Kavramlar Arasında Boğulmamak İçin

Akademisyenler, Dilciler Ne Güne?

 

 

Anlatmakta zorlanacağımı bildiğim iki konuyu ele almak istiyorum. Zaman zaman niyetlendiğim, ama hep vazgeçtiğim şeylerdi bunlar; bu sefer, Deniz Ülke Arıboğan’ın geçen gün Akşam gazetesinde çıkan yazısı¹ aklıma düşürdü…

 

Arıboğan yazısında yola, CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler’in “Türk ulusu ile Kürt milliyeti eşit kabul edilemez” sözünden çıkmış. İlk tespiti, ‘günlerdir akademisyenlerin, medya mensuplarının, siyasilerin bu konuyu tartışıyor olması’. Bunun ardından da beni bu yazıya oturtan etmenlerden şu cümlesi geliyor: «Anadilde savunma hakkı üzerinden başlayan bu tartışmanın zamanlama açısından anayasa değişikliği öncesine denk gelmiş olması esasen ufuk açıcı olabilir. Zira anayasa değişikliği için üzerinde en fazla durulan husus, “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” ifadesini barındıran 66. madde.»

 

Arıboğan’ın ‘Türk Devleti üzerine’ yazısının ilk paragrafını anlatmış oldum.

 

Evet, yazarın belirttiği gibi, siyasetçilerden basın-yayıncılara, oradan akademisyenlere uzanan geniş bir alanda Güler’in bu sözü konuşuluyor. Tefsirler, yakıştırmalar, suçlamalar muhtelif… Mal bulmuş Mağribi gibi, cümlesi bu sözün üzerine atladı. Muhteşem Yüzyıl’ı geçti, desem, yanlış olmaz.

 

Bilmem dikkatlere takıldı mı, bir akademisyen olan Arıboğan, Birgül Hanım’ın sözlerini tartışanların başına akademisyenleri oturtmuş, bense sıralamamın sonuna koydum. Yazarımızın yaptığı sıralama neye dayanıyor, bilemem, ama benim sebebim gayet basit: eğer bu ülkenin olanaklarıyla akademisyenlik mertebesine ulaşmış olanlar memlekette olan bitenlerle birer akademisyen gözüyle hakkıyka ilgilenseydiler bugünlere gelir miydik? İlk konum buydu.

 

Arıboğan, yazısının ikinci paragrafında da ilkine bağlı olarak şunu diyor: “Yazım dili açısından oldukça sorunlu olan bu maddenin değiştirilmesi ya da külliyen kaldırılması konusu önümüzdeki dönemin gündem maddelerinden birisi olacak kuşkusuz. Maddenin yazımında ‘Türk Devleti’ kavramının ‘Türkiye Cumhuriyeti’ yerine kullanılmış olması; ‘herkes Türktür’ ifadesinin farklı siyasal bakış açılarından farklı içeriklerde yorumlanması, maddeye yönelik itirazların temel sebebi.”

 

Arıboğan pek önemli bir saptamada bulunmuş… Evet, neredeyse her yasamız sorunlu maddelerle malul. Böyle bir durum herhangi bir ‘dil bilincine sahip yurttaşlar ülkesi’nde olsa, yer yerinden oynar… En başta da akademisyenler çeker bayrağı.

 

Hep merak etmişimdir, TBMM komisyonlarında dilci var mıdır? Varsa bu ne hâldir, yoksa niye yoktur? Her iki durumda da akademisyenlerin diyecekleri olması gerekmez mi?

 

Farkındayım, akademisyenlere pek yüklendim; ama ne yapayım, ‘II. 12 Eylül’ harekâtında da sesleri pek kısıktı, anadili meselesinde de suskunlar… ‘Yeni anayasa’ fetişizmine karşı durabilenine de pek rastlamadım (ve hemen belirtmeliyim, Deniz Ülke Arıboğan bu tuzağa düşmemiş). Allahtan, gözü pek mi desem kara mı, kürsüsünden doğrulup sesini çıkara(bile)n birkaç akademisyen var. Eksik olmasınlar, dilerim çoğalırlar…

 

Arıboğan’ın bu yazısında üzerinde durduğu bir konu da bizde ‘bazı kavramların birbirine karışmış olması durumu’.  Aslında içeriklerinin nasıl doldurulduğunu bilmediğimiz birçok kavramın siyasal hayatımızın taşıyıcı sütunlarından olduğunu kaydeden yazar, bu yüzden de bu kavramların tabulaştığını belirtiyor. Hangileridir bu kavramlar? Yazar ilk akla gelenleri sıralamış: devlet, ulus, millet, ümmet, milliyet, kavim, ırk… Türk milleti, Türk ulusu…

 

Yazarın bu kavramlar ve kavram kargaşası bağlamında dile getirdiği düşüncelerinin tamamına katılmasam da, ikinci konum da, işte bu sıralanan kavramlar ve özellikle de kavram kargaşası.

 

Günümüzde, kavramlar bilmeyerek ya da bilerek birbirine karıştırılarak ortaya çıkan ya da yaratılan kavram kargaşası üzerinden prim yapmak, nemalanmak pek muteber bir iş. Bu kargaşa olgusuna parmak basan bir yazıyla, hem de bir akademisyenin kaleminden çıkmış yazıyla –hiç de ummadığım bir zamanda– karşılaşmam, üzüntü veren bir memnuniyete boğdu beni. Neredeyse dört yıl oluyor, bir yazımda², “Yeni bir anayasa değişikliği düşünenlerin özellikle bir şeyi yapmayı es geçmemeleri çok iyi olacaktır. O da, ‘Türk’, ‘Türk vatandaşı’; ‘Türk Devleti’, ‘Türkiye Devleti’, ‘Türkiye Cumhuriyeti’, ‘Türkiye’ kavramlarının tanımının yapılmasıdır. Bu sözler, bugünkü anayasamızda gelişigüzel kullanılmış bulunuyor. Ana kavram nedir, o kavramı anlatan sözcük nedir, o sözcüğün yerine neler de kullanılacaktır, bütün bunlar, yasada öncelikle belirtilmiş olmalıdır. Bir ev kiralarken yapılan sözleşmede bile tanımlar önemliyken, bir devleti, o devletin organlarını, yurttaşlarını bağlayan temel sözleşmede neden olmasın bu tanımlar? Ve daha başkaları?” demiştim…

 

Bu arada, yeri gelmişken bu birbirine karışmış olan ve asıl bunların ne olup ne olmadıkları konusunda kafaların karışık olduğu kavramlar dizisine ‘anadil’ ve ‘anadili’ sözcüklerini eklemek istiyorum. Malum, anadil, ‘başka diller ya da lehçeler türetmiş olan dil’ demek; anadili de, kişinin çocukluk çağında anasından, evindekilerden, içinde yaşadığı toplumdan ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dil’ demek. Dolayısıyla, ‘anadilde savunma’ sözü yanlış; doğrusu, ‘anadili(si)nde savunma’.

 

Görüldüğü gibi, ‘anadili’ sözcüğü ‘-İ’ yapım ekiyle türetilmiş bir sözcük olduğundan ‘-i’ iyelik eki aldığında sorunlu bir durum çıkıyor ortaya. Buna benzer bir durum, bu yapıdaki sözcükler tamlanan takısı (-i) aldıklarında da meydana geliyor. Onun için, ben, ‘anadili’ yerine ‘anadandil’ sözcüğünü öneriyorum. ‘Türkçe değil mi, uydur uydur söyle’ misali (!)… Her ne ise, bu işi de dilciler düşünsün.

 

Konuya döneyim, evet, kavram kargaşası üzerinden prim yapmak, nemalanmak günümüzde pek muteber bir iş. ‘Yeni bir anayasa’ diye tutturanlar için bu gidiş iyi gidiş… Kavrammış!… Kim takar böyle şeyleri… Ferman buyrulmuş, gün kesilmiş… Elbette Deniz Ülke Arıboğan’ı hariç tutuyorum, bizimki laga luga…

 

 

İnal Karagözoğlu

3 Şubat 2013

 

 

_________________

¹ http://www.aksam.com.tr/turk-devleti-uzerine-9014y.html

² http://www.ilgilik.com/2009/04/20/turk%e2%80%99un-anayasayla-imtihani.html/ 

 

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: millet, milli, ulus, ulusal, Türk milleti, anadil, anadili

 

 

512 | Başkaca (İ) | Her Açıdan | 030213

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.