12 Eylül’den 28 Şubat’a Uzanan Çizgide

“Ispaha Olmadan Alaybeyi Olunmaz!…”

 

Geçen yüzyılın son çeyreğinde 12 Eylül’e bir kala, orta boy bir kasabada dar gelirli bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Orada büyümüş, ilk ve ortaokulu başarılı bir öğrenci olarak orada bitirmişti.

Murad’ın başarılı bir öğrenci oluşu birilerinin dikkatini çekmişti; ve gizli bir el, liseyi çok çok özel bir okulda okumasını sağlamıştı. Aynı gizli el, cebine harçlık da koyarak ona yükseköğretimin kapılarını da açmıştı. İletişim okuması istenmişti; bu dalda yetişmiş gençlere ihtiyacı vardı o birilerinin. Emir yüksek yerden geliyordu; o da, aynı tezgâhta dokunmakta olan birçok okuldaşı gibi bu isteğe boyun eğmek zorunda kalmıştı.

*

İletişimci diplomasını aldığı gün, artık bir yol ayrımında olduğunun bilincindeydi: 28 Şubat süreci işlemeye başlayalı dört yıl olmuştu; ya o birilerinin göstereceği işlere sarılıp artık çok iyi tanıdığı bir ‘makine’nin herhangi bir parçası olacaktı ya da diplomalı işsizler ordusuna katılıp bir an önce askere alınmayı bekleyecekti. Bundan bir adım ötesine ilişkin bir öngörüde bulunamıyordu. Belki de ileriyi düşünmekten korkuyordu. Lise ve üniversite yıllarında, üst gelir grubundan pek çok tanıdığı olmuştu. Ve onlar için bir ‘öteki’ olmaktan başka bir anlam taşımadığını görmekte gecikmemişti. Çok iyi biliyordu, madem ‘berikiler’ makinenin sahipleriydi, o, yalnızca ve yalnızca bu düzenin her an değiştirilebilir bir parçası olabilecekti. İleriyi düşünmekten korkması bundandı.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Dilin Kemiği

Yabancı Kentlerin Türkçe Adları

 

Emre Yazman

 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

3 Mart – 3 Devrim Yasası

Karanlığa Karşı Haklarımız İçin Yurttaş Buluşması!

 

 

Değerli Arkadaşlar,

 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kavramlar Arasında Boğulmamak İçin

Akademisyenler, Dilciler Ne Güne?

 

 

Anlatmakta zorlanacağımı bildiğim iki konuyu ele almak istiyorum. Zaman zaman niyetlendiğim, ama hep vazgeçtiğim şeylerdi bunlar; bu sefer, Deniz Ülke Arıboğan’ın geçen gün Akşam gazetesinde çıkan yazısı¹ aklıma düşürdü…

 

Arıboğan yazısında yola, CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler’in “Türk ulusu ile Kürt milliyeti eşit kabul edilemez” sözünden çıkmış. İlk tespiti, ‘günlerdir akademisyenlerin, medya mensuplarının, siyasilerin bu konuyu tartışıyor olması’. Bunun ardından da beni bu yazıya oturtan etmenlerden şu cümlesi geliyor: «Anadilde savunma hakkı üzerinden başlayan bu tartışmanın zamanlama açısından anayasa değişikliği öncesine denk gelmiş olması esasen ufuk açıcı olabilir. Zira anayasa değişikliği için üzerinde en fazla durulan husus, “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” ifadesini barındıran 66. madde.»

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.