Sis Perdesi Yırtılır mı?

Ne de Güzel Anlatmış Tevfik Fikret…

 

 

Yine ‘bir dûd-i muannid’ çökmüş İstanbul’a. Haber önemli. Deniz ulaşımı durmuş. Sabah haberleri arasında başlarda verildi.

 

‘İnternet Yasası’ denen ve son ‘torba yasa’da yer alan düzenlemelere ilişkin şeyler de haberler arasında başlardaki yerlerini yine koruyor. Beklenen bir durum: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun onaylanmış. Ama yeni bir uygulamayla birlikte… Cumhurbaşkanı, Tvitır’daki yerinde, “Memnuniyetle görüyorum ki iki maddeyle ilgili kaygılar yarın yeni bir yasal düzenlemeyle giderilecek” demiş. Yasayı niye onaylamış olduğunu da, “Bu düzenlemenin süratle gerçekleşmesine fırsat vermek için” diye açıklamış. Demek, onayladığı yasanın bu hâliyle Resmi Gazete’de yayımlanmayacağından emin.

 

Ben böyle karışık işleri anlayamıyorum; kafam kalın. Diyelim, ben onay yeriyim; önüme bir yasa geliyor, bakıyorum: şurası olmaz, diyorum; ne yaparım, olmaz dediğim yer düzeltilsin diye geri gönderirim… Aslında bu devirde bu işler daha kolay değil mi? ‘Meclis’ demek ‘başbakan’ demek; bizde, ‘başbakanların cumhurbaşkanlarıyla haftalık görüşmeleri’ diye bir uygulama da olduğuna göre, bu görüşmeler sırasında günün konusu olan yasa tasarılarını, önerilerini falan da görüşür, görüşlerimi bildiririm, onca hukukum olan başbakanım da dediklerimi yerine getirir. Sonra, telefon denen iletişim aracı da var: açarım, söylerim. Telefonlar dinleniyormuş… Dinlenirse dinlensin, memleket işlerini konuşmak suç mu? Suçsa da kimler için suç? İşte, benim kafa ancak böyle düşünebiliyor.

 

Ve, bu vesileyle itiraf etmiş olayım, muzır adamın teki olduğumdan bu gibi durumlarda hep Tevfik Fikret’ten şu dizeler geliyor dilime:

 

“Sarmış yine âfâkını bir dûd-i muannid; / Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid… / Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh, / Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh; / Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar / Dikkatle nüfûz eyliyemez gayrine, korkar! / ….. / ”

 

Şair İstanbul’a seslenmekte –İstanbul demek, memleket demek o devirde de–: “Dört bir yanını inatçı dumanlar sarmış; / Bu, yavaş yavaş çoğalan beyaz bir karanlık… / Baskısının altında varlıklar silinmiş, / Bütün görüntü, yalnızca tozlu bir bulanıklık; / Bakışların, iyice içerisine işleyip de / Başka şeyler görmekten çekindiği / Öylesine tozlu, korkutucu bir bulanıklık!”

 

Şair ne derse desin, anlaşılan, ülkeye sis mis çökmüş ya da çökecek falan değil… Sadece, o kadar kavga-dövüş boşuna olmuş; şimdi biraz da o ‘iki maddeyle ilgili kaygılar’ın giderilmesi için yapılacak ‘yeni bir yasal düzenleme’yle* meşgul olacağız, o kadarcık…

 

Öyle mi? Sadece ‘-cık’ mı?

 

 

İnal Karagözoğlu

19 Şubat 2014

 

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

 

_______________

* ‘Yasa’ sözcüğü ile ‘yasal’ sözcükleri birbirine karıştırılmış ve ‘yasa düzenlemesi’ sözü bir yana atılmış, onun yerine, ‘yasal düzenleme’ diye bir şey çıkarılmış ortaya. Üstelik, bu garip tanımlamayı üst düzeyden kimseler de kullanıyor.

 

Bunu söylerken amacım, Cumhurbaşkanı’nı, hele de Cumhurbaşkanlığı makamını küçük düşürmek falan değil; bu saptamayı, alışılagelmiş bir yanlış kullanımın nerelere kadar uzandığını göstererek devlet katında görevli onca danışman arasından bu yanlışlığı gören yok mu, bunu merak ettiğimi belirtmek için yapıyorum, o kadar…

 

 

© 2014 İK

 

Anahtar sözcükler: internet, kavga-dövüş, Meclis, sis, Sis şiiri, sis perdesi, Tevfik Fikret, torba yasa, yasa, yasa düzenlemesi

 

630| Ayrıksı | Başkaca (İ) |Günlük | Her Açıdan | 190214

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Fevziye Yazman said,

    Şubat 19, 2014 at 13:49

    Cık… Cık… Cık… Yani…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.