Ayın Yazısı –Ağu. ’13, Dil Derneği

Türk Dil Kurumu’nun Sözlüğünden Önce Varlığı Yanlış

 

Sevgi Özel

 

 

Resmi TDK, Atatürk’ün kalıtını çiğneyen hukuk ayıbının resmidir. 12 Eylül hukuksuzluğundan hiç rahatsız olmayan akademisyenlerden kim ne bekliyor? Kurum sözlüğünde argo, sövgü sözcüklerinin bulunması doğal; doğal olmayan kurumun ta kendisi…

 

 

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde yer alan argo sözcükler nedeniyle aranıyoruz. Daha önce de kimilerine göre “müstehcen” sayılan ya da sövgü içeren sözcüklerin TDK sözlüğünde olmasını eleştiren yazılar basında yer aldı. Sanatta “ayıp” yoktur; bilimde, örneğin tıpta da yoktur. Sözlükçülük, bir bilim dalıdır; sözlükçülükte de “ayıp” yoktur. Her dilin “genel” sözlüğünde o dilde az ya da çok kullanılan her sözcük (argo, sövgü ve senlibenli dilin sözcükleri), her terim ve ilgili maddeler içinde de söz kalıpları, deyimler, atasözleri vb. yer alır.

      

Çokları, yaşı 40’ın altında olan kimi yazarlar, gazeteciler, değişik alanların insanları, hatta öğretmenler, Başbakanlığa bağlı Türk Dil Kurumu’nu, Atatürk’ün dernek olarak kurduğu ve “vasiyetnamesi”yle gelir bıraktığı kurum sanıp bilimsel duyarlılık bekliyor.
      

1) Kenan Evren ve arkadaşları 1983’te Atatürk’ün kalıtını çiğneyerek, Türk Tarih ve Dil Kurumlarının adına, yapı ve yapıtlarına yasa zoruyla el koyarak, siyasal iktidarların güdümüne giren Başbakanlığa bağlı iki devlet dairesi oluşturdular.
      

2) Resmi TDK, ilkin 1985’te yayımladığı “İmlâ Kılavuzu” ile yerleşmiş yazım biçimlerini bozdu; sonra Evrengilin buyruklarıyla 1988’de de ölçünlü (standart) dili bozan Türkçe Sözlük’ü yayımladı. Bu sözlük yanlışlarla şişmanlatılarak basılıp duruyor.
      

3) 1985 baskılı “İmlâ Kılavuzu”nda “Arap saçı (bitki), genel kurmay, Gazi Antep, alt yapı, Ayşe kadın (bitki), bakım evi, baş hekim, biçer döver, bilir kişi, Çerkez tavuğu (yemek), genel kurmay, gök kuşağı, ilk okul, ilk bahar, kitap evi, kuş başı, kör ebe, radyo evi, sivri sinek, son bahar, soy adı, uluslar arası, yayın evi, zeytin yağı …” gibi yüzlerce bileşik sözcük ayrılmıştı. Dil Derneği’nin tepkisiyle yanlışların bir bölümü düzeltilmiş, büyük bölümü kalmıştı. Resmi TDK kılavuzunda hâlâ “Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler” ve “Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler” gibi gülünç saptamalar durmaktadır. Resmi kurumun akademisyenleri 1985’te nispet “i”sinin ne olduğunu bilmiyorlardı ve “asî, canî, fanî, sakî, sarî, mer’î, tedaî…” gibi sözcüklerde yanlış kullanmışlardı; uyarımızla düzelttiler. Kesme imini de “an’ane, cem’an, kat’iyen, me’mur, kıt’a, sür’at, san’at…” gibi onlarca sözcüğe savurmuşlardı; düzeltme imini (^) de öyle, uyarımızla topladılar.
      

4) Türkçe Sözlük’ün 88 baskısı evlere şenlikti; dinsel kavram ve tamlamaları hiç unutmamışlar, ulusal olanı, hatta evrensel kavramları ya atlamış ya da yanlış tanımlamışlardı. İlginç, gereksiz ve gülünç diyebileceğimiz, “acıklı komedi, adam yokluğunda, ahir zaman peygamberi, Arap alfabesi, balon lastik, bira bardağı, bir boydan bir boya, boğazına düşkün, bulaşık deterjanı, çatal bıçak takımı, eşek kafalı, ezan vakti, gâvur inadı, geçiş önceliği, göbek havası, hayır sahibi, ıslatma suyu, kansız ameliyat, kubbeli fırın, külhanbeyi ağzı, lamba karpuzu, lavabo musluğu, medya maydanozu, oy sandığı, övünç çizelgesi, pandispanya gazetesi, perdesi sıyrık, rakı âlemi, sokaktaki adam, şarap çanağı, telaşe müdürü, toparlayıcı krem, uzun yol sürücüsü, üçler yediler kırklar, vergi kaçakçısı, yağlı müşteri, yemek duası, yürekler acısı…” gibi tamlamalar maddebaşında diziliydi; hâlâ öyle.
      

Gelelim güncel tartışmalara… Resmi TDK, başlangıçta Evrengillerin istediği gibi sözcük tanımlıyor; o günkü iktidara yakın duruyordu; iktidarlar değiştikçe resmi TDK de değişti. 2002’den bu yana da AKP iktidarıyla düşünce ve eylem birliği içinde. Önceleri “Türk İslam sentezinin” savunucusuydu; şimdi AKP gibi bu sentezin İslam bölümüne asılmış durumda. Bu nedenle bu kurumun sözcükleri nasıl tanımladığı değil; varlığı, duruşu, yapıtları tartışılmalıdır. Resmi TDK, Atatürk’ün kalıtını çiğneyen hukuk ayıbının resmidir. 12 Eylül hukuksuzluğundan hiç rahatsız olmayan akademisyenlerden kim ne bekliyor? Kurum sözlüğünde argo, sövgü sözcüklerinin bulunması doğal; doğal olmayan kurumun ta kendisi…
 

Resmi TDK’nin Yazım Kılavuzu ve Türkçe Sözlük’ü tüm yanlışlarıyla eğitim kurumlarına dayatılmaktadır. Asıl tartışılması gereken budur.

 

 

______________________

Kaynak: www.dildernegi.org.tr

 

 

Anahtar sözcükler: 12 Eylül, DD, Dil Derneği, Evrengil, Resmi TDK, sözlük, sözlükçülük, TDK, Türk Dil Kurumu 

 

 

580 | Dil Yazıları | Düşünceler | Makale | 090813

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.