Mahşeri Kalabalıkta Destekli Atmak

‘Pensilvanya-Bahçeli- Kılıçdaroğlu’ Üçlüsü Nerede Haşrolunacak?

 

 

Dünden beri –daha doğrusu geçen pazar gününden beri de dün iyice belirginleşti– bir konu kafamı kurcalıyor. Ters olan bir şey…

 

Ülkemizin başbakanı konumundaki Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ne demişti önceki gün? “(…) sen Bahçeli’yle, sen Kılıçdaroğlu’yla haşrolunacaksın.” Öyle değil mi? Nerede? Partisinin İstanbul’daki seçim mitinginde… Kime söylüyordu bunları? “Ey Pensilvanya” diye seslendiği kişiye… Bu da tamam mı?

 

Peki…

 

Sırayla gideyim öyleyse:

 

‘Pensilvanya’, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’yla birlikte ama öbür insanlardan ayrı bir zamanda mı haşrolunacak? Ve nerede?

 

Dahası, ‘Pensilvanya-Bahçeli- Kılıçdaroğlu’ üçlüsünün bireyleri bir arada haşrolunmak istemezlerse o zaman ne olacak? Öyle ya, öbür insanlardan ayrı tutulurlarsa böyle bir hak doğmaz mı? Yani, kendi kendilerine mi haşrolacaklar?

 

Yoksa, bu üçlüyü insandan saymamanın bir başka ifadesi miydi o sözler?

 

Bu sorulara yanıt aramazdan önce şu iki şeye açıklık getirmeye çalışayım:

 

1- ‘Toplanma, bir araya gelme’ demek olan Arapça ‘haşrolmak’ sözcüğü eskimiş bir sözcük. Bunun edilgeni olan ‘haşrolunmak’ ise, daha çok, hatta sadece dini bir terim olarak kullanılagelmiş olan bir sözcük. Geçmişte kullanılıyordu, bugün hullanılıyor, gelecekte de kullanılacak. Ne zamana kadar? Kıyamete kadar… Çünkü, Müslümanlık inancına göre, Allah, kıyamet gününde ölüleri diriltmiş olarak bütün insanları mahşere, toplanma yerine çıkaracaktır. Yani, bütün insanları bir araya getirecektir. Yani, Allah tarafından haşrolunacaklardır.

 

2- Her dilde olduğu gibi Türkçede de eylemler etken ve edilgen olarak ikiye ayrılır. Etken eylemin öznesi bellidir; edilgen eylem ise, ya bir özneyle kullanılmıştır ya da öznesi dolaylı yolla belirtilmiştir. Şunu da eklemek gerekiyor, edilgen eylemin çatısı -(i)l- ya da -(i)n- çatı ekiyle kurulur: “Hastaya serum ver(il)di.” – “Ezan ok(un)du mu?”

 

Şimdi Erdoğan’ın sözüne dönüyorum: “(…) sen Bahçeli’yle, sen Kılıçdaroğlu’yla haşrolunacaksın.”

 

Kim haşrecek? Allah. Zaten, dini tahsili olan konuşmacı da “haşredeceksin (bir araya geleceksin, toplanacaksın)” demiyor, doğru terimi kullanıyor: “haşrolunacaksın”.

 

Ve işte kafamı kurcalayan, ters olan şeye gelmiş oldum: madem Erdoğan iki sözünün birinde Müslümanlık’tan dem vurur, üstelik bu konuda tahsil görmüş birisidir, öyleyse, mahşer gününde neden ‘Pensilvanya-Bahçeli- Kılıçdaroğlu’ üçlüsünü öbür insanlardan ayrı tutmuştur? Hâşâ Allah’a şirk koşma anlamına gelecek bir söz mü söylemiştir? Kesinlikle, böyle bir şeyi bilinçli olarak ve isteyerek yapmış olacağını düşünmüyorum, ama bu sözü de etmiştir sonuç olarak… Ama niye?

 

Düşündün düşündüm ve kendimce bir şey buldum.

 

Önce şunu söyleyeyim: Ben, dini vecibelerini eksiksiz yerine getiren birisi değilim. Benim ilk ve ortaöğrenim dönemimde ‘din ve ahlak bilgisi dersi’ diye bir ders yoktu. Dini bilgilerimizi daha çok aileden, ahlaklı davranışları da yine aileden, çevreden, okuldan edinirdik. Gel zaman git zaman, öğretmenliğim sırasında bu ders de okutulmaya başlandı ve ben bazı şeyleri yeniden öğrenmek durumunda hissettim kendimi ve o ders için hazırlanırken Müslümanlık’a dair başka şeyler de öğrenme fırsatı buldum. Diyeceğim, hangi sözün dini açıdan dayanaksız olduğunu az-çok tahmin edebilirim. Sözü uzatmadan, bu ‘haşrolunmak’ terimine, kavramına geleyim: bu konu, Kuranıkerim’de Tâ-hâ Suresi’nin 59’uncu, Rûm Suresi’nin 19’uncu, Bakara Suresi’nin de 259 ve 260’ıncı ayetlerinde geçer. Bu ayetlerde, ölünce toprağa gömülen, orada çürüyüp toprak olan insanlara tekrar hayat verilerek oradan çıkarılacakları haber veriliyor ve buna inanmayanlara da kanıtlar gösterilerek kıyamet gününde neler olacağı, “O (Allah) ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız” deniyor. Topraktan yaratılmış olmak, toprağa döndürülmek ve tekrar topraktan çıkarılmak… Özetle, topraktan gelip toprağa gitmek, tekrar oradan gelmek…

 

“(…) çıkarılacaksınız.”

 

Evet, bu hüküm, yani, günü geldiğinde mahşer yerinde haşrolunma bütün insanlar için; ayrısı gayrısı yok… Hepsi Allah tarafından bir araya getirilecek.

 

Peki, nasıl olacak da kıyamet gününde ‘Pensilvanya-Bahçeli- Kılıçdaroğlu’ üçlüsü öbür insanlardan ayrı tutulacak? Ayrı bir mahşer yeri mi var? Olmayacak şey… Ama şu kadar milyon kişinin miting meydanında bir araya gelerek oluşturduğu mahşeri kalabalığı buna inandırmak kolay… Cahil bırakılmış bir toplum ne desen inanır. Kaç kişi bu korkunç ötekileştirmenin farkında? Ve farkında olmak da ne yazar öyle bir ortamda?

 

Düşünüp düşünüp de bu pervasızca ötekileştirnenin nasıl olup da olmuş olduğuna kendimce bulduğum yanıt şu: Cehaleti kullanmakla Ancak, “Pensilvanya, sen Bahçeli’yle, sen Kılıçdaroğlu’yla haşrolunacaksın” sözünün boşuna edilip edilmediğinin ve bu sözlerin, bu üçlüyü insandan saymamanın bir başka ifadesi olması olasılığının kafamı kurcalamadığını da söyleyemem.

 

Olmuyor beyim, olmuyor. Neresinden baksam olmuyor…

 

 

İnal Karagözoğlu

25 Mart 2014

 

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom (susturulmuş)

 

 

© 2014 İK

 

 

Anahtar sözcükler: haşrolmak, haşrolunmak, mahşer, mahşeri kalabalık, miting, miting meydanı, ötekileştirme, pervasızca

 

 

641 Başkaca (İ) | Günlük | 250314

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.