Kadın Gülmemelidir

Yine de Gül Sen, Gülün Olayım…

 

 

“Kadın dediğin gülmez!” Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın son laflarının özü bu. Ben böyle anlıyorum. Muhaliflik böyledir işte: adam ‘kaz’ der, sen ‘koz’ anlarsın… Adam, kadınların öyle olur olmaz yerlerde kahkaha atmalarının yakışıksız kaçtığını söylemeye çalışır, sen, ‘kadınlar gülmemelidir’ anlarsın…

 

“Kadınlar gülmemelidir” sözü şuradan: Ortamektepteyken biz, tıfıl gördüklerimizin yanında güya onlara duyurmak istemiyormuşçasına alçak sesle konuşuyor numarası yapar, ardından kahkahayı basıp tıfıla duyuracak şekilde uyduruk bir şeyler geveler, sonra da lafı “kızlar gülmemelidir” diye bağlardık; bunun üzerine çoğunlukla tıfıl da tongaya düşer, “niye gülmemelidir” diye sorardı. Biz de “kız olduğu için” diye cevap verirdik. Aklımız sıra kelime oyunu yapmış olurduk ve bu iş bizi pek memnun eder, keyiflendirirdi…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Ekmek için Ekmeleddin”

Ya da Milletin Aklıyla Alay Etmek

 

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çıkardığı Cumhurbaşkanı adayına karşı olanlar, bu görüşlerini, bu adayın, ‘başbakan gibi bir cumhurbaşkanı’ anlamı çıkan şeyler söylüyor olmasına da dayandırıyorlar değil mi? Hani, elbette şunlarla bunlarla da ilgilecekmiş ya… Bu muhalefetin kaynağı da dile getirildiği yer de muhalefet partileri değil mi? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çıkardığı Cumhurbaşkanı adayının işte bu yüzden de Cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini söyleyenler de özellikle Cumhurbaşkanlığına ortak bir aday göstermiş olan partiler ile onların seçmenleri değil mi?

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Cumhurbaşkanını Seçme Yolunda

Lozan’ı Anlamak…

 

 

Doksan bir yıl olmuş; ‘dostlarımız’ dışarıdan ‘biz’ içeriden bir türlü silemedik gitti… Lozan Barış Antlaşması… Batılı sömürgenlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin hiçbir biçimde hazmetmemiş oldukları, boğazlarında kalmış olan belge… İşte 91’inci yılına da ulaştı. Ne de dayanıklıymış… Bundan sonrası yurtseverlere kalmış bir belge. Var olma ya da yok olma…

 

Lozan Barış Antlaşması, varlığımızın belgesi. Yok edilmesi, tarihten silinmesi için az şey mi yapıldı? Cumhuriyetimizle hesaplaşma çabaları, onun kazanımlarına sırt çevirmeler… Buna, hukukta yozlaşma, ahlakta çökmeler, yüzsüzlükler, eğitim-öğretimin milliliğini yok etme, ulusal güvenliği felç etme, temel kurumları itibarsızlaştırma çabaları, ‘demokratikleşme’ lafları, sağlıksız ekonomi (Gümrük Birliği, AB masalı, üretimsizlik, tarımda çökmüşlük, özelleştirme hikâyeleri, borç batakları), açılım hikâyeleri (ırksal söylemler, saflaştırmalar, ötekileştirmeler), din bezirgânlığı, dış politikada çuvallamalar, el âleme karşılıklılık ilkesine pek de uymayan taşınmaz satışları, bilimsel araştırmalara ayrılan payların cüceleşmesi, devletin temel görevlerinde yetersizlikler, YÖK, sol’da aymazlık, muhalefette ilkesizlik ve beceriksizlik, ‘yeni’ fetişizmi, Osmanlılılık hayalleri, BOP’la muhabbet hâlleri, ‘mütareke basını’ hâlleri, .. ve daha nice saymakla bitmez olumsuzluklar destek veriyor, eşlik ediyor… Lozan Barış Antlaşması’nın silinmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin ortadan kalkması demek. Asıl hazmedilmeyen de bu devlettir ya aslında… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bilmece-Bildirmece ve Laf Ola Beri Gele Bir Dilek

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı Bir Kamu Görevlisi mi, Değil mi?

 

 

10 Ağustos günü Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Önceki Cumhurbaşkanı seçimlerinden farkı, halkın, yani, cumhurun, kendisine başkan olacak kişiyi doğrudan doğruya kendi oylarıyla seçecek olması… Böyle deniyor. Tabii, bir aldat(n)ma durumu yoksa işin içinde… Hayır, hayır, sandık oyunları türünden bir şeylerden söz etmiyorum; hâşâ… Ben,  seçmenin önüne gelen (konan) adları tek seçicilerin belirlemiş olmasına takılmış bulunuyorum. Yani, ileride, cumhurun, kendi başkanını doğrudan doğruya kendisinin seçmiş olduğunun söylenecek olmasının masaldan başka bir şey olmayacağını söylemek istiyorum, o kadar. Yanlış mı?

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kamu Görevlisiydi, Değildi Derken…

Olan Kırklarelili İki Kafadara Oldu

 

 

10 Ağustos günü Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Her ne kadar “halk, yani cumhur, kendi başkanını kendisi seçecek” dense de, seçmenin önüne konan Cumhurbaşkanı adaylarını işin özünde tek seçiciler belirledi. Buna, “yanılıyorsun, hayır, öyle değil” diyecek bir tek kişi çıkamaz. Asıl konum bu değil, geçiyorum:

 

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin bir de yasamız var; TBMM’nin 18 Ocak 2012 tarihinde çıkardığı ve 26 Ocak 2012 günü 28185 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu adlı yasa…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kim Ne Derse Desin

Umudumuz Kadınlar…

 

 

Cumhurbaşkanı seçimi iklimine girişimizle birlikte, ortaya ilgi çekici şeylerin çıktığını görmeye başladık. Hukuk, siyasal düzen, siyasi ahlak, basın-yayın, yazı-çizi, … alanlarında pek çok görüş, düşünce, ürün… Bunların bir kısmı tarihe de geçecek nitelikte.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.