Olmayacak Duaya Âmin Demek

Firuze Varken Türkuvaz Nereden Çıktı?

 

 

Firuze değerli bir taş. Ayrıca bir renk… Yeşile çalan bir mavilik… Taşın bu özelliği kimyasından geliyor. Biz ‘firuze’ deriz –derdik, demek daha doğru– ama şu işe bak, Avrupalıların çoğu, bu taşa da renge de ‘turq-’ kökünden türetilmiş adlar vermişler. Bu kök sözcük kiminde ‘turk-’,  kiminde ‘türk-’ oluyor ya da bunların kendi dillerindeki karşılıkları… Örneğin, Almanlar türkis demişler. Ve hemen Almancadan dikkat çekici iki sözcük: türkisblau ve türkisblauen…

 

Fransızcası turquoise (renk için turquois), İngilizcesi de yine turquoise olan firuzeyi bir süredir ‘Avrupaca’laştırmış bulunuyoruz: türkuvaz diyenler, turkuvaz diyenler, turkuaz diyenler… Bu sözcüklerin sözlüklerimizde de yeri var artık.

 Firuze (turkuaz, turkuvaz, türkuvaz [görsel Vikipedi kaynağından])

 

Bu yeşile çalan mavi renkle Türklerin ne alakası var denirse, tarihlerinde adı geçen renklerden biri de gök diye bir renk; yabancıların Türk mavisi dedikleri…

 

İşin bir de müzik cephesi var: bizden hemen aklıma geliveren Atilla Özdemiroğlu’nun Firuze şarkısı; bir de Turquoise… Turquoise, Avrupa ve Amerika’da pek bilinen bir parça; İskoçyalı müzisyen Donovan’ın yaptığı şarkı… Bizde de sevmiş olanlar olmuştur; mesela benim hoşuma gider.

 

Şimdi birtakım ulusal değerleri silip süpürme hareketinden söz ediliyor ya, bu turquoise’ların başına da bir şey gelir mi, diye sormadan edemiyorum. Ancak, boşuna endişelendiğimin de farkındayım.  

 

Bu firuze denen değerli taşı Avrupalılar ilk defa 16’ncı yüzyılda Osmanlılarda görmüş. Bizimkilere de İran Horasanı’ndan gelmişmiş. Taşın bu ülkedeki adı firuzeh; bizde olmuş firuze… Osmanlılar, kadir kıymet bilen insanlar, İranlılara da bu ada da saygılı davranmışlar, anladığım. Ve Frenkler de bu pek beğendikleri taşa –Türk dedikleri Osmanlı’ya saygılarından olacak– Türk’e izafeten (Türk milletiyle ilişkilendirerek) turquoise deyivermişler. Bu yetmemiş, firuze rengine de bu adı vermişler… Kendiliklerinden yapmışlar bunu; yani, kimse kafalarına vura vura yaptırmamış.

 

Oğlum, Bodrum’da Yalıkavak’ta seramik işi yapıyor; bir ara, ürettiği şeylerden birini olmayacak bir renkte de çıkarmaya başladı; nasıl rağbet gördü, anlatamam… Özellikle de yabancılardan… İlle de turkuvaz istiyorum, diye tutturduydu millet…

 

Diyeceğim, zor kullanıp bizim türkuvazı atar firuzeyi geri getirebilirsin, ama elin adamlarının turquoise’larını ne edeceksin?

 

İşte böyle… Bir şey tuttu mu, tutar. Türk de öyle… Hadi bakalım, şimdi git de turquoise sözünü kaldır kaldırabilirsen bir yerlerden… Sözün kısası, olmayacak duaye âmin dememek lazım.

 

Şunu da eklersem tamam olur, Türklerin tarihinde adı geçen renklerden biri de gök denen bir renk ise de, devrini tamamlayıp geçmişte kalmış olan saf döneme takılıp hayale dalacak değilim; zaten Osmanlı da o değerli taşa gök taş değil, firuze demiş. Milletler arasında etkileşim doğal ve kaçınılmaz. Bizim Türk milleti de büyük ve zengin bir bileşim değil mi zaten?

 

 

İnal Karagözoğlu

14 Nisan 2013

 

___________________

Meraklısına:

> Firuze -Atilla Özdemiroğlu: http://www.youtube.com/watch?v=t6AGYJoQ0p0

> Turquoise -Donovan: http://www.youtube.com/watch?v=XGgmNBITa3Q

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: firuze, gök, turkuvaz, Türk, türkuvaz  

 

534 | Başkaca (İ) | Düşünceler |140413

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.