Meşrubatın Nezaheti, Müskiratın Kefareti

Ayranım Ekşimesin Yeter…

 

 

Yüzde yüz kanıtlanmış olmasa da yoğurdun binlerce yıl önce ilk defa Orta Asya’da üretildiği söylenir. Ve bu buluşun, işi hayvancılık olup buna bağlı olarak göçebe hayatı yaşayanlara ait olduğu belirtilir. Yoğurdun pek çok dildeki, özellikle de Avrupa dillerindeki karşılığının ‘yoğurt’ benzeri sözcükler olması ise, bu yiyeceğin, Orta Asya halkları arasında önemli yeri olan Türkler tarafından bulunduğu, en azından dünyaya onların eliyle yayıldığı görüşünü doğurmuş.

 

Ayrana gelince… Bu içecek (bu meşrubat türü, bu içit), eldeki bilgilere göre Göktürkler’in icadıymış. Adamlar, ekşiyen yoğurdu kaldırıp atmak yerine içine su ve tuz ekleyip içme yoluna gitmişler. Şöyle de olmuş olabileceğini sanıyorum ben: Atalarımızdan sayılan Göktürkler, yediklerimizi yutmada kolaylık sağlasın, susadıkça yararlı bir şey içmiş olalım, diye el altında hazır tutmuş olamazlar mı ayranı? İlle de yoğurdun ekşimesini mi beklemişlerdir yani?

 

Tarihin 552-745 aralığında yer tutmuş olan Göktürkler akil adamlarmış doğrusu… Eğer onlar olmasaymış, belki de ‘ayran’ diye milli bir içeceğimiz (‘müskirat’ türünden bir şey değil, yani ‘içki’ değil) olmayacakmış, öyle değil mi?

 

Bu vesileyle söylemeyi unutmamalı, Türkçede, yoğurt ve ayran üzerinden üretilmiş deyimler, atasözleri de vardır. Deyimlerden en hoşuma gideni şu: ‘Ayranı kabarmak’.

 

Atasözlerinden pek beğendiğim ise, “Ayranı yok içmeye ..” diye başlayanı… Öte yandan, “Kimse ayranım (yoğurdum) ekşi demez.” Ne kadar da doğru bir söz… Herkesin malı en iyisi ya (!)… Bunun böyle olduğunu anlaması için kişinin önce kendisine sonra da etrafına şöyle bir bakması yeterli. Bir de şu söz var: “Kimse kimsenin ayranını kabartmasın.” Yok, hayır hayır, bu benim sözüm.

 

Son olarak: Bizim oralarda halk arasında ‘ayran’a ‘katık’ derler. Yağsız, çok sulu ayran yani… Yokluk hâli… İşte bu hâl insanların ayranlarının kabarmasına yol açabilir; dikkatli olmak gerekir.

 

*

Bugün 1 Mayıs; resmi tatilli Emek ve Dayanışma Günümüz dördüncü yaşında… Yüz elli yıllık bir geçmişe dayanan ‘1 Mayıs’ bizde yeni baştan emekleme çağında… Bu yüzden olacak, ileride bu günü, ‘1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı’ makamında kutlamalar yapmaya çalışılan bir gün olarak anacağız.

 

1 Mayıs kutlu olsun!

 

 

İnal Karagözoğlu

1 Mayıs 2013

 

 

__________________

Bir ‘1 Mayıs’ yazısı: http://www.ilgilik.com/2010/05/02/gecikmis-gorunen-bir-yazi.html/

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: 1 Mayıs, ayran, Emek ve Dayanışma Günü, içit, içki, içecek, meşrubat, müskirat, yoğurt

 

541 | Belirli Gün ve Haftalar | Düşünceler | 010513

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Fevziye Yazman said,

    Mayıs 1, 2013 at 13:01

    Senin çok güzel ayran yaptığını bilirim. Genellikle sofra hazırlığı sırasında kavun – karpuz kesmek, ekmek kesmak ve kızartmak, ayran yapmak senin görevin olurdu. Yemeğin paylaştırılması da… Bir de cacık vardır, cacık. Onu da sen yapardın belki. Lezzetli bir cacık tarifinde, iyi bir yoğurt, acı olmayan salatalık, yeteri kadar tuz vardır. Dereotu da mutlaka olmalı. Ayrıca incecik gezdirilmiş sızma zeytinyağı güzel olur. Birazcık sirke eklemek de lezzetini arttırır. (Diye düşünüyorum.)

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Mayıs 1, 2013 at 13:31

    Cacığın nanelisi de güzel oluyor; bunda dereotu, zeytinyağı yok. Tabii, yoğurt evden yapılmışsa daha iyi. Sirkeyi denemedim; hele tarla salatalıkları çıksın, yapacağım.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.