12 Mart’ı ‘Anarken’…

Bugünü Görmek

 

 

Bugün günlerden 12 Mart 2014; demokrasi yolundaki büyük tökezlenişlerimizden birinin yıldönümü. Kırk üç yıl önce bugün, 1971’de, Silahlı Kuvvetler, Süleyman Demirel’in başkanlığındaki hükümete, siyasi tarihimizde ‘12 Mart Muhtırası’ diye anılacak olan bir muhtıra vermişti. Başbakan Demirel, bu muhtıra üzerine istifa edecek, tarafsız olacağı konusunda görüş birliğine varılan Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Nihat Erim’in başkanlığında teknokratlardan oluşan ve ‘partiler üstü reform hükümeti’ diye tanımlanan bir hükümet kurulacaktı.

 

12 Mart’ı anınca, siyasi tarihimizin önemli adlarından Bülent Ecevit’i bu bağlamda anmadan olmaz. Bu anma, bugünkü iktidar mensuplarının ‘öncelikle’ ve ‘daha çok’ Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan artık gelenekselleşmiş olan ‘eski’ye yönelik kötüleyici söylemleri, hele de şu içinde bulunduğumuz seçim ortamında bu söylemlerin dozunun gittikçe artıyor olması karsında şart olmakta.

 

Ecevit’i ‘12 Mart’ bağlamında anmayı, şu kadar yıllık hayatı boyunca hiçbir siyasi partinin mensubu ya da gözü kapalı savunucusu olmamış bir kişi olarak bir görev, bir vicdan borcu biliyorum.

 

Evet, 12 Mart ve Ecevit…

 

“Ortanın solu Moskova yolu” çığırtkanlığı günleri geride kalmış, artık Ecevit genel sekreter olarak partisinde ‘ikinci adam’ konumuna yükselmiştir… 1970’e gelindiğinde, ülkenin gidişi gidiş değildir; Ecevit, havada bir askeri darbe kokusu almaktadır. Ve bu tehlikeyi, partisinin 20’nci kurultayının hemen ardından şu sözlerle dile getirecektir:

 

“Türkiye’de bir dikta tehlikesi vardır ve bu ancak ordudan gelebilir. Bu, örneğin Yunanistan’daki gibi, yabancıların oyunu olur. Demokratik rejimde bile çok güçlü olan ekonomik çevreler, askeri diktada, daha da güçlenirler. Bir askeri müdahale mümkün gözükmektedir. Fakat bu, ancak egemen zümrelerin yararına olur.”

 

Ecevit öngörüsünde yanılmamıştı, 12 Mart geldi çattı. Olan sadece memlekete olmamış, Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde çalkantılara da yol açmıştı: Ecevit, Erim’in başbakanlığını kabul edemiyordu ve tepkisini görevinden çekilerek gösterdi.

 

Ecevit’in askeri müdahalelere karşı olmasının temelinde, insanların, bu türden eylemleri ‘solcu, ilerici’ nitelikte sanıyor olması da yatıyor. Bu sanı bugün de yok mu? Bu sanıyı pompalayan laflar bugün de edilmiyor mu?

 

Bir 12 Mart yıldönümünde diyeceğim şudur: Hiçbir sol görüş sahibi, hiçbir ilerici, askeri darbelerin vesairenin yanında olamaz. Bunun aksini söyleyen ya iftiracıdır ya da cahil… Bu böyle biline…

 

 

İnal Karagözoğlu

12 Mart 2014

 

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

© 2014 İK

 

 

Anahtar sözcükler: 12 Mart, 12 Mart Muhtırası, askeri darbe, askeri dikta, cahil, darbe, dikta, Ecevit, iftiracı, ilerici, muhtıra, solcu  

 

636 Ayrıksı | Başkaca (İ) | Belirli Gün ve Haftalar | 120314

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.