Ciddi Şeyler?

Özgürlük Alanları Yok Olup Giderken…

 

 

Benim bildiğim, ileri demokrasinin gerekleri çoktur. Ve bir ülkenin gidişatından söz ederken ‘ileri demokrasi’ dedin mi, onun içi boş olmayacak. Bunlardan mesela giyim kuşamda özgürlüğe bakacaksın: en başta da, bu konuda güvence sağlayan elle tutulur anayasal bir düzenleme var mı ortada diye… Yok mu? Öyleyse, giyim kuşam özgürlüğünden dem vurman havada kalır. İstersen, ikide bir “ülke ileri demokrasiye doğru yol alıyor” diye gönlünce bağır dur, istediğin kadar paketler aç; bunların hiçbir anlamı yoktur…

 

Bizden örnek vererek birazcık açayım: Anayasamız’ın ‘Temel Haklar ve Ödevler’ arabaşlığı altında düzenlenmiş olan ‘Temel hak ve hürriyetlerin niteliği’nden söz eden 12’nci maddesinde, ‘herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu’ yazıyor. Yazıyor yazmasına da bu hak ve özgürlüklere olacak tecavüzlere karşı caydırıcı cezalar veriliyor mu uygulamada? Verilmiyor. Daha doğrusu verilemiyor. ‘Şu baskısı, bu baskısı’ denen şeyler ucuz yaptırımlarla önlenebilir mi? Anayasal güvence olmadan –yine  giyim kuşamdan örnek vereyim– başörtüsüz kızların, kadınların bu seçimlerinden ötürü baskı görmemeleri sağlanabilir mi? Hayır.

 

Evet, durum böyle. Ama yürek ferahlatan bir gelişme, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen ayın sonunda ‘demokratikleşme paketleri serisi’nin şimdilik son ürünü olarak ‘Demokratikleşme Paketimiz’, ‘Reform Paketimiz’ diye açıkladığı pakette özetle şunlar da var:  

 

• Nefret, ayrımcılık, yaşam tarzına karışma gibi suçlarla daha etkili şekilde savaşım;

 

• Belirli suçlara, nefretten kaynaklanmaları durumunda daha ağır cezalar;

 

• Kişilerin ırkları, milliyetleri, renkleri, inançları ve inançlarının gereğini yerine getirmeleri bakımından ayrımcılığa uğramalarının önlenmesi;

 

• Belirli suçlara, kişinin, dili, ırkı, milliyeti, rengi, cinsiyeti, engelliliği, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini ya da mezhebi nedeniyle işlenmeleri durumunda daha ağır ceza;

 

• Ayrımcılıkla daha etkili biçimde savaşım; bunun için, ayrımcılıkla ilgili cezaların arttırılması;

 

• Kişilerin inançlarının gereği olarak belli haklarını kullanmalarını, belli haklardan yararlanmalarını engellemenin suç kapsamına alınması;

 

• ‘Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu’ diye bir kurul oluşturulması;

 

• Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, bu yasağa ilişkin görev ve yetkisi bulunan kamu makamlarının, o ihlali sona erdirmek, o ihlalin sonuçlarını gidermek ve o ihlalin tekrarlanmasını önlemek için gerekli önlemleri almakla yükümlü kılınması;

 

• Yaşam biçimine saygının ceza yasasıyla güvence altına alınması;

 

• Dini inancın gereğinin yerine getirilmesini engellemenin ceza kapsamına alınması ve bu suç için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmesi;

 

• Bireysel olarak yapılan dini ibadet ve ayinleri engellemenin ceza kapsamına alınması;

 

• Kişilerin inanç, düşünce ya da kanaatlerinden kaynaklanan yaşam biçimine ilişkin seçimlerine zor kullanarak, korkutarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla müdahale etmenin ya da bunları değiştirmeye zorlamanın ceza kapsamına alınması ve bu suç için de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmesi.

 

Bunlar, açıklamada belirtildiği üzere yasa düzenlemeleri gerektiren şeyler…

 

Ama bu arada ne oluyor? 31 Ekim 2013 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bazı üyeleri Meclis’e ‘inançlarının gereği’ olarak başörtüsüyle geliyorlar, genel kurula giriyorlar. Ama ortada Başbakan’ın açıkladığı paket bağlamında gerçekleşmiş ne yukarıda sözünü ettiğim anayasa ve yasa düzenlemesi var ne de Meclis’in rehberi, çalışma kılavuzu olan Meclis İçtüzüğünde kıyafete ilişkin yeni bir düzenleme… Ve bir milletvekili de, Şafak Pavey, bu durum üzerine yaptığı konuşmada şunları da diyor:

 

– “Kadın özgürlüklerinden asla korkmam. Söylemek isterim ki özgür bir hayat çok zor kurulur ama çok kolay yıkılır. Tam da bu nedenle çiçekli başörtüsü ve daracık pantolonuyla Çamlıca Parkı’nın kuytularında sevgilisiyle öpüşen genç kıza özgürlüğünü Mustafa Kemal’e borçlu olduğunu hatırlatmak istiyorum.”

 

– “Türban ile özgürlük ilişkisi bıçak sırtı gibidir. Bir yandan inanç özgürlüğünü temsil eder, öte yandan inanç baskısını. Birçok kadın inanarak örtünürken birçok kız kendilerini kontrol eden aile güçleri tarafından zorla kapatırlar.”

 

– “Clinton 2007’de “Kadın değişirse gelecek de değişir.” demişti. Hatta Emine Erdoğan o kadar beğenmiş olmalı ki geçenlerde bir konuşmasında kullandı.”

 

– “Sosyal özgürlük alanlarımız geleceğimizden çalınarak birer birer imha ediliyor. 5 yaşında örtülen, 15 yaşında evlendirilen kızlarımızdan bahsediyorum. Geleceğimiz gerçekten kadınlarımızın hâli üstünden berbat bir şekilde değişiyor. Biz kültür olarak hiç önemsemeyiz ama her özgürlük aynı zamanda büyük bir sorumluluktur.”   

 

*

Benim, Anayasamızın ‘Temel Haklar ve Ödevler’ arabaşlığı altında düzenlenmiş olan ‘Temel hak ve hürriyetlerin niteliği’nden söz eden 12’nci maddesinde değişiklik yapılması konusunda her fırsatta ortaya koyduğum bir önerim vardır;  baktım, 2008 Kasımından 2011 Nisanına kadar sekiz kere dile getirmişim bu sayfalarda… Durumdan vazife çıkarmışım gibi… Nedir o değişiklik? Bu 12’nci maddeye şu üç fıkranın eklenmesi:

 

“- Kişi temel hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı eylemlere verilecek cezalar kanunla düzenlenir.

- Yukarıda belirtilen kanun düzenlemesi, bu kanunun yayımını izleyen 6 (altı) ay içerisinde tamamlanır.

- Kişi temel hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı eylemlere verilecek cezalar hiçbir şekilde af kapsamına alınamaz.”

 

Bir de, bu değişikliğin, sözü edilen ceza düzenlemesinin yürürlük kazanmasıyla yürürlüğe gireceğine ilişkin bir hüküm…

 

Mesele bu kadar basit. Başörtüsüydü, şuydu, buydu laflarıyla gün öldürmeye ne gerek var…

 

Ve noktayı koyarken şu görüşümü de belirteyim, eğer ciddi şeylerle uğraşmaktan kaçarsak, birileri çıkar, “öğrenci evleri denetlenir mi denetlenmez mi” gibi şeyler atar milletin önüne oyalansınlar diye.

 

Ciddi şeyler mi? Açıklanan ‘paket’teki bazı maddeler, açıklamada belirtildiği ve anlaşılacağı üzere yasa düzenlemeleri gerektirmiyor mu? Öyleyse?!…

 

 

İnal Karagözoğlu

6 Kasım 2013

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: ayrımcılık, başörtüsü, demokratikleşme, giyim kuşam, ileri demokrasi, kıyafet, Meclis İçtüzüğü, ‘Paket’, temel hak, temel özgürlük  

 

606 | Düşünceler | Günlük | 061113

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.