Yeni Yılınız Kutlu Olsun!

Eski Yılı Uğurluyoruz, Yeni Yılı Nasıl Karşılayacağız?

 

 

Değerli Dostlar,

 

Değerli Dilseverler,
     

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Sevgiyle Karşılamak İçin

Yılbaşına Özel Bir Turkey Fırın Tarifi

 

 

Yeni yıl kapıda. Sofra hazırlıkları hız aldı. Her şeyden önce, yılbaşı sofralarının olmazsa olmazının turkey olduğunu belirtmeliyim. Turkey, şu hindi yani, vaktiyle fakir fukaranın sofralarına rahatlıkla girebilen bir yiyecek iken, gel zaman git zaman sosyetik bir hâl almış, âdeta sofraların süsü olmuştur. Dolayısıyla, pişirilmesinde olsun sunumunda olsun fevkalade özen gösterilmesi gereken bir değerdir turkey.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Aramızdan Ayrılalı 77 Yıl Oldu

Mehmet Âkif Ersoy’u Anarken…

 

 

Mehmet Âkif Ersoy, 77 yıl önce bugün sonsuzluğa göçmüştü.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir Ayakkabı Kutum Bile Yok!

Korkarım, Benim Kalemler Geridönüşüme Gidecek

 

 

Sanıyorum, pek çok kimse, hele de bu sosyal medya denen yerlerde dolaşanlar şu diyeceklerimi bilmezler: benim çocukluğumda, ilk gençlik yıllarımda, devlet dairelerinde –bunlara elbette okullar da dahil– kullanılan araç-gereçlerin üzerlerinde, belli bir yerlerinde ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’ ibaresi olurdu. Kâğıtlarda da ay-yıldızlı filigran… Ne demekti bu? “Bu mal, devlete aittir, ancak resmi hizmette kullanılır.” Yani, “Sana resmi görevini yapasın diye verilmiş olan eşyayı, bu en değersiz bir kalem parçası dahi olsa onu özel işinde kullanamazsın, evine falan götüremezsin” demekti bu. Bu arada bir şey eklemem lazım: gel zaman git zaman o ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’ ibaresi kalktı, yerine ‘DMO’ geldi. Bu kısaltma, pek çok kimsenin bileceği gibi, resmi kurum ve kuruluşlara mal-malzeme tedariki için ’950 yılında kurulan Devlet Malzemesi Ofisi’nin kısaltması.

 

Babamın elinde zaman zaman bir kalem görürdüm, yazılı kâğıtlarını okurken kullanırdı; mor ile kırmızı arası, bordomsu bir renkte. Boya kalemlerinden farklıydı; ıslanırsa sabit kalem gibi bulaşırdı, silgiyle de silinemezdi. ‘Sabit kalem’ dediğim de, daha çok makbuz gibi, tutanak gibi, yani, üzerlerinde oynama, düzeltme yapılmaması gereken şeylerde kullanılan bir kelemdi; silik soluk bir yazısı vardı. Bu kalemle yazabilmek için onu çok çok bastırmak gerekirdi; insanın eli kolu yorulurdu. Bir tarihte sabit kalemle seçim sandığı tutanağı yazdığımı hatırlıyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ziller Kötü Çalarken…

PISA: Eğitimde Başarısızlığın Masaya Yatırılması Gerekiyor

 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

Çukurova Üniversitesi

iortas@cu.edu.tr

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ekmekler Çoktandır Bozuk

İş Mayada, Asıl Onu Bozmayalım

 

Bugünlerde ekmeğe ilişkin türlü türlü şeyler duyuyoruz. Milletin dikkatini en çok da fiyat artışı çekiyor. Televizyonlarda ise bir ‘tam buğday’ lafıdır dolanıp duruyor: ‘uzmanlar’, hangi ekmeği yemeleri gerektiği konusunda milleti aydınlatma yarışında…

Vaktiyle ekmek konusunda bir şeyler yazmaya çalışmıştım; ama yukarıda kısaca sözünü ettiğim durum, beni bu konuya bir kere daha bulaşmaya iteliyor.

Ama düşünüyorum da, sütü kutuda, unu pakette, tavuğu plastik tabakta , … gören ve yerelinden bölgeseline pek çok yiyeceğimizden, içeceğimizden habersiz olanların ne ölçüde ilgisini çeker diyeceklerim?… Yeni şeyler söyleyeyim, diye uğraşmama değer mi? Onun için, işin kolayına kaçıp vaktiyle ekmek konusunda yazmaya çalıştığım şeyleri yineleyeyim, diyorum. Neredeyse dört yıl olmuş onları yazalı. Aktarıyorum:

«Geçen pazar günü bir gazetede ekmekten de söz ediliyordu. Hem de iki yerde… İnsanları salak yerine koyan reklam yazılarıydı bunlar. Frenklerin ‘advertorial’ dedikleri haber görünümünde tanıtım şeyleri… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.