19 Mayıs Ruhu

‘Günü Geçmiş’ Diye Bir Şey Yok!…

 

 

18 Mayıs günü bir yazıya başlamıştım; bir sonraki gün bayramdı. Yazı az biraz ilerlemiş, sonra tıkanmıştı:

 

«Yarın bayram. Acıların üzerine geliyor. Dumanı üzerinde acıların…

 

Mustafa Kemal 1919’un 19 Mayısı’nda Samsun’a ayak basarken de memleket acılar içindeydi. Bu bayramdan söz edilirken hep hatırlatılır ya, Mustafa Kemal, ülkeyi kurtarma yolunda ilk adımın atıldığı günleri Nutuk’unda şu sözlerle anlatmaya başlamış, diye:  

 

“1919 yılı Mayısı’nın 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:

 

Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.

 

Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…

 

(…) Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919’da, İtilaf Devletleri’nin uygun bulmasıyla Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor. (…)”

 

Bu hiç unutulmaması gereken sözler var ya, o günlerin gerçeğini anlatan bu sözler, bunlar, Atatürk’ü ‘silme’ye kadar vardırılmak istenen bir süreçte bize unutturulmak istenen gerçeklerin küçücük bir bölümü…

 

Bir de ‘Şark Meselesi’ ile ‘İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ denen olgular var. Bunlar da, bugün basın-yayın dünyamızda yer edindirilmiş bazı kalemleri akla getiren şeyler…

 

‘Şark Meselesi’ sözü, özü itibarıyla, Osmanlı’yı parçalamayı hedefleyen bir projeydi; Osmanlı zayıflamıştı ve İngiltere’nin başını çektiği Avrupa devletleri, başta İstanbul olmak üzere bu zengin Osmanlı topraklarının hangi Avrupa devletleri arasında nasıl paylaşılacağının adıydı.

 

Şimdi de, değiştirilmiş bir biçim ve içerikle servise konmuş durumda değil mi böyle bir proje? Ve iç destek sağlamakla görevlendirilmiş yeni yeni ‘Ali Kemal’ler yok mu? ‘İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ mi? O da ‘BOPseverler Derneği’ diyebileceğim ‘adı mensuplarında saklı’ gizli bir anlaşmanın altbaşlığı…»

 

Evet, az biraz ilerleyen yazı işte burada tıkanmıştı. Dumanı üzerinde acıların kaynağı Soma, yeni yeni acı veren olaylara da sahne oluyordu. Bütün bunlara göz kulak kesilmek beyin gücümü törpülemekteydi. Zaten, Danıştay’ın kuruluş yıldönümü kutlamasının ortaya koyduğu karmaşa az mı eziyet vermişti ruhuma… Artık her bir şeyleri bırakıp bir kenara, gözümü, kulağımı ve ağzımı kapamak gelmekteydi içimden. Oysa, yazının başlığı bile “Yarın Bayram – Uygun Bir Sesleniş Ararken…” diyerek kıyısından köşesinden uç vermeye başlamıştı… Ama hele bir kendime geleydim…

 

Yazı öylecene kaldıydı.

 

*

19 Mayıs geldi. Ve ben, ricat etmişliğin iç ezikliğiyle baş etmeye çabalıyordum. O gün öyle geçti. Ertesi gün Dil Derneği’nden (DD) bir eposta: 19 Mayıs kutlaması… Bu ileti cankurtaranım oldu; şimdi yarım kalan o yazımı tamamlamaktayım.

 

*

Gecikmiş de olsa, işte 19 Mayıs yazım:

 

19 Mayıs Ruhu

 

‘Günü Geçmiş’ Diye Bir Şey Yok!…

 

Bir ‘19 Mayıs’ı daha geride bıraktık. ‘19 Mayıs’ sözünü bir tarih olarak anlayabilirsiniz, tarihimizde bir olayın, bir bayramımızın adı olarak da… “Bir ‘19 Mayıs’ı daha geride bıraktık” derken evet, 19 Mayıs 2014 Pazartesi günü geride kaldı. Bir tarih olarak geldi ve geçti… Peki, her yıldönümünde şölenler düzenleyegeldiğimiz tarihimizden önemli bir olayı bu yıl gerektiği biçimde kutladık mı?

 

Soma’daki ‘yangın’ içimizi de yakarken bayram neyimize miydi? Yoksa, o yangını, bu 19 Mayıs’ın ışığından kaçmak için hazır bahane olarak kucağımızda mı bulduk? Bir yandan bunları düşünürken bir yandan da Dil Derneği’nin 19 Mayıs iletisini okuyorum… İmza, Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Özel:

 

 

«BÜYÜK YÜRÜYÜŞÜN 95. YILI KUTLU OLSUN!

 

Özgür, bağımsız, laik Türkiye için görkemli yürüyüş 19 Mayıs 1919'da başladı; 95 yıl sonra, bugün de devrimcilerimizin ardından kararlılıkla yürüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, dün olduğu gibi bugün de önderimizdir; sonsuza dek öyle olacaktır!

 

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki aynı ülkede yaşayıp aynı havayı solusak da ortak çıkarlar için ortak akıl üretemeyecek duruma getirildik; yönetenlerle yönetilenler aynı dili konuşamıyor… Acılarımız, üzüntülerimiz katlanarak artıyor; ama yılmıyoruz. Bizler, Kurtuluş Savaşını, Kuvayımilliye ruhuyla kazananların çocuklarıyız, ardıllarıyız. Onlar gibi başı dik, alnı açık yürümeyi sürdüreceğiz.

 

Yurttaşlık bilincimizi çiğnetmeden, ulusal sınırlar içinde özgürce yaşamak; ülkenin zenginliklerinden hakça pay almak; eğitim, sağlık ve adalet kurumlarında eşit olmak; ortak dille doğru iletişim kurmak; fırsatları kaçırmayan yayılmacı ile içerdeki işbirlikçisinin oyunlarını bozmak için kenetleneceğiz.

 

Ulusun ortak dilini, ortak değerlerini, ekmeğini, bezini, şekerini yok edenlere; bilincinin ve topraklarının zehirlenmesine göz yumanlara; laikliği ve ulusal değerleri sömürenlere; inanç ve köken farkından çıkar sağlayanlara; yayılmacıya yeni kapılar açanlara Mustafa Kemaller gibi karşı duracağız!

 

Mustafa Kemal’in ve Türk Devriminin unutturulmaya çalışıldığı; eğitim birliği ilkesinin yok edildiği; eğitimin dinselleştirildiği; usun, bilimin ve sanatın baskı altına alındığı; bilim ve sanat insanlarının aşağılandığı; dinselliğin ağır bastığı söz ve eylemlerin yoğunlaştığı; düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı; üniversite ve yargının siyasallaştığı; devrimci ruh taşıyan ulusalcıların suçlandığı bir dönemde, her şeye karşın 19 Mayısı devrimci coşkumuzla kutluyoruz.

 

Hiç kimse laik Türkiye için çalışmak ve savaşım vermekten bizleri alıkoyamaz! Hiç kimse TC’yi silemez! Hiç kimse laik cumhuriyetin yurttaşlarını, inancı kullanan iktidarların “kulu” yapamaz! 95 yıl önce olduğu gibi, bu 19 Mayısta da Türk ulusu, özgür ve bağımsız Türkiye için direnecek, büyük yürüyüşünü sürdürecektir!

 

Bütün gençlerimizin, devrimci ruhla genç kalan yurttaşlarımızın, ulusumuzun 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!»

 

*

19 Mayıs 2014 tarihi geride kalmış olsa da 19 Mayıs 1919 yaşıyor; o, 19 Mayıs ruhu… Bu ruh için ‘günü geçmiş’ diye bir şey yok!… DD’nin duyurusunu şimdi bir kere daha okuyacağım. Sonra da yenilenmiş ruhuma bir müzik… Ferahnak bir şarkı: “Ruhumda bahar açtı”. Evet, anlamına uygun bir makam olan ferahnak da, Y. Sinan Ozan’ın yazdığı sözlerine bakınca Artaki Candan’ın bu şarkısı da bir bayram kutlaması için pek uygun… Ne demiş şair? “Ruhumda bahar açtı, onun bülbülü sendin; / Her gün bana bir taze çiçek neşesi verdin. / Gönlümde açan goncelerin şen gülü sendin; / Her gün bana bir taze çiçek neşesi verdin…”*

 

19 Mayıs yeniden kutlu olsun!

 

 

İnal Karagözoğlu

21 Mayıs 2014

 

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

________________

Kaynak:

http://www.dildernegi.org.tr/TR,637/buyuk-yuruyusun-95-yili-kutlu-olsun.html

* Ruhumda bahar açtı:

http://www.dailymotion.com/video/x1fhjpq_nigar-uluerer-ruhumda-bahar-acti-onun-bulbulu-sendin_music

 

© 2014 İK

 

 

Anahtar sözcükler: 19 Mayıs, 19 Mayıs 1919, 19 Mayıs 2014, bayram, DD, Dil Derneği, İtilaf Devletleri, Mustafa Kemal, Nutuk, ruh, Samsun 

 

 

656 | Ayrıksı | Başkaca (İ) | Günlük | 210514

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.