İnsan Aklına Kilit Vurulmuyor

Nereden Nereye…

 

 

Nereden nereye… İnsan aklı akıl erdirilecek şeylerden değil; ‘17 Aralık işleri’ beni ortaokul yıllarıma götürdü:

 

“Bu sofracık, efendiler -ki iltikama muntazır

Huzurunuzda titriyor- bu milletin hayatıdır;

Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!

Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”

 

Bu dizeler Tevfik Fikret’in Han-ı Yağma şiirinden…

 

 Tevfik Fikret 

 

Öğretmenimiz, Fikret’in, bu şiirinde, yıkılma sürecindeki koca bir ülkenin düşmanlarla elbirliği edilmişçesine içeriden de nasıl kemirildiğini anlattığını söylemişti. Ben böylesine kötü bir duruma hiç akıl erdirememiştim. Çocukluk işte…

 

*

Tevfik Fikret, bugün yazmış olsaydı ‘Yağma Sofrası’ diye adlandırmış olacağı Han-ı Yağma’sının yukarıdaki bölümünde şöyle diyor:

 

“Efendiler, karşınızda titreyerek yenip yutulmayı bekleyen bu sofracık, acı, üzüntü, sıkıntı içinde can çekişen bu milletin hayatıdır. Fakat siz çekinmeyin, hapır hupur yiyin, yutun onu… Yiyin efendiler, yiyin: bu iştah kabartan sofra sizin; doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!”

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 12 Ocak 2014

 

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom 

 

________________

(Fotoğ., Vikipedi kaynağından.)

 

© 2014 İK

 

 

 

 

 

Anahtar sözcükler: 17 Aralık, ‘17 Aralık işleri’ acı, akıl, Han-ı Yağma, insan aklı, kilit, kilit vurmak, sıkıntı, Tevfik Fikret, üzüntü, Yağma Sofrası 

 

623 | Günlük | Her Açıdan | 120114

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.