Ekmekler Çoktandır Bozuk

İş Mayada, Asıl Onu Bozmayalım

 

Bugünlerde ekmeğe ilişkin türlü türlü şeyler duyuyoruz. Milletin dikkatini en çok da fiyat artışı çekiyor. Televizyonlarda ise bir ‘tam buğday’ lafıdır dolanıp duruyor: ‘uzmanlar’, hangi ekmeği yemeleri gerektiği konusunda milleti aydınlatma yarışında…

Vaktiyle ekmek konusunda bir şeyler yazmaya çalışmıştım; ama yukarıda kısaca sözünü ettiğim durum, beni bu konuya bir kere daha bulaşmaya iteliyor.

Ama düşünüyorum da, sütü kutuda, unu pakette, tavuğu plastik tabakta , … gören ve yerelinden bölgeseline pek çok yiyeceğimizden, içeceğimizden habersiz olanların ne ölçüde ilgisini çeker diyeceklerim?… Yeni şeyler söyleyeyim, diye uğraşmama değer mi? Onun için, işin kolayına kaçıp vaktiyle ekmek konusunda yazmaya çalıştığım şeyleri yineleyeyim, diyorum. Neredeyse dört yıl olmuş onları yazalı. Aktarıyorum:

«Geçen pazar günü bir gazetede ekmekten de söz ediliyordu. Hem de iki yerde… İnsanları salak yerine koyan reklam yazılarıydı bunlar. Frenklerin ‘advertorial’ dedikleri haber görünümünde tanıtım şeyleri… 

Bunları görünce, yıllar önce kesip sakladığım bir yazıyı aradım. Ekmek diye yediğimiz şeyin ne kadar ekmek olduğunu irdeleyen, “ekmeğimi istiyorum” diye haykıran bir yazıydı. Bulamadım. O zamanlar daha ekmekte de dışa bağımlı duruma getirilmemiştik. Yazının sahibi bilmem bugünleri gördü mü? Gördüyse acaba neler demiştir?

*

Ekmek önemli. Başta gelen ihtiyaç. Nimet. Öpüp de başımıza koyduğumuz. Ve pek çok anlam yüklemişiz ekmeğe… Atasözlerinde, özlü sözlerde, şarkılarda, türkülerde, deyimlerde, yeminlerde, … yer almış. Yazar çizerlerin de ekmekten söz etmişlikleri var… En azından yapıtlarında ‘ekmek’ sözü geçmiştir. Onlardan biri de Oktay Akbal.  Bir kitabının başlığını bu sözcük üzerine kurmuş: Önce Ekmekler Bozuldu. Akbal’ın ilk kitabı; 1946’da yayımlanmış…

 Ekmek önemli. Başta gelen ihtiyaç. Nimet… Ekmekte unun niteliği çok önemli. Hele de mayanın…

‘Önce Ekmekler Bozuldu’sunda neler anlatıyordu Oktay Akbal? Yetişkinliğe yeni ulaşmış bir kişinin düşlerini, aşklarını, … ve umutlarını… Bütün bu duygusal seslenişlerin arkasındaki görüntüde, İkinci Dünya Savaşı’na girme korkuları içinde çırpınan bir büyük kent vardır; o kent İstanbul’dur…

940’lı yıllar çok uzakta kaldı. O yılların İstanbulu da…

*

İstanbul, bu ülkede yaşayanlardan, yaşananlardan birer parça taşıyan bir kent. Ve hemen herkes, “Nerede o eski İstanbul” diye hayıflanıyor. Ama bizler, her birimiz, ‘o eski İstanbul’ her ne ise, onu birinci elden bozanlardan biri değilsek bile en azından bu bozulmaya ‘emeği geçmiş’ olanların ailesinden gelen birisi değil miyiz?

Ve yalnızca İstanbul’u mu bozduk? Becerimizin göstergesi bu kente ettiklerimizle mi sınırlı? Bozulmadık neyimiz kalmış?

Akbal’ın ‘bozuldu’ dediği ekmeği bulmak bile artık hayal.

*

Ekmeğin bileşenleri un, tuz, su, maya. Unun niteliği bu işte çok önemli. Hele de maya… Tabii, hamur tutma, mayalama ve pişirme koşullarını yerine getirmezseniz ekmek yapamazsınız… Yani, bu iş ustalık ister. Hamurkârından pişiricisine kadar… Fırıncı? Her şeyden önce, eksik vezin peşinde olmamalı.

*

Ekmekler çoktandır bozuk; şimdi öncelikle mayayı yenileme zamanı. Yeniledin yeniledin, yoksa, gitti gider…»

*     *     *

Ekmek önemli. Başta gelen ihtiyaç. Nimet… Ekmekte unun niteliği çok önemli. Hele de mayanın… Ama sütü kutuda, ayranı plastik şişede, tavuğu plastik tabakta, unu pakette, … gören ve yerelinden bölgeseline kadar pek çok yiyeceğimizi, içeceğimizi bugüne kadar tanımamış olanlar –ve ülkemiz içine düşürüldüğü olumsuzluklardan kurtarılmadıkça asla tanıyamayacak olanlar– için bunun ne anlamı vardır?

‘Millî’ içkimiz ayranmış… Ama yoğurdun patentini almayı başkaları akıl etmiş, ne gam!… Simit saraylarımız taa dışarılara taşmış, ama susamı yabancıymış, neme lazım!…

Ekmek? Yerelliğini az biraz koruyabilmiş yerlerde eskiye benzerini bulabilmek şimdilik mümkün. Yarın ne olur, Allah bilir… Ekmekte un da maya da çok önemli. Yerli unu bulana aşk olsun… Hadi buldun; maya? Fabrika malı… Cins cins.

“Toprağının hakkını veremiyorsan, hele de mayan bozulmuşsa, çek kuyruğunu, gitsin…” Öyle mi? Son söz bu mu olmalı? Diyeceğim, asıl asıl iş mayada; onu bozmayalım.

 

İnal Karagözoğlu

13 Aralık 2013

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom  

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: buğday, ekmek, maya, süt, tam buğday, tavuk, toprak, un

 

616 | Günlük | 131213

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.