T.C. mi, TC mi, T. C. mi?

Yoksa, “İş Buna Kalsın” mı?

 

 

Bir tarihte, –altı yıldan fazla oluyor– Genelağ’da Dilimizi Koruyalım’da (Dilimiz Com)¹ bu alanın sahibi ve yöneticisi (moderatörü) Tahsin Melan’ın bir eleştirisi yer almıştı; Sayın Melan, bir devlet kuruluşunun Genelağ adresinin Türkçe açısından özensizliğini dile getiriyordu. Özensizlikler arasında, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adının kısaltmasının yanlış olduğuna da değinmişti.

 

Bu eleştiri Dilimiz Com üyelerinden ilgi görmüştü. Yazışmalara ben de katılmıştım. ‘T.C.’ konusunda dediklerim şunlardı:

 

“Önce, bir saptama yapayım: TDK’nin internet sitesinde Yazım Kılavuzu > Yazım Kuralları > Kısaltmalar bölümünde, ‘Gelenekleşmiş olan T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ve T. (Türkçe) kısaltmalarının dışında büyük harflerle yapılan kısaltmalarda nokta kullanılmaz’ açıklaması var. Sanıyorum bu kural, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adının, Devletimiz’in kuruluşuyla birlikte T.C. biçiminde kısaltılmış olmasından kaynaklanıyor. Bu kullanımda dikkati çeken bir durum da, T. İle C. kısaltmaları arasında boşluk bulunmayışıdır. Yani, bu kısaltmada, belli bir ‘görsellik’ de korunmuştur. Bu kullanımı, bir ‘mühür’ gibi düşünebiliriz.”

 

Geldik bugünlere… ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adı, son zamanda nasıl kısaltılacağı şöyle dursun, neredeyse, ‘varlığını korusun mu korumasın mı’ tartışmalarına konu olma yolunda. Kısaltması ise indirildi-bindirildi haberlerine malzeme oluyor. Öte yandan, birileri de saf saf (?) ‘TC’ mi ‘T.C.’ mi derdinde…

 

İşte o ‘saflar’dan birisi de benim. Öyle böyle ‘saflık’ da değil, işe bir de ‘T. C.’yi eklemiş durumdayım. Dikkatlerden kaçmamıştır, bu kısaltmaların ilki noktasız ve bitişik, ikincisi noktalı ve bitişik, benimki de noktalı ve ‘T.’ ile ‘C.’ arasında bir karakterlik boşluk var.

 

Bu arada hemen söylemem lazım, bu konu son günlerde kafamı kurcalamıyor değildi. Genelağ’daki sosyal paylaşım yerlerinden özellikle birinde pek çok kullanıcının, adlarının önüne ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adının kısaltmasını koymuş olmaları ve bu uygulamanın gittikçe yaygınlık kazanıyor olması aklımın bir köşesine oturmuştu. Ama oturup düşüncelerimi bir yazıya dökmek elimden gelmiyordu. Beni bugün harekete geçiren, yine Sayın Tahsin Melan oldu. Tahsin Bey bu kez, Ha-ber.com’da² “TC mi T.C. mi?” diye sorduğu yazısında, işte o sosyal paylaşım alanlarında karşımıza ‘TC – T.C – TC. – T.c – T.c. ve T.C.’ biçiminde yazımlar çıktığını belirtiyor, işin doğrusunun ne olduğunu irdeliyordu.

 

Tahsin Bey kardeşim bugün yayımlanan bu yazısında, benim yazıya dökmeye elimin varmadığı bazı düşüncelerime, duygularıma da tercüman olmuş: “Son günlerin öne çıkan konusuydu bu kısaltma. Sanal paylaşım, haberleşme ortamında dalga dalga yayıldı. Herkes adının önüne bu kısaltmayı ekledi. Her ne kadar bu uygulamaya katılmasam da iyi niyetle yola koyulan, duygularında, görüşlerinde samimi olan dostlarım, bu duygulara ortak olduğumu bilir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu tür göstermelik işleri pek içime sindiremiyorum. Zaman zaman öylesine paylaşımlar görüyorum ki ne diyeceğimi, ne yapacağımı şaşırıyorum. Millet adı batasıca facebook ortamında büründüğü yoğun hamaset duyguları eşliğinde gerçekleştirdiği paylaşımlarıyla âdeta vatan kurtarıyor, Hasan Tahsin olmaya özeniyor.”

 

Bu sözlerin bendeki karşılığı, “sanal âlemde adının başına iki harf eklemek pek bir işe yaramaz” makamında bir şey…

 

“TC mi T.C. mi?” yazısını okuyunca, bu duygu ve düşünceler bir yanda dursun, deyip asıl konuyu, ‘TC/T.C./T. C.’ konusunu bir kere daha irdeledim. Vardığım sonucu özetliyorum:

 

- Türkçe konusunda yetkin kaynaklar, birden çok kelimeden oluşan özel adların kısaltmalarında harfler arasına nokta konmaması kuralında anlaşmış görünüyorlar. Ancak, ‘nokta koyma yönünde’ anlaşmış olsalardı ne olacaktı? Nokta(lar)dan sonra bir vuruşluk (karakterlik) boşluk olacak mıydı olmayacak mıydı? Genel kurala göre bir vuruşluk (karakterlik) bir boşluk olacaktı: Biten bir cümlenin sonundaki nokta ile bir sonra gelen cümle arasında nasıl bir boşluk bırakılıyorsa ya da ‘Hv. Kuv.’ (Hava Kuvvetleri), ‘As. İz.’ (Askeri İnzibat) örneklerinde olduğu gibi, bu türden kısaltmalarda yer alan sözcük kısaltmalarında noktalardan sonra nasıl bir boşluk bıraklıyorsa, işte öyle…

 

- T.C. kısaltmasında niye bu kural geçerli değil?

 

Şundan olamaz mı: Yazılı kaynaklarda, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adının Devletimiz’in kuruluşuyla birlikte T’den sonra konan nokta ile C harfi arasında boşluk olmaksızın ‘T.C.’ biçiminde kısaltılmış olduğu görülüyor. Yani, bu kısaltmayla ya belli bir ‘görsellik’ sağlanmak istenmiş ya da o günlerdeki yazım kurallarında bugünkü gibi bir ayrıntıya gidilmemiş olduğundan bu kısaltma ‘öylesine, rastlantısal olarak’ bu biçimde yazılmıştır.

 

- Peki bugün ne yapmalıyız?

 

Ya durumu bir gelenek olarak kabul edip söz konusu kısaltmayı şimdiki gibi noktalı ve bitişik olarak ‘T.C.’ biçiminde yazacağız ya da bu biçimi bir ‘mühür’ gibi düşünerek basılı evraklarda simgeyazı (imlek, logo) olarak kullanacağız ve metinlerde de noktasız ve bitişik olarak ‘TC’ biçiminde yazacağız.

 

Benim bu konudaki görüşüm böyle…

 

Sonuç olarak, Sayın Melan’ın çok hoşuma giden tanımlamasıyla ‘dilimizin çapaklı konuları’ arasında yer alan bu çok önemli konuda, Türkçe konusunda yetkin yerlerce, ilgili bilimcilerin de görüşleri alınarak gerekçelere dayanan kesin bir sonuca varılması gerekiyor.

 

Sayfayı kapatmadan birkaç şey daha eklemekte yarar görüyorum. Niye? ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adının kısaltmasının T’den sonra konan nokta ile C harfi arasında boşluk olmaksızın ‘T.C.’ biçiminde yapılmış olmasının Latin esaslı Türk harflerine geçiş günlerinde ‘öylesine, rastlantısal olarak’ olabileceğini bir olasılık olarak belirtmemin, o döneme karşı bir saygısızlık sayılmasını istemem de ondan.

 

Bilindiği gibi, Türk harfleri 1928’in 1 Kasımında kabul edildi. Yeterli bir geçiş dönemi de düzenlenmişti; örneğin, Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesinde, “Resmi ve hususi bütün zabıtlarda 1930 Haziranı iptidasına kadar eski Arap harflerinin stenografi makamında istimali caizdir. Devletin bütün daire müesseselerinde kullanılan kitap, kanun, talimatname, defter, cetvel kayıt ve sicil gibi matbuaların 1930 Haziranı iptidasına kadar kullanılması caizdir” diyor. İşte 1.11.1928 ile 1.6.1930 arasındaki on dokuz aylık sürede kamu görevlileri yeni yazıyı öğrenmişler, ’930 Haziranından başlayarak da resmi işlerde bu yazıyı kullanmaya başlamışlardı.

 

Annem de babam da öğretmendi; yazıları da pek güzeldi; ancak ikisi de bazen bir şeyleri eski yazıyla yazardı… Neleri mesela? Bazı kimselere yazdıkları mektupları, acele tutmaları gereken notları… Ben daha okula gitmezden önce eski ve yeni yazının birbirlerine benzemezliğin farkına varmıştım. Okuma yazma öğrendikten sonra da eski yazıya benzer birtakım çiziktirmeler yapar, okusun diye annemi zorlardım. Rahmetli başa çıkamamış, adımın ve anne, baba gibi birkaç söcüğün eski yazıyla yazılışını öğretmiş, böylece bir süreliğine kurtulmuştu elimden. Daha sonraları da, elime geçirdiğim eski yazı kitapları okuma savaşımda yardımcı olmuştu.

 

Ve yeni yazıya geçiş dönemine ilişkin önemli bir duruma, şimdi bize pek komik gelebilecek bir şeye tanık olmuşumdur: görenler olmuştur, Harf Devrimi’nin ilk yıllarında yayımlanmış gazete, dergi gibi yayınlarda ‘cümhuriyet’ diye bir kelime geçer; nedir bu?

 

Efendim, Arap abecesinde ‘n’ harfi, nun, yukarıya doğru bakan tekne gibi bir şey düşünün, üst tarafında bir nokta var… ‘T’ harfi de aynı teknenin üst tarafında iki noktası olanı. ‘S’de de üç nokta var… Bu iki ve üç nokta, Arap harfleriyle yazılan el yazısında sırasıyla bir çizgiyle (–) ve şimdi bizdeki düzeltme imi (^) biçiminde bir işaretle gösterilir. Diyelim yeni yazıya geçilen ilk yıllarda el yazısıyla ‘kanun’ yazacaksınız, işiniz zor; ya ‘kanununun’ yazacak olsanız, daha da zor… Ne oluyor? u’lar n’ler birbirine karışıyor… Yalnız ‘n’den önce ya da sonra gelen ‘u’lar mı, ‘m’den sonra ya da önce gelen ‘u’lar da sorun yaratıyor o günlerde… O zaman ne yapmış analarımız, babalarımız, ninelerimiz, dedelerimiz? U’ların üzerine birer çizgi (–) atmış; ama iki nokta anlamında değil tabii… Peki bu nasıl bir sonuç doğurmuş olabilir? Çizgiyi (–) kabaca çözümlersek ortaya iki nokta (..) çıkar. Örneğin, yeni yazı el yazısıyla yazdığınız ‘cumhuriyet’ sözcüğü mürettiphanede rahatlıkla ‘cümhuriyet’ hâline dönüşebilir. Diyeceğim, o günlerin koşulları başkaydı; yazım kuralları eksikliydi; bu durumda ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltmasının ‘T.C.’ biçiminde olması olağan değil mi?…

 

Bugün? Hâlâ da yazım sorunlarımız var; her bir şey yerine tam oturmuş değil. Tahsin Melan boşuna ‘dilimizin çapaklı konuları’ dememiş… Bu arada, ‘II. 12 Eylül Harekâtı’nın bu konudaki payını unutuyor değilim.

 

 

İnal Karagözoğlu

24 Nisan 2013

 

  

_____________________

¹ Dilimiz Com: http://www.dilimiz.com/forum/viewtopic.php?p=9913

² Ha-ber.com: http://ha-ber.net/index.php?option=com_content&task=view&id=22419&Itemid=10

 

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: Dil Devrimi, kısaltma, TC, T.C., T. C., Türk harflari, yazım

 

540 | Dil Yazıları | Düşünceler | 230413

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.