Benim Beklediğim Bir Sonuç Bildirgesi

Geziciler Yol Ağzında…

 

 

Bazı ağızlarda ‘çapulcu’ diye geçen Gezi Parkı eylemcilerinin –ben onlara işin başından beri kısa yoldan ‘Geziciler’ diyorum– ‘Ben Kuşağı’ndan sanıldıklarını, oysa, onların olsa olsa Y Kuşağı’na benzetilebileceklerini iki önceki yazımda belirtmiştim*. Bugün söylemek istediklerime taban oluşturması bakımından yinelemek istiyorum, Y Kuşağı, şimdiye kadar ortaya çıkmış en eğitimli, en bilgili, en uygar, teknolojiye en açık, bilgi kaynaklarını en iyi biçimde kullanabilen, kendilerinin dışındaki dünyayı da anlamaya, çözümlemeye çaba gösteren bir kuşak. İşte, daha önce hiç bilinmiyor olan varlıklarını, apar topar girişilmiş bir ‘düzenleme’ye “dur” diyerek ortaya koyanlar evet böyle bir kuşaktan… Hem de nerede yaptılar eylemlerini? Bu gibi şeyler için en çekinilecek yerde: İstanbul’un göbeğinde… Taksim’de Gezi Parkı’nda…

 

Sonuç olarak, benzerleri dünyanın her yerinde var olan küresel nitelikteki Y Kuşağı’nın bize özgü olanıyla karşı karşıyaydık. Bir yanda onlar, bir yanda da onları anında tanıyıp tanımlayanlar, anlamaya çalışanlar, anlamak istemeyenler, içlerine sindiremeyenler… Bu arada kendilerine mal edebilecekleri kazanımlar peşinde olanlar: başta siyaset esnafı olmak üzere, dernekçiler, oluşumcular, sendika ağaları, sivil toplumcular, şunlar bunlar…

 

12 Eylül’den kurtulayım derken 12 Eylül tacirlerinin karşısında ne yapacağını şaşırmış olan bir toplumun içinden beklenmedik ve şaşırtıcı biçimde ‘Geziciler’ diye bir muhalif güç çıkmıştır. Konuyu iki buçuk ağacın kesilmesine indirgemeye çalışanlardan Geziciler’i alkışlayanlara kadar herkes bu olgudan alınması gereken dersi almış olmalı…

 

*

Ülkemizde siyaset alanında en kolay iş ne? Bence muhaliflik… İktidar bir yanlış yapsın da bağırıp çağırayım diye beklemekten öte muhalefet mi var ortalıkta? Ya da her şeye karşı durmaktan? Taş atıyorsun da kolun mu yoruluyor; kolay iş yani…

 

Öte yandan, siyaset alanında en zor şey de yine muhalif olmak. Her alanda her konuda çözümler üreteceksin bir; ikincisi, bu ürettiğin çözüm yollarını, tasarıları vesaireyi her fırsatta, her ortamda millete duyuracaksın… Sesini duyuramıyor musun? İsteyen, bunca zengin iletişim ortamında bunun yollarını bulur. Örneğin, “Basın-yayın bizimle ilgili haberleri doğru dürüst vermiyor” diye eylemler düzenlersin… Bunları yapmamışsın, gidip Geziciler’den nasiplenmeye bakıyorsun ve eylemin en başında işin içine ediyorsun; üstelik, sana karşı olanların ağızlarına fırsat veriyorsun…  

 

*

Geziciler şimdi bir yol ağzındalar… Dışarıdan hiçbir gücün etkisi ve görüşü sızmamış olan bir sonuç bildirgesi yayımlayıp eylemlerini kendi iradeleriyle sonlandırmalıdırlar. Özellikle de hiçbir siyasal görüşün izi olmamalı bu bildirgede… Bu, Geziciler’in gerektiğinde yeniden bir araya gelebileceklerinin de güvencesi olacaktır.

 

Böyle bir bildirge yayımlamazlarsa, toplum psikolojisi bir anda Geziciler’in aleyhine dönebilir. Geziciler’in bu olumsuzluğa yol açmaya hakları yok. Çünkü, büyük kitleler onları bağrına basmıştır.

 

Bu söylediklerimi ‘yenilgiyi kabul etme’ diye anlayacaklar olabilir. Bir düşünceyi, bir tepkiyi, bir karşı duruşu ortaya koymak, meydan savaşı vermeyi gerektirmez; bunu söylemeye çalışıyorum. Geziciler’in verdikler mesaj, ara ara sert çıkışlar olsa da yerlerine ulaşmıştır zaten. Bu tür eylemlerde önemli olan, doğru anlaşılmak, toplumun gönlünde yer bulmaktır; bu başarılmıştır. Şimdi yapılacak iş, bu başarıya leke sürülmemesini sağlamak; kamu vicdanının zedelenmesine, akıllarda soru çengellerinin oluşmasına yol açmamaktır. Pusuya yatmış olanlar var! Her yerde…

 

 

İnal Karagözoğlu

11 Haziran 2013

 

 

__________________

* Atalay Kitap Okuyacak Oldu …, –İlgilik, 9 Haz. 2013

( http://www.ilgilik.com/2013/06/09/atalay-kitap-okuyacak-oldu.html/ )

 

 

 

© 2013 İK

 

Anahtar sözcükler: 12 Eylül, Ben Kuşağı, çapulcu, Gezi, ‘Geziciler’, Gezi eylemleri, muhalefet, muhalif, Y Kuşağı 

 

554 | Ayrıksı | Düşünceler | 110613

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.