Kamuoyu Dediğin?

Ya da Akilleri Sorgulamak

 

 

Bu yazıda, herhangi bir sözcük olmaktan çok bir kavram olan ‘akil’ sözcüğünün geçeceğini biliyorum. Milletin kafasına son çakılan şey bu laf çünkü. İster istemez memleketin toplumsal, siyasal ve sair durumlarından soyutlayamıyorsunuz kendinizi; ve hâliyle işin cılkı çıkmadan akil yazıları döktürmek şart. Durum bunu gerektiriyor.

 

Herkesin yazı yazma usulü kendisine göre; bende yazının içeriğini başlıklar belirlemez, tam aksi, başlıkları yazının içeriği ortaya çıkarır. Bunda da böyle olacak; yazı yayımlandığında tepede yer almış olacak olan başlık(lar) şu anda belli değil.

 

Evet, bu yazıda ‘akil’ sözcüğü geçecek, ama bunun anlamı, yazımı, sesletimi konularına girmeyeceğim; yakınlarda yazdığım bir yazının dipnotunda bu konularda kendimce bir şeyler söylemiştim (Akil? _ Bu Ahir Zaman Sözü Nedir Ne Değildir?).*

 

‘Akil’ süzcüğü, ‘akil insanlar’ fikrinin piyasaya sürülmesiyle dolaşıma girmişti; milletin kafasında iyi kötü yer etmiş olan bu sözcük, ‘akiller’ listesinin açıklanmasıyla artık somut bir kavrama ve şekle dönüşmüş bulunuyor. Millet, bu kavramı kavradığı kadarıyla bir şeyler anlayıp öğrendi, ardından da bir hükme vardı. Şöyle olmuş olabilir mi: “Seçip Meclis’e yolladığım vekiller pek bir işe yaramamaktadırlar; bunların içinden her nasılsa sivrilip tepelere çıkmış birkaç kişi var, ve bunlar memleketin onca işi arasında bir de ‘çözüm süreci’ gibi bir meseleyle uğraşmaktadırlar ve bu işte kendilerine yardım edecek insanları Meclis’te bulamadıkları için bunların dışarıdan temini yoluna gitmişlerdir; büyüklerimizin ‘akil insanlar’ dedikleri işte bunlarmış, saygı duyarım…”

 

Bir de, akil insan fikrine de ortaya çıkan kadroya da karşı olan muhalif takımı var. Bunlar pek çok şey söylüyorlar bu konuda ve bu arada birkaç gereklilikten söz ediyorlar, ardından bir soru soruyorlar; özetleyeyim: “Kamuoyunun yalnızca bu çözüm sürecine değil, herhangi bir sürece yaygın biçimde dahil olabilmesi için öncelikle düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin tam olması gerekir. Bizde bu önkoşullar yerine getirilmemiştir; bu durumda ‘akiller’i sorgulayan çıkar mı?”

 

Hayda… Yanıtı sorunun gelişinde olan bir soru…

 

Çıkmaz sokak hemen fark ediliyor, değil mi? Kamuoyu kemale ermiş bir toplumda siyasal partiler yasasından seçim yasasına pek çok şey bizdeki gibi olmaz, bu bir; ikincisi: kimse, “dün gece aklıma geldi, anayasada şöyle bir değişiklik yapalım; bugün kahvaltıda emmikızıyla konuşuyorduk, ‘eğitim düzenimiz şöyle şöyle olsa’ dedi, valla benim de aklıma yattı, hadi öyle yapalım” gibisinden şeylerle ortaya çıkamaz. Hele hele, ‘yeni bir anayasa’ yapmanın koşulları belli iken, ve üstelik hukuk fakülteleri de olan bir ülkede kimseler “yeni anayasa yapacağız” diye konuşamaz. Daha pek çok olamayacak, ama bizde olup duran şeyler sayabilirim.

 

Durum budur.  Ve “‘Akiller’i sorgulayan çıkar mı?” sorusu abesle iştigal etmektir. Daha ‘akil insan’ fikrini sorgula(ya)mamış bir kamuoyunu ‘akil insanlar’ listesinde yer alan muhteremlerin üzerine salmanın ne âlemi var?

 

Benim başlık çıktı galiba: Kamuoyu Dediğin ya da Akilleri Sorgulamak…

 

 

İnal Karagözoğlu

7 Nisan 2013

 

 

 

___________________

* http://www.ilgilik.com/2013/03/28/akil.html/ 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: akil, akiller, akil insan, akil insanlar, çözüm, ‘çözüm süreci’, kamuoyu, Meclis, sorgulamak, süreç

 

528 | Ayrıksı | Başkaca (İ) | Her Açıdan | 070413

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.