Avarelik Yapayım Derken…

Karşıma Avare Filmi Çıktı

(Ve Avare’nin Ankara’da Gösterime Girişi!)

 

 

Bugün nedense içimden avarelik yapmak geldi. İşi gücü olmayan karnı toklar için tam da sinema günlerinden biri –kursakları sıcak yemek görmeyenlerin bu kış günlerinde beşinci sınıf sinemaların sıcağına sığındıkları dönemleri bilmiyor da değilim–… Ama, havanın ne olacağı belli değil, kendimi dışarılara atmaktan çekiniyorum. Oturup film falan mı izlesem…

 

Derken, avarelik yıllarım canlanıyor içimde. Oradan Ankara’da Sinemalar Vardı…’ya uzanıyorum. Bu kitabımda, şimdi yokluğunu çektiğim Behiç Abi’nin Ankara sinemalarındaki makinistlik günlerini öykülemiştim; Behiç Abi’nin anılarından biri de Avare filmine dairdi. Okuyorum:

 

“Büyük Sinema’nın getirdiği filmler çok seçkin eserlerdi. Pazartesi günleri, yani filmin ilk günü, bizim tabirimizle ‘gala gecesi’ tertip edilirdi. Bu gala geceleri öyle olurdu ki, hanımlar arasında adeta bir kıyafet, bir takı yarışması hâline gelirdi. Ve filmden önce karanlığa gömülen sinemanın içi, elmasların, pırlantaların saçtığı ışıklarla adeta yıldızlı bir geceye dönerdi… O yıldızlı semaları seyretmek için başınızı havaya kaldırmanız gerekmezdi, çünkü içerisinde yaşardınız…

 

Büyük Sinema’nın seyircisi, kültür seviyesi bakımından da çok kaliteli, çok seçkin insanlardı. Zira, getirilen filmler, gerek konuları, gerek çevrilişleri, gerek oyuncuları, gerekse zengin sahneleri ve dekorlarıyla o zamanların en üstün filmleriydi. Seyircisi sıradan olmayan, aksine ayrı bir seyircisi olan filmler getirilirdi…

 

Bu sinemada Türkçe film kesinlikle oynatılmazdı. Türk filmi falan da…

 

Türkçe sözlü film ve Türk filmi falan Büyük Sinema’da oynatılmazdı, derken, bununla ilgili bir-iki anım var, onları da anlatmak isterim:

 

1954-55 yıllarıydı zannediyorum, bir film çıkmıştı piyasaya: Avare. İstanbul’da yer yerinden oynamıştı duyduğumuza göre… Ankara’dan duyuyorduk ki, bu Avare bir Hint filmiymiş… 

 

 Sinema seyircilerimiz Avare’yi çok tutmuştu. (Görsel Vikipedi’den.)

 

‘Toros’ adında bir filmci vardı İstanbul’da, –ben filmcilerin çoğunu yakından tanırdım: sanıyorum Ermeni’ydi– bu kişi, ekseriyetle Uzakdoğu’dan ve Hindistan’dan filmler getirirdi. Ben kendisinden dinlemiştim, bu Avare filmi de işte bunlardan biriymiş…

 

Toros, –firmasının adı da Toros’tu– gene Hindistan’dan getirtmiş olduğu filmleri dublaja vermiş, dublajdan çıkmalarını bekliyormuş… Özellikle iki film varmış çok güvendiği, bininin adı Şah-ı Cihan’mış, birinin de adı Avare’ymiş…

 

Toros, Şah-ı Cihan filmine pek hayran olmuşmuş…

 

Avare’yi de beğenmişmiş ama bu film, kafasını Şah-ı Cihan kadar sarmamışmış; onun için de, önce Şah-ı Cihan dublajdan çıksın da mevsim başında onu piyasaya sürsün istiyormuş. Ondan çok para kazanacağını tahmin ediyormuş…

 

Fakat işe bakın ki, Avare çıkmış dublajdan daha önce… Tam böyle sinema mevsimine yetişecek şekilde Avare çıkmış.

 

Toros da ne yapsın, istemeye istemeye bu filmi sürmüş piyasaya…

 

Ve dediğim gibi, duyduk ki, hih, bu Avare filmi İstanbul’da yeri yerinden oynatmış!… Millet sabanın köründe sıralara giriyormuş… Bütün seanslar dolu… Kalabalık… İnsanlar yer bulabilme peşinde… Hiçbir seansta boş yer yok… Çok tutmuş seyirci Avare’yi… Konusuyla olsun, şarkılarıyla olsun, artistleriyle olsun… Hele de şarkılarıyla…

 

İşte böyleymiş İstanbul’da…

 

Toros, Avare’nin İstanbul’da büyük iş yaptığını görünce, istemiş ki Ankara’da bu film kaliteli bir sinemada oynasın. Gelmiş Büyük Sinema’ya… Sinema’nın müdürü, Sadrettin Duysak adında şimdi rahmetli olmuş olan bir muhteremdi, –‘Sadri Bey’ derdik– onunla konuşmaya…

 

Sadri Bey, çocukluğundan beri İstanbul’da sinemalarda çalışmış, yani, sinemacılık konusunda kökten yetişmiş bir müdürdü. Toros’u da tanıyormuş… Toros bizim müdüre çok rica etmiş, ille bu sinemada oynasın diye… O da, sinemanın sahiplerine söylemiş, ancak, Kâzım Bey de Hamdi Bey de, ‘Biz kaidemizi bozmayız’ demişler: ‘Bu sinemada ne Türkçe film oynar ne de böyle şey filmi falan!…’

 

Fakat neticede, teklif edilen fiyat ve verilen garanti çok cazip gelmiş olacak ki, –benim tahminim bu– kabul etmişler sinema sahipleri Avare filmini oynatmayı…

 

Ve bu film Ankada’da Büyük Sinema’da vizyona girdi.

 

Avare, Büyük Sinema’da üç hafta mı dört hafta mı ne oynadı. Yanılmıyorsam dört hafta… Bu bir rekordu. Bütün seanslar tıklım tıklım dolu olmak üzere…

 

Modalar gelip geçicidir, ama, hani bir moda yarattı denecek bir film varsa, bizim memlekette, o, Avare filmi olmuştur. Modadan da ileride… Bir devir yaratmıştır…

 

Ve Avare filmi, Büyük Sinema’da gösterilen ilk Türkçe sözlü film olmuştur.

 

Ancak, büyük sansasyon yaratan Avare konusunda sinemada bir makinist olarak şunu söyleyebilirim, filmin gösteriminin her uzatılışı benim çok canımı sıkmıştır… Neden? Çünkü, çok çok uzun bir filmdi, gece geç vakitlere kadar sürerdi işim… E, sabahları da okula gidiyorum… Hâliyle uykuya çok az zaman kalıyordu.”

 

*

Avare filmi… Bu satırları okuyacak olanların arasında bu Hint filmini görenler, duyanlar, bilenler olacak mıdır, olacaksa kaç kişi olacaktır ve asıl merak ettiğim, Avare’ye ilişkin diyecekleri olanların memleket çapındaki oranı nedir? Ya da şöyle sorayım: televizyonlarımızın ‘bilgi yarışmaları’ başlığı altında toplayabileceğimiz yarışma izlencelerinde bu filmle ilgili sorulara ne oranda doğru yanıt alınır?

 

Şimdi, olasıdır, şöyle denebilecektir: “Canım sen de, alt tarafı bir zamanlar çok meşhur olmuş bir film; bunu da bilmeyiversek n’olur…” Elbette bir şeycik olmaz. İyi de, kimi zevkler vesaireler ne günlerden geçip gelmiş bugünlere, asıl dikkat çekici durum bence bu. Behiç Abi’nin anlattıkları işte yukarıda; bir şeyleri fark etmek için kapı aralamıyor mu?

 

İşte tam burada Vefa Lisesi yıllarım giriyor devreye… Yıl 1955. Herkesler gidip görmüştü Avare’yi. Okuldan da… Şehzadebaşı’nda Yeni Sinema burnumuzun dibinde… Orada da oynuyor. Ben? Koca bir “Hayır”. Sebep: kendimle yaptığım inatlaşmalar… Sonuçta ‘ikinci ben’ galip geliyor ve bilmem kaçıncı haftasında Avare’yi ben de görüyorum… Sanıyorum, Aksaray’dan Samatya’ya uzanan cadde üzerinde, Etyemez’de falan, yine Fitaş’ın bir sineması ya da bu şirketin filmlerini gösteren bir sinemaydı. Allah’tan, gittiğim bu sinema ikinci sınıf bir sinemaydı ve Avare adamakıllı kırpılmıştı… Ve bu durum işimi çok kolaylaştırmıştı. Zira, özgün kopyasının pek uzun oluşu, Avare’nin başta gelen özelliklerinden biriydi; ben buna dayanamazdım. Evet, Avare, bence her ne kadar tam da avarelere göre bir film idiyse de, bu avareliğin benim alanıma girmediği yolunda peşin bir yargım vardı, o kadar…

 

*

“Gördün mü oğlum” diyorum kendi kendime, “avarelik yapayım, derken neler çıktı karşına…” Ve bugün elimden gelebilen avarelik, Avare filmi üzerinde oyalanmak oluyor. (Belki bu arada pazara giderim…) Avare’ye ilişkin derlediğim şu bilgileri de not edeyim de tamam olsun:

 

Avare (uluslararası adıyla Awaara [bir yabancı afişinde ‘Awara’, birinde de ‘Awāra’]), başrollerini Hintli oyuncular Raj Kapur ile Narges’in paylaştığı 1951 yapımı bir Hint filmi. Siyah-beyaz. Filmin yönetmeni de yapımcısı da Raj Kapur. Avare’nin bizde çok tutulmasındaki en önemli etmenin, filmdeki müziklerden Avareyim şarkısı olduğunu sanıyorum. Hintli şarkıcı Mukeş’in seslendirmesiyle Raj Kapur söyler… Filmin müzikleri, ‘Shankar-Jaiskishan ikilisi’ diye bilinen Hintli bestecilerin.

 

Özgün uzunluğu 193 dakika olan film, Birleşik Krallık’ta 168, Amerika’da 82 dakikaya indirilerek gösterilmiş. Bizde de üç küsur saatliği gösterilmişti. İşte Behiç Abi’nin filmden yakınmasını “Ancak, büyük sansasyon yaratan Avare konusunda sinemada bir makinist olarak şunu söyleyebilirim, filmin gösteriminin her uzatılışı benim çok canımı sıkmıştır… Neden? Çünkü, çok çok uzun bir filmdi, gece geç vakitlere kadar sürerdi işim… E, sabahları da okula gidiyorum… Hâliyle uykuya çok az zaman kalıyordu” diye dile getirmesi bundandır.

 

Avareyim şarkısını dinlemek isteyeceklere de, filmde Raj Kapur’un bu parçayı söylediği sahneyi içeren şu bağlantıyı vereyim: http://www.youtube.com/watch

=zf1KhRcnVcU .

 

 

İnal Karagözoğlu

29 Ocak 2013

 

© 2013 İK

 

 

Anahtar sözcükler: sinema, Hint filmleri, Ankara, Avare, Avareyim, avarelik 

 

511 | Anı | Sinema | 290113

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.