28 Haziran: Bir Kurtuluşun Adı

Ve Ülkem Cumhurbaşkanını Arıyor…

 

 

Bugün, 28 Haziran 2014. 28 Haziran 1921’in üzerinden 93 yıl geçmiş… Bugün, İzmit’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü.

 

30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı Devleti ile kısaca ‘İtilaf Devletleri’ denen düşmanlarımız arasında imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’nın (Mondros Mütarekesi’nin) 7’nci maddesi, başını İngilizler’in çektiği düşmanlarımıza, ülkemizin denizlerine, topraklarına yerleşme hakkı tanıyordu. İtilaf Devletleri (Bağlaşıklar [İngiltere, Fransa, İtalya üçlüsü]), bu anlaşmanın imzalanmasından on üç gün sonra, 13 Kasım 1918’de, işte o 7’nci maddeye dayanarak ve yanlarına Yunanlılar’ı da alarak savaş gemilerini İstanbul’a getirmişlerdi. Düşmanların hedefi sadece İstanbul değildi; sırada, öncelikle Marmara’nın kuzey kıyıları vardı ve Bağlaşıklar, aynı yılın 17 Kasımında, irili ufaklı kırk sekiz parçadan oluşan birleşik bir donanmayı İzmit Körfezi’ne gönderdiler. Yani, İzmit de işgal edilmişti…

 

Gelişmeleri kısaca şöyle özetleyebilirim:

 

İngilizler, bir yandan İzmit Körfezi’nin kuzey bölgesini işgal ediyor, bir yandan da burada kalıcı olabilmek amacıyla bölgenin budunsal yapısını değiştirmek için önemli gördükleri yerlere Rum göçmenler yerleştiriyorlardı.

 

Ve işgal hızla yaygınlık kazanmaktaydı.

 

Bu acılar yaşanırken Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Heyeti Temsiliye’nin yolladığı güçler buraları denetim altına almaya başladı. Ankara’nın 24/25 Haziran 1920 tarihli genelgesiyle, ‘Batı Cephesi Komutanlığı’ adıyla görev alanına bu bölge de giren bir komutanlık kurulmuştu.

 

Ve bu arada, Yunan Kuvvetleri de Eskişehir’e kadar ilerlemişti hani…

 

Derken, 6-11 Ocak 1921 günlerindeki savaşlar… Bu savaşların, ordumuzun ileride ‘I. İnönü Zaferi’ adı verilecek olan yengisiyle sonuçlanmasının ardından da 26 Ocak 1921’de ‘Kocaeli Komutanlığı’ adıyla bir birlik kurulmuş, Mayıs ayına gelindiğinde, İstanbul Hükümeti’nin buradaki Kuva-i İnzibatiye Birlikleri Kuva-i Milliye’ce etkisiz hâle getirilmişti. II. İnönü Savaşı’na da katılan bu birlik, savaştan hemen sonra kolordu düzeyine getirildi. İzmit’i düşman işgalinden kurtaran da işte bu birlik oldu: İzmit, 28 Haziran 1921 günü üç yüz dolayında şehit verilerek kurtarıldı.

 

Ve ne acı, bu mutlu günü kutlarken, bir yandan ulusal değerlerimizin haraç mezat satılması sürdürülüyor bir yandan da adım adım ‘II. Sevr’ planları yürürlüğe konuyor. Ve Türkiyem, çöken bir karanlık içinde cumhurbaşkanını arıyor…

 

*

İzmit’in düşman işgalinden kurtuluşunun 93’üncü yıldönüm kutlu olsun!

 

 

İnal Karagözoğlu

28 Haziran 2014

  

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

 © 2014 İK

 

 

Anahtar sözcükler: 28 Haziran, 28 Haziran 1921, anlaşma, Bağlaşıklar, cumhurbaşkanı, işgal, İtilaf Devletleri, İzmit, İzmit’in kurtuluşu, kurtuluş, Kuva-i Milliye, Mondros, mütareke, Sevr, ‘II. Sevr’

 

 

660 | Başkaca (İ) | Belirli Gün ve Haftalar | 280614

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. İnal Karagözoğlu said,

    Haziran 28, 2014 at 09:05

    Anlaşma mı Antlaşma mı?

    Özgün adı ‘Mondros Mütarekesi’ olan Mondros Anlaşması’ndan yazılarımda daha önce de söz ettiğim oldu. Bazı tanıdıklarım, yüz yüze, telefonla ya da emektupla bu Mütareke için ‘anlaşma’ değil, ‘antlaşma’ sözcüğünü kullanmam gerektiğini söylediler. Bu görüşlerini, ‘Mondros Mütarekesi’ sözünün geçtiği yazıların altındaki yorum yerinde dile getirmeyişleri, beni utandırmamak için olsa gerek… Oysa, hemen herkes pek çok yanlış yapar; önemli olan, yapılan yanlışı kabul edip özür dileyebilmek, o yanlışı düzeltme yoluna gidebilmek.

    Peki, ‘Mondros Mütarekesi’ için ‘anlaşma’ mı yoksa ‘antlaşma’ mı demeli? Hangisi doğru?

    Arapça bir sözcük olan ‘mütareke’, ‘bırakma, bırakıp gitme’ anlamındaki ‘terk’ sözcüğünden geliyor; Türkçesi, ‘karşılıklı olarak bırakma’, yani, ‘bırakışma’. Bu sözcük, ‘ateşkes, silah bırakışması’ anlamında bir askerlik terimi olarak kullanılagelmiş.

    İşte, 30 Ekim 1918 günü Osmanlı Devleti ile Uzlaşık Devletler (İtilaf Devletleri) arasında imzalanan Mondros Mütarekesi de bir silah bırakışması; tarafların, bu bırakışmanın koşulları üzerinde vardığı bir anlaşma. Çünkü, böyle bir bırakışma, ancak koşullar üzerinde bir anlaşmaya varılarak olabilir; anlaşma olmazsa savaşa devam… Onun için de, ‘Mondros Mütarekesi’ne ‘Mondros Silah Bırakışması’, ‘Mondros Ateşkes Anlaşması’ demek gerekir. Kısaca ‘Mondros Bırakışması’ ya da ‘Mondros Anlaşması’.

    Şunu da ekleyeyim, bir mütareke (silah bırakışması), bir barış antlaşmasının ilk adımıdır; örneğin, Mondros’un ardından Sevr gelmiştir. Ama her silah bırakışmasının ardından ille de barışa ulaşılacak da değildir.

    Sonuç olarak, ‘Mondros Antlaşması’ değil, ‘Mondros Anlaşması’ (ya da ‘Mondros Silah Bırakışması’, ‘Mondros Ateşkes Anlaşması’, ‘Mondros Bırakışması’) demek yanlış değildir.

    Bir şey daha ekleyeyim: pek çok kaynakta ‘Mondros Antlaşması’ sözünü görmek olağan işlerden… Hatta hatta, bir kaynağın bir yerinde ‘anlaşma’ bir yerinde de ‘antlaşma’ sözcüğü kullanılmış bile olabilir.

    Durum işte bu; ne etmeli, bilemiyorum; yapacak bir şey yok.(?!)

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.