“Siyasal Çıkar İçin Türk Abecesine Harf Eklenemez!”

Harf Devrimi’nin 85’inci Yıldönümü

 

 

Büyük Türk Milleti, bilgisizlikten, az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan bir araçla kurtulabilir. (…) Büyük Millet Meclisi’nin kararıyla Türk harflerinin kesinlik kazanması ve kanunlaşması, ülkemizin yükselme çabalarında başlı başına bir geçit olacaktır. (…)

1 Kasım 1928

 

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal

(TBMM’nin III. Dönem, 2. Yasama Yılını açış konuşmasından, 1 Kasım 1928*)

 

 

Bugün 1 Kasım. Bugün Harf Devrimi’nin 85’inci yıldönümü. Harf Devrimi, eğitim ve kültür alanındaki Cumhuriyet devrimlerinin ikincisi. Bu devrim, 1 Kasım 1928 tarihli Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’la gerçekleştirilmişti.**

 

Bu on bir maddelik yasa, yayımıyla yürürlüğe girmiş görünse de türlü bağlamlarda on iki geçiş hükmü içeriyordu. Böylece, Arap abecesine dayanan bir düzenden Latin abecesine dayanan yeni bir düzene geçiş için 563 güne yayılan bir geçiş dönemi öngörülmüştü. Yasa, eski yazı taşıyan para, hisse senedi, tahvil, bono, pul ve değerli kâğıtlar ile hukuksal niteliği olan bütün belgeler için değiştirilmedikleri sürece geçerlilik de sağlıyordu.

 

Bazı çevreler, Cumhuriyet’in bütün kazanımları gibi Türk abecesini de türlü açılardan yıllardır karalayıp dururlar. Bu karalamaların en başta geleni, Harf Devrimiyle gelen abecenin insanların ruhsal sarsıntılara uğramalarına yol açtığıdır. Bir yılı aşan yumuşak bir geçiş dönemi öngören bir yasanın bu niteliğiyle böyle bir kötülemeyi hak etmediği çok açık. Yani, ortada, ‘akşamdan sabaha değişim’ denecek bir durum yok. Ya ne var? Cumhuriyet’in, yurttaşların kısa sürede okuryazar olmalarını sağlamaya yönelik güçlü iradesi var. Bu irade doğrultusunda 1 Ocak 1929 günü Millet Mektepleri açılmıştır. 

 

Sözü uzatmadan, Dil Derneği’nin bu önemli gün bağlamında Yönetim Kurulu adına Başkan Sevgi Özel’in imzasıyla yayımlanan bildirisini vermek istiyorum:

 

«Devletin Dili Türkçe, Siyasaya Araç Yapılamaz!
Siyasal Çıkar İçin Türk Abecesine Harf Eklenemez!

 

 

Mustafa Kemal Atatürk, 93 yıl önce TBMM’yi, 90 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş; 85 yıl önce Harf Devrimini, 81 yıl önce Dil Devrimini yaşama geçirmiş; birbirini izleyen devrimlerle yüzyıllarca “kul” olan halka yurttaşlık bilinci kazandırmıştır. Bu nedenle bize hak ve özgürlüklerimizin ne olduğunu öğreten Atatürk’le hesaplaşanları, inanç ve köken farkı gözetmeden hepimize çağdaş dünyada yer açan Türk Devrimini karalayarak yok etmeye çalışanları şiddetle kınıyoruz!

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini, inancı ve kökeni farklı yurttaşların yurdun her bölgesindeki yaşama biçimlerini göz önüne almayan, ortak çıkarın güvencesi “yurttaşlık” bilincini korumayan, “yurtseverlik” duygusunu pekiştirmeyen “iki dilde eğitim” tartışmaları, kaygı verici ölçüde siyasallaştırılmıştır. 1 Kasım 1928’de yasayla kabul edilen, Anayasayla korunan Harf Devriminin devlet eliyle çiğnenecek olması, dilin ve eğitimin özgün bilim alanları olduğunu önemsemeyen politikacıların halkın 90 yıllık kazanımlarını pazarlık konusu yapması, 21. yüzyıl Türkiyesi için utanç verici bir durumdur.

 

Değişik kökenden insanların bir arada yaşadığı ülkelerdeki gibi ülkemizde de kimi yurttaşlar “ikidilli”dir; bireysel ikidillilik, gelişmiş ülkelerde ayrışma aracı değil, varsıllık olarak değerlendirilir. Gelişmiş ülkelerde de anaokulundan başlayarak eğitim, resmi (ortak) dille yapılır; birey, devletle olan tüm ilişkilerinde ortak dili kullanır.

 

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ortak dili Türkçedir. Ortak dil, başta sağlıklı iletişim olmak üzere, ortak akıl ve bilgi üretilmesinin; bilginin yayılmasının ve paylaşılmasının; her yurttaşın eğitim, sağlık, adalet kurumlarından ve ulusal gelirden hakça pay almasının aracıdır.

 

İktidarın tutarlı eğitim-kültür siyasası olmaması, düşünce özgürlüğünün ve yaratıcı aklın engeli olarak önümüzde durmakta, yurttaşların çoğu ortak dil Türkçeyi öğrenememekte, düşüncesini doğru aktaramamaktadır.

 

Yabancı dille öğretim, anaokullarına dek inmiş; 4+4+4’lük sistemle eğitim dinselleştirilmiş; köken ayrımı gözetmeksizin bütün yurttaşları çağdaş olanaklarla donatması gereken ulusal eğitim anlayışı çökmüştür.

 

Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de ortak (resmi) dille eğitim zorunludur. Bütün aydınlar, politikacılar, bu konuya bilimsel akıl ve sağduyuyla yaklaşmalıdır; çünkü ülkemizde Türkçe ve Kürtçeden başka diller de konuşulmaktadır; ortak dille birbirini doğru anlayan her yurttaş, ikidilli olan herkese saygı duyma kültürü edinir.

 

Türk abecesine “x, q, w” eklenemez! Bu konuda AİHM kararı da bulunmaktadır. Aynı dil ailesinden olmayan Türkçe ile Kürtçenin ses, biçim ve anlam özellikleri birbirine benzememektedir; bu nedenle iki dili aynı abeceyle yazmaya çalışmak, iki dili de bozacak bilgisizliktir.

 

Bugün eğitim, sağlık ve adalet açısından yaşanan sıkıntılar, bütün yurttaşların sorunudur; asıl sorun da budur. Sınıf farkını derinleştiren, toplumsal barışı zedeleyen bu sorunun aşılması için inancı ve kökeni farklı bütün yurttaşlar, ortak dille düşünerek ortak akılla birlikte savaşım vermelidir. Bu duygularla kamuoyuna saygılarımızı iletiyoruz.»

 

*

Cumhuriyet’in kazanımları, Cumhuriyet’e inananlarca korunabilir ancak…

 

 

İnal Karagözoğlu

1 Kasım 2013

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom 

 

 

__________________

* Millet Meclisi Tutanak Dergisi, D. III, c. 5, s. 2

 

** 1 Kasım 1928 tarihli 1353 numaralı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun (Resmi Gazete’de yayımı: 3.11.1928, s. 1030):

 

Madde 1- Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine Latin esasından alınan ve merbut (ekli) cetvelde şekilleri gösterilen harfler ‘Türk harfleri’ unvan ve hukuku ile kabul edilmiştir.

 

Madde 2- Bu Kanunun neşri (yayımı) tarihinden itibaren Devletin bütün daire ve müesseselerinde ve bilcümle (bütün) şirket, cemiyet ve hususi müesseselerde Türk harfleriyle yazılmış olan yazıların kabulü ve muameleye (işleme) konulması mecburidir.

 

Madde 3- Devlet dairelerinin her birinde Türk harflerinin Devlet muamelatına (işlemlerine) tatbiki tarihi 1929 Kânunusanisinin (Ocak ayının) birinci gününü geçemez. Şu kadar ki, evrakı tahkikiye ve fezlekelerinin (soruşturma yazı ve özetlerinin) ve ilamların (mahkeme kararı yazılarının) ve matbu (basılı) muamelat cetvel ve defterlerinin 1929 Haziran iptidasına (başına) kadar eski usulde yazılması caizdir.

 

Verilecek tapu kayıtları ve senetleri ve nüfus ve evlenme cüzdanları ve kayıtları ve askeri hüviyet ve terhis cüzdanları 1929 Haziranı iptidasından itibaren Türk harfleriyle yazılacaktır.

 

Madde 4- Halk tarafından vaki müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranı’nın birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Kânunuevvelinin (Aralık ayının) iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi levha, tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi, resmi bilcümle mevkut (süreli), gayrı mevkut (süresiz) gazete, risale ve mecmuaların (dergilerin) Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.

 

Madde 5- 1929 Kanunusanisi iptidasından itibaren Türkçe basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması mecburidir.

 

Madde 6- Resmi ve hususi bütün zabıtlarda (tutanaklarda) 1930 Haziranı iptidasına kadar eski Arap harflerinin stenografi makamında istimali (kullanılması) caizdir. Devletin bütün daire müesseselerinde kullanılan kitap, kanun, talimatname, defter, cetvel kayıt ve sicil gibi matbuaların 1930 Haziranı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

 

Madde 7- Para ve hisse senetleri ve bonolar ve esham ve tahvilat ve pul ve sair kıymetli evrak ile hukuki mahiyeti haiz (hukuksal niteliği olan) bilcümle eski vesikalar değiştirilmedikleri müddetçe muteberdirler (geçerlidirler).

 

Madde 8- Bilumum (Bütün) bankalar, imtiyazlı ve imtiyazsız şirketler, cemiyetler ve müesseselerin bütün Türkçe muamelatına Türk harflerinin tatbiki 1929 Kânunusanisi’nin birinci gününü geçemez. Şu kadar ki, halk tarafından mezkûr (anılan) müesseselere 1929 Haziranı iptidasına kadar eski Arap harfleriyle müracaat vaki olduğu takdirde kabul olunur. Bu müesseselerin ellerinde mevcut eski Arap harfleriyle basılmış defter, cetvel, katalog, nizamname (tüzük) ve talimatname (yönetmelik) gibi matbuaların (basılmış şeylerin) 1930 Haziranı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

 

Madde 9- Bütün mekteplerin Türkçe yapılan tedrisatında (öğretiminde) Türk harfleri kullanılır. Eski harflerle matbu (basılı) kitaplarla tedrisat icrası memnudur (yasaktır).

 

Madde 10- Bu Kanun neşri (yayımı) tarihinden muteberdir (geçerlidir).

 

Madde 11- Bu Kanunun ahkâmını (hükümlerini) icraya İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) memurdur.

 

 

 

© 2013 İK

 

 

 

Anahtar sözcükler: abece, DD, Dil Derneği, Harf Devrimi, Türk abecesi

 

 

605 | Belirli Gün ve Haftalar | Dil Yazıları | Günlük | Her Açıdan | 011113

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Salim Koçak said,

    Temmuz 8, 2014 at 01:52

    İnal Hocam, merhaba! Yazılarınızdan bazılarını okudum. Naçizane gördüğüm o ki çok dinamik, çok genç, soran sorgulayan bir kaleminiz var. Tam profesyonelce. Hele Türkçeye verdiğiniz öneme çok saygı duydum. Hocam, kutluyorum. Dilerim, bir kitapta toplarsınız bunları. Selam, sevgi ve saygılarım sizin için…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.