Sahnedeki Oyunun Özü

Böyle Belleğe Böyle Yelleme…

 

Sahnede bir oyun oynanmaktadır: birlikte yolculuğa çıkan iki arkadaş, günün birinde senin koltuğun daha rahat, yok, seninki daha rahat, diye bir çekişmeye girerler. İşin içine yan şeyler de eklenir ve olaylar gelişir: iki kader yolcusunun arasındaki çekişme kısa zamanda büyüyüp kavgaya dönüşmüş, iş artık “direksiyonda ben olacağım”a kadar varmıştır… Derken, …

Derken derken, işe bir kısım seyirci de karışır… Oyun ilerlemiş, olay bütün salona yayılarak tiyatro binasına zarar verecek noktaya gelmiş, ortalığın yangın yerine dönmesine az kalmıştır.

Ben, işin en başından beri, ‘paralel devlet’ ve benzeri sözlerle dile getirilen şeyi işte bu oyuna benzetiyorum; ya da tam tersi: bu sözler ve olanlar, benim için böyle bir oyun yazmama ilham kaynağı olabilir ancak… Bir dizi sahte, düzmece şeyler…

Bu oyundaki sahteliği görmek için biraz geriye bakmak yeter; ancak, “hafıza-i beşer nisyanile malüldür” demişler; yani, insan belleği unutkanlık hastasıdır.

Çok şükür bu hastalığa yakalanmayanlar da var. Nedir onların gördükleri? İşte bir örnek: 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, geçen yıl Mayıs ayında resmi bir ziyaret için Başbakan’la birlikte ABD’ye gitmiş ve bu resmi seyahati sırasında Fethullah Gülen’i de ziyaret etmişti. Bu konudaki haberler şöyleydi: 

“Bülent Arınç, Gülen’le Pennsylvania’daki çiftliğinde bir araya geldi. Arınç’ın bu ziyareti Başbakan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştirdiği öğrenildi. Arınç’ın, hem insani amaçlarla hem de uzaktan iletilen mesaj ve polemiklerin giderilmesi amacıyla Gülen’le bir araya geldiği belirtildi. 

Başbakan Erdoğan’ın ABD ziyareti sırasında Gülen’le bir araya gelip gelmeyeceği merak konusu olmuştu. Başbakan seyahat öncesinde ‘Fethullah Gülen’le görüşecek misiniz’ şeklindeki bir soruya ‘Şu anda resmi programımızda böyle bir durum yok, ama gökten ne yağar ki yer kabul etmez’ yanıtını vermişti.”

İşte bu haberi okuyanların-dinleyenlerin kaçta kaçı hatırlıyordur şimdi bu gerçeği?

 

 Sahnedeki oyun ne için ve kimler için oynanıyor? 30 Mart’ta sandığa gideceklerin kaçta kaçı hiçbir şeyi unutmuş değil? (seçim -görsel, Net Gazete Com’dan)

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2012 Haziranında 10. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış töreninde yaptığı konuşmada yurt dışındaki ‘birisi’ne, “Gurbet hasrettir; hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir ve bitsin istiyoruz” diye seslendiğini hatırlayanların oranını ise hiç sormayayım. 

*

Sahnedeki büyük oyunun özü şudur: 30 Mart’a koşarken böyle belleğe böyle yelleme… 

Peki, ‘büyük gişe yapan’ bu alaturka oyunun perdesini indirmek kime düşüyor?

 

İnal Karagözoğlu

23 Şubat 2014

 

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

 

© 2014 İK

 

Anahtar sözcükler: 30 Mart, alaturka, bellek, hafıza, nisyan, oyun, sahne, seçim, unutkanlık, unutma, unutma hastalığı

 

631| Ayrıksı | Başkaca (İ) |Günlük | Her Açıdan | 230214

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.