Dershaneler Deyince…

‘Tek Parti İktidarı’ Görünümündeki Çok Parçalı Koalisyon Nereye Koşuyor?

 

 

Beş gün önce buradan “Başımızdaki iktidar kaç ortaklı” diye sormuştum; bu arada, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın son ABD yolculuğuna çıkarkenki sözlerinin ne demeye geldiğini de… İktidarın kaç parçalı olduğunu millet yavaş yavaş görmeye başladı sanırım. Tabii, görmek yetmez, kafayı çalıştırıp durumu kavramak, anlamak gerekir.

 

İşin başından beri fikrim şudur: bu iktidar, birtakım güç odaklarının bileşkesinden başka bir şey değil… Bir çeşit koalisyon. Ortaklardan biri Meclis’te, diğerleri dışarıda… Yani, ‘bir partinin, yıllardır hiç olmadığı biçimde tek başına iktidar olduğu’ ve ‘böylece ülkenin istikrara kavuştuğu’ sözlerinin benim için laftan öteye bir anlamı olmamıştır. Bu fikrimi, en çarpıcı biçimde doğrulayan olgu da ‘12 Eylül 2010 demokratikleşme harekâtı’dır. Bunun sonucunda ‘tek parti iktidarı’ görünümündeki çok parçalı koalisyon, hem halkın nazarında güven tazelemiş hem yasal dayanaklarını pekiştirmiş hem de sandıktan çıkan paydaş daha da cesaret kazanmıştır.

 

Şimdi, Arınç’ın, bir gazetecinin o ABD yolculuğunda ‘olası bir ziyaret’te de bulunup bulunmayacağına ilişkin sorusuna verdiği çapraşık yanıta bir kere daha bakıyorum: ‘Hoca Ef.’yi kasdederek “Bu kez maalesef görüşmeyeceğim” diyor. Niyeymiş? “Çünkü” diyor Arınç, “Türkiye’de yaşanan son olaylarda veya siyasi boyutuyla bu ziyaretimin eleştirileceğini düşünüyorum. Ne muhterem Hocamızı rahatsız etmek gibi bir niyetim var ne de hükümetimizin üzerinde böyle bir görüşmenin farklı yorumlanmasından dolayı bir yıpranmaya doğrusu müstehak olmadığımızı düşünüyorum. Gönlümden çok arzu etmeme rağmen maalesef Sayın Muhterem Hocamızla bu ziyaretimiz sırasında bir görüşmemiz olmayacak.”

 

Arınç bir açıklama mı yaptı, ben orada dururum. Neden? Arınç’ın benim saptayabildiğim birkaç özelliği var da ondan… Bunlardan öne çıkan, olacak şeylerin işaretini verir gibi sözler etmesi. Bundan ötürü, onu, ‘partisinin tek başına öncü birliği’ gibi görmüşümdür. Bazen de, durumdan kendisine vazife çıkarıp baş(ba)kanının ettiği sözlerin bizlerce yanlış anlaşıldığını anlatma gayreti içinde olması; ancak, bu gayretlerinin boşa gittiği de olur, hatta zaman zaman ters tepmeler bile yaşar, o da başka. Bir de bakarsınız, işte Amerika’ya uçmazdan önce dedikleri gibi ara sıra da kendisinden kaynaklanıyor görüntüsü veren şeyler söylüyor. Ve pek nadir de olsa, “MGK’nin 2004’te aldığı falanca cemaati bitirme kararı” diye adlandırılan karara ilişkin sorulara verdiği yanıtta olduğu gibi, “Belki Başbakan bir açıklama yapabilir; doğrudan kendisini ilgilendirdiği için” diyerek topu ilgiliye atıp kenara çekilir. Tabii, doğrudan doğruya kendisini ifade ettiği de olmaz değildir.

 

Bugün ‘dershaneler’ görüntüsü altında olmakta olanlar ise, ‘iktidar paydaşları’ndan birinin kendisini güçler dengesinde ağır basıyor sanmasından kaynaklanmıştır. Cümlemin başında ‘olmakta olanlar’ sözünü boşuna kullanmadım; ‘dershaneler’ meselesi, işin millete yansıyan yanı; o da, pek çok ailenin dershanelere giden çocuğu olduğu için; yoksa, memleketin başına neler geldi, neler gelmekte, daha neler neler gelecek, hem bunun farkında olanlar az hem de durumdan şöyle ya da böyle beslenenler, en azından idare edip gidenler… ‘Aldırmazlar’ cenahı çok kalabalık…

 

Bu iş dershanelerle kalmaz; vaziyet onu gösteriyor. Bakalım, bu ‘aldırmazlar’ hareketlenecekler mi? Ya da ne zaman uyanacaklar?

 

 

İnal Karagözoğlu

1 Aralık 2013

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom 

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: 12 Eylül 2010, anlamak, bileşke, demokratikleşme, dershane, görmek, iktidar, istikrar, kavramak, koalisyon, paydaş, tek parti iktidarı

 

612| Günlük | 011213

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.