Atalay Kitap Okuyacak Oldu …

… Olay Oldu

 

 

Ne zaman ve nerede kitap konuşulsa, kitap okumayan bir toplum olduğumuz dile getirilmesin olmaz. Ama şu işe bakın, bir sayın vekilimiz kitap okuyacak oldu, hemen olay oldu. Sayın vekil, sadece bir vekil de değildi, başbakan yardımcısıydı da: Beşir Atalay. Dilim varmıyor ama söylemem gerekiyor, son zamanlarda her an bir olay çıkması işten bile olmayan yerlerden biri de TBMM. Sayın Atalay’ın kitap okumak için seçtiği –ya da elinden düşüremediği için olacak, hem görüşmeleri izleyip hem de kitabını okumayı sürdürdüğü– yer işte bu yerdi. Genel kurul salonu…

 

Ancak, ille de karşı çıkılacak bir şey bulunacak ya, muhalefet işte bu ‘durum’u gördü ve Sayın Atalay’ın yapılmakta olan tartışmaları takip etmek yerine kitap okumayı tercih etmesini bir üyesinin ağzından eleştirdi. Sayın Atalay da, “Sayın milletvekilini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum ben. Böyle bir milletvekillinin bu Meclis’te bulunabileceğini bile anlayamıyorum. Birinin kitap okumasına ‘Niçin kitap okuyor?’ diyebilecek bir milletvekilini bu Meclis’te düşünemiyorum” dedi. Olay taze sayılır, geçen gün oldu; Taksim’deki Gezi eylemlerinin konuşulduğu sırada…

 

Kitap neydi?

 

Sayın Atalay’ın okumaktan kendisini alamadığı kitap, Amerikalı ruhbilim hocası ve yazar Jean M. Twenge’nin ünlü kitabı Generasyon Me’ydi; toplumsal yorumlarıyla da tanınan Bayan Twenge’nin 2007’de çıkardığı, bizde de 2009’da yayımlanmış olan bir kitabı: “Ben” Nesli…

 

   

Amerikalı ruhbilim hocası ve yazar Twenge’nin kitabının özgün ve yerli kapakları. 2007 tarihli Generasyon Me, “Ben” Nesli adıyla Türkçeye 2009’da çevrilmişti. 

 

“Ben” Nesli, 1970’ten 1990 yıllarına uzanan dönemde dünyaya gelen bir kuşağı irdeleyen bir kitap. Benim 2009 Eylülünde yazdığım bir yazıda,* «Geçenlerde bir gazetede okudum ve dehşete düştüm: yaşamı yalnızca kendileri için yaşayan, iyi, güzel konusunda kendi değerlendirmelerinden başka hiçbir yargı tanımayan bir kuşak varmış: Ben Kuşağı. “Herhangi bir şey eğer bana rahatlık sağlıyorsa, keyfime hizmet ediyorsa, bana haz veriyorsa, hoşuma gidiyorsa iyidir, yoksa kötüdür” diye düşündüklerinden onlara bu ad verilmiş. Özetlediğim bu bilgiler, işin uzmanından aktarılmıştı gazetede.

 

“Benim için iyiyse iyi, yoksa kötü. İşime geliyorsa iyi, yoksa kötü.”» diye sözünü ettiğim bir kuşak bu…

 

*

Bence, TBMM’nin genel kurul salonunda hem müzakereleri izlemenin hem de kitap okumanın bir sakıncası olamaz. Bu iki işi bir arada götürebiliyorsan ne mutlu… Ancak, bu olay bağlamında söyleyebileceğim bir-iki şey de yok değil:

 

• Sayın Atalay 60’ıncı Hükümet’te (29 Ağu. 2007-8 Mar. 2011) İçişleri Bakanıydı. Ben Kuşağı’ndan söz eden bu kitabı keşke daha o dönemde okumuş olsaydı.

 

• Basın-yayınımız Sayın Atalay’ın bu kitabı okumasının nedenini pek doğru vermedi gibime geliyor: yok “Atalay ‘Çapulcuları’ anlamaya çalışıyor”, yok “‘Çapulcular’ı analiz ediyor!”, yok “Atalay, ‘çapulcu’ gençleri ‘Ben Nesli’yle anlamaya çalışıyor”… Oysa, ‘çapulcu’ olmakla aşağılanmak istenen ve fakat bu sıfatı tam tersine bir ‘üstünlük nişanesi’ kabul eden Geziciler’in Ben Kuşağı’yla hiçbir ilgileri yok; olsa olsa Y Kuşağı’na benzetilebilirler…

 

Vietnam Savaşı süreciyle de etkilenmiş olan Amerikan kültürü içinde doğan ‘Y Kuşağı’ tanımlamasıyla, dünyaya daha çok 1977-1981 yılları arasında gelmiş olan kuşak kastediliyor. Ancak, Y Kuşağı’nın coğrafyası Amerika’yla sınırlı değil; neredeyse dünyanın her yerinde var olan küresel bir kuşak bu… Ve Y Kuşağı, şimdiye kadar ortaya çıkmış en eğitimli, en bilgili, en uygar, teknolojiye en açık, bilgi kaynaklarını en iyi biçimde kullanabilen, kendilerinin dışındaki dünyayı da anlamaya, çözümlemeye çaba gösteren bir kuşak. Ve tabii, her ülkenin Y kuşağı o ülkeye özgü ayrılıklara da sahip ve fark edilmeleri de aynı nedene bağlı olmuyor; “biz de varız” diyerek ortaya çıkmaları da eşzamanlı değil… (Bu satırları yazarken 12 Eylülcülerin kulaklarını çınlatmak içimden gelmiyor değil hani…)

 

Demek neymiş? ‘Çapulcular’ bu kitabı okumakla anlaşılmazmış… Sayın Başbakan Yardımcısı Atalay’ın merakla okuduğu o kitap, ancak bencilerin ardıllarını anlayabilmek için bir karşılaştırma olanağı sağlar, o kadar.

 

• Şu da var: Basınımızın bir bölümü, ama bilerek ama bilmeyerek ‘Geziciler’i bir de ‘ben kuşağı üyesi olmak’la damgalamış olmamışlar mıdır? Bilerek yapmışlarsa bu kötülüğü, ayıp etmişlerdir.

 

 

İnal Karagözoğlu

9 Haziran 2013

 

 

 

 

______________________

* Gele Gele… – Eeee?

( http://www.ilgilik.com/2009/09/27/gele-gele.html/ )

 

© 2013 İK

 

Anahtar sözcükler: 12 Eylül, Ben Kuşağı, çapulcu, Gezi, Gezi eylemleri, kitap, kitap okumak, Y Kuşağı

 

552 | Ayrıksı | Düşünceler | 090613

 

facebook.com/inal.karagozoglu

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Fevziye Yazman said,

    Haziran 9, 2013 at 19:44

    “Benim için iyiyse iyi, yoksa kötü. İşime geliyorsa iyi, yoksa kötü.” diye sözünü ettiğin kuşağı anlamak için bu kitabı okumakla iyi etmiş okuyan kişi. Yalnız anlaşılacak nesil bence 1970′lerden çok önce doğanlardır diye düşünüyorum.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.