‘Böcekler’le Aranız Nasıl?

En İyisi Bir ‘Böcüksavar’a Sahip Olmak

 

 

“Mazlum-mağdur sömürüsü yapmak yakışmıyor.”

 

Bu sözler Vatan gazetesi köşe yazarlarından Güngör Mengi’nin. ‘Böcek’ meselesi üzerine yazdığı yazıda diyor (Balık olmayalım, 25 Ara. 2012)… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu meseleyi (de) ‘derin devlet’e bağlamış olması yazdırmış bu cümleyi ona. Görmeyen, duymayan, okumayan kalmamıştır, maşallah neredeyse cümle televizyonlar defalarca verdi, gazeteler yazdı, köşelere konu oldu, Sayın Başbakanımız, geçen hafta konuk olduğu bir televizyon izlencesinde, kendisini hedef alan gizli dinlemeler olduğu konusundaki bilinmezliklere de açıklık getirmiş, bu işi kim(ler)in yapmış olabileceğine dair görüşünü kesin yargı havasında “Derin devlet meselesi dedik ya” diye ortaya koymuştu.  

Başbakan Erdoğan: “Derin devlet meselesi dedik ya…”

(Görsel, www.akparti.org.tr kaynağından.)

 

Mengi yazısında, Sayın Erdoğan’ın, ya var olduğunu söylediği derin devletin delilleriyle ortaya konmasını sağlaması ya da ‘Biz derin devlet hayali görmüşüz. Korkuttuğumuz vatandaşlardan özür diliyoruz’ deyip bu ‘efsane’yi alet-edevat çantasından çıkarıp atması gerektiğini belirtiyor. Yazarın ‘alet-edevat çantası’ dediği, Sayın Başbakan’ın –ve tabii Adalet ve Kalkınma Partisi mensuplarının da– ‘mazlum-mağdur sömürüsü’ne dayanak olarak her fırsatta ortaya sürdüğü –sürdükleri– mağduriyet edebiyatı şeylerinin yer aldığı koca bir ‘sanal cilbent’ olsa gerek.

 

Ve Sayın Başbakanımızın gündemine de değinen yazarımız, kamuoyu oluşturanların, o malum röportajda “Gündemi ben belirleyemezsem Başbakan olamam. Bu tür tartışmaların zamanlamasını ben belirliyorum. Bazen arkadaşlarımızın bile haberi olmuyor” diyen Sayın Erdoğan’ın her sözüne balık gibi atlamamalarını öğütlüyor.

 

Güngör Bey’in bu yazısı basın-yayın dünyamızda pek pek ilgi gördü.

 

Ben de, hem yazı sahibine hem de bu yazısının anafikrine balıklama atlayanlara “günaydın” diyorum. Ve ‘yar bana bir konu’ diyerek çıktığım gündemdışı gezintimi sürdürüyorum. Gündemdışı yeni konum, sanıyorum Türk müziğinden olacak…

 

*
İşin içinde ‘böcek’ olunca, şu ufak yaratığın kaderine bak, dedim kendi kendime.

 

Neydi ne oldu?

 

Bizim memlekette ona böcük denir; okullu olunca doğrusunu öğrendik… Sonra bir zaman geldi, elin oğlunun ona ‘insect’ dediğini öğrendik… İnsektisitsiz olamıyorduk çünkü. Ahir zamanda da gizli dinlemelerde kullanılan casus şeylere ‘ad’ oldu. Ama tırnak içinde… Şimdilik bu yeni ve görkemli anlamı sözlüklere geçmiş değil. Yakında o da olur…

 

Bu ahir zaman şeyleri sadece yatak odalarına, çalışma yerlerine falan değil, rüyalara da giriyordur. Bu tür rüyaların yorumları henüz hiç olmadı sanırım. Ama rüyada gerçek böcek görmeye dair pek çok tabir var. Biri şöyle:

 

“Rüyada böcek görmek, kişinin gelip geçici küçük korkuları, kaygıları olduğunun işaretidir. Bu rüyalar kişiye, tanıdıklarıyla olan sorunları nasıl çözebileceği, nasıl atlatabileceği konusunda yol gösterir. Böcek, daha çok akrabalarla, arkadaşlarla, tanıdıklarla olan ilişkilere ilişkin ipuçları da verir.”

 

Ama diyelim kişi rüyasında böcek görmekle kalmadı, bir de onu yedi. Bu da o kişinin mutsuz olduğunu gösterirmiş.

 

Nasıl?

 

Eğer yapay gündemlerle vakit öldürmek istenmiyorsa, benim gibi ya orada burada dolaşmalı ya da dört dörtlük bir rüya tabirleri kitabı alıp oyalanmalı. Bahse girerim, daha eğlenceli olacaktır…

 

*

Bu arada: Böceklerle aranız nasıl? Ben, en azından uluslararası sömürü düzenine para kazandırmamak için insektisitsiz yaşamaktan yanayım. En iyisi, doğal yöntemlerle iş gören bir ‘böcüksavar’a sahip olmak…

 

Çok mu uçuk-kaçık oldu?

 

 
İnal Karagözoğlu
27 Aralık 2012

 

 

© 2012 İK

 

 

anahtar sözcükler: böcek, ‘böcek’, casus, dinleme, gündem

 

500 | Ayrıksı | Günlük | 271212

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.