesüb….. Olacak iş midir? Hangi devirdeyiz?

 

Ülkemizde esen ılımlı rüzgârdan bihaber midir bu nisa taifesi? Sayıları da çok birader… Basını, güzel sanatlar âlemini, hele de sinemasal alanları kaplayıp gittiler… Resmen ele geçirme hâli. İşte buradan ihbar ediyorum: asıl camia bunlardır!

 

Hay saçı uzun aklı kısalar, hadi evlerinize, evlerinize… Sizler hâlâ Cumhuriyet’in kadınları olmaktan korkmuyor musunuz?

 

*

Yine de son sözüm şudur: Umudumuz kadınlar…

 

 

İnal Karagözoğlu

15 Temmuz 2014

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

_________________

¹ http://www.haberekspres.com.tr/bikkinlik-noktasi-devlet-gucu-silgi-mi-makale,2517.html

² http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=25717999&tarih=2014-02-02

³ http://www.youtube.com/watch?v=ELMuPVCjizY

 

 

© 2014 İK

 

 

Anahtar sözcükler: bıkkınlık, bıkmak, cumhurbaşkanı adayı, Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhuriyet kadını, Cumhuriyet’in kadınları, devlet gücü, doyamamak, hanım, hologram, ılımlı, itiraf, kadın, kadınlar, nisa, teknoloji, umut, umudumuz, zıt

 

666 | Ayrıksı | Günlük | 150714

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.