Arap Elifbasında 24’üncü Harf

Mim Üzerine Birkaç Şey

 

 

Bu yazı, genelağdaki bir paylaşım alanında ‘arkadaş’ olduğumuz ve aslında gerçek arkadaşlarımdan, başta gelen dostlarımdan birisinin kızı olan bir hanımın ODTÜ’yle ‘uğraşılmasından’ söz ettiği paylaşımını görmemle oluşmaya başladı.  

 

Ülke yönetiminde tepede yer alanların son yirmi dört saat içinde yaptıkları açıklamlar arasında ODTÜ’yle ilgili olanların da yer alıyor olması, iktidar açısından bakarsak, dikkatlerin burada okuyan öğrencilere bir kere daha çevrilmesini sağladı, bana göre de bu sonucu doğurdu. Birilerince ODTÜ’lüler hep çıbanbaşı olarak görülmüşlerdir.

 

ODTÜ’lüler bugünlerde ne yapıyor? Arazilerinden yol geçirilmesine karşı koyuyor… Daha? Cumhuriyetimizin ilkelerine sahip çıkıyor…

 

Ancak, ODTÜ’lüler mimlenmişler bir kere… Niye mi? Geçmişe bir göz atıyorum:

ODTÜ’lü bir kısım öğrenci, 6 Ocak 1969 günü rektörlerinin daveti üzerine üniversitelerine gelen ABD’nin Ankara büyükelçisi Robert Komer’in (Robert Commer) makam aracını rektörlük binası önünde yakmış. Bu olay, genel olarak ODTÜ’lülerin, özel olarak da olayda yer alan öğrencilerin mimlenmesine yol açmış ve 12 Mart döneminde bu öğrencilerden idam edilen bile olmuş.

Tabii bir de 7 Haziran 2011 tarihli Vatan gazetesinde çıkan “Deniz Gezmiş Gül’ü üniversiteye sokmamış!” haberini okumakta yarar var: haber, Komer’in arabasını yakanların içinde yer alan 68 Kuşağı temsilcilerinden Tuncay Çelen’in “Denizler’den Terzi Fikri’ye Türkiye” kitabı üzerine.

Dedim ya, ODTÜ’lüler mimlenmiş bir kere…

*

Bir kimsenin adının, ‘bazı davranışları’ dolayısıyla bir yere kaydedilmesine ‘mimlemek’ deniyor. Bu ‘bazı davranışlar’, genel olarak, topluma (memlekete) egemen olan, o ülkeyi yöneten iradece (iktidarca) beğenilmeyen, hoş karşılanmayan, zararlı görülen, tehlikeli bulunan davranış(lar)dır.

 

 mim -Arap elifbasında bir harf


Mim, Arap elifbasının 24’üncü harfi; Türkçedeki ‘m’ harfinin karşılığı… Ve Arapçada, ‘biliniyor, bilinmektedir’ anlamına gelen ‘malum’ sözcüğü bu harfle başlar. Osmanlı döneminde iç güvenliği sağlayan askeri polis örgütü (zaptiye), Sarayca ‘tehlikeli’ görülen kimselerin adli sicildeki adlarının yanına birer ‘mim’ harfi koyarmış; buna ‘mimlemek’ denirmiş… Mimleme işine konu olmaya da ‘mimlenmek’… Mimli? O da mimlenmiş olan kişi…  

 

*

‘Mim’den söz edince, Arapçanın bu mim harfiyle ilgili bir şey geldi aklıma; anlatayım:

 

Annem, 1913 doğumlu bir Cumhuriyet öğretmeniydi; ama bazen mektuplarını eski yazıyla yazardı. Mektuplaşmak, bir zamanların en başta gelen pek önemli iletişim yolu… Annemin sık sık mektuplaştığı kimselerden biri yengesiydi; amcasının eşi… Aliye Yengemiz, evet, yeni yazıyı da bilirdi ama sanıyorum, daha kolay okusun diye ya da –çok çok sonraları anlamlandırdığım üzere– mahrem şeylerden de söz ediyor olabileceklerinden, ona yazılan ve ondan gelen mektuplar hep dilimize Arap elifbasından uyarlanmış eski yazıyla yazılmış olurdu.

 

Ve annem ne zaman bir şey yazacak olsa, eski yazıyla ya da Türk abecesiyle, ânında başında biterdim; daha okuma falan bilmiyorum… Derken derken, az biraz büyüyünce annemin o sırada kullandığı yazının türüne göre ben de bir şeyler çiziktirip sorar olmuştum: “Bu ne? Burada ne yazıyor” falan… Derken derken de, eski yazıyı da okur-yazar olacaktım. İlk okuduğum eski Türkçe kitap, Reşat Nuri’nin Çalıkuşu romanıdır.

 

Bir zaman geldi, annemin eski harflerle yazdığı mektuplarda ilk sayfanın tepesine orta yere bir şey yazıp altını çizdiğini fark ettim. Neydi bu şey? Öğrendim; bu tek bir harfti: mim… Bu harf, Müslümanlık’ta bir işe başlarken çoğunlukla kısaca ‘bismillah’ diye söylenen “esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla” anlamındaki ‘bismillahirrahmanirrahim’ sözünü simgeliyordu. Mektubun başına mim koyma usulüne acaba başka işlerde de uyuluyor muydu, bilmiyorum. Niye olmasın?

 

Diyeceğim, annem örneğinde olduğu gibi, vaktiyle, Cumhuriyet öğretmenleri hem Cumhuriyet ilkelerine gönülden bağlıydılar hem de dini inançlarının gereğini mektuplarının başında bile dile getiriyorlardı. O yıllarda tanıdığım öğretmenler hep böyleydiler. Her şeyler sonra sonra bozuldu; sağ iktidarlar dönemlerinde…

 

Bugün, günümüzde yani, Türk abecesini tu kaka belleyen-belleten Arap harfleri sevdalıları, acaba kendi aralarındaki iletişimlerde annemin döneminde mektupların başına mim konması gibi ya da buna benzer bir uygulamada bulunuyorlar mıdır? Pek merak ederim de…

 

*

Ne hayret edilecek bir durum, değil mi? Bir mim nelere kadir (ka:dir)?!…   

 

 

 

İnal Karagözoğlu

7 Eylül 2013

facebook.com/inal.karagozoglu

 

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: Arap elifbası, Arapça, eski yazı, mektup, mim, mimlemek, mimlenmek, mimli, Türk abecesi   

 

586 | Başkaca (İ) | Her Açıdan | 070913

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.