En İyisi Anılara Dalmaktı

Gündemdışı Bir Gezinti

 

 

Memleket gündeminin bir merkezden değiştirildiğinin farkına varalı çok yıllar oluyor. Zekâmın, memleketimin ölçülerine göre ortalama bir yerde olduğu kanısındayım. Bu bir övünmeyse, ben de övünmüş olayım; bu konuda gereksiz alçakgönüllülük gösterisinde bulunacak değilim. Memleketimizi hedef alan bir gündem değiştirme merkezinin (gdm) varlığını yavaştan yavaştan görenler son günlerde sesli düşünmeye başladılar; geçmiş olsun… Akılları yeni yeni başlarına gelmiş bulunan bu az sayıdaki zevatın dışındakiler, hâlâ birtakım ıvır zıvırla, mesela gdm yapımı Hürremli ‘şey’le oyalanıyorlar.

 

İşte bu gülünç ortamda ‘yar bana bir konu’ diye aranırken aklıma sinema düştü. Güzel bir konudur sinema. Kendimi kutladım. Öyle ya, eğitim konularımız, 12 Mart Muhtırası, reklamcılığımız, tarımımız, müziğimiz, medyacılığımız ve daha pek çok sıkıntılı şey de gelebilirdi aklıma…

 

Sinema konusu derya deniz… İşi dar bir alana çekmeliyim, diye düşündüm ve konu bizden olsun, diyerek ilk daraltmayı hemen yaptım. Dünya sineması bir yanda dursundu, işte yanı başımızda iki yıl sonra yüz yaşına basacak koca bir sinema tarihi vardı…

 

*

Sinemamız verimli bir alan… Burada, pek çok kişinin hemen aklına geliveren Yeşilçamımız var, bunun sonrası var, tabii bir de öncesi var. Kabaca, başlangıç dönemi, tiyatrocular dönemi, sinemacılar dönemi diye de ele alınabilecek bir sinema tarihi… Dünya kadar başlık…

 

Ne olabilir ne olabilir, derken, konuyu, tiyatrocular döneminden seçmeye karar verdim. İşin kolayına kaçmıştım: bu dönem pek yoğun değildir. Ama önemlidir de… Hem sinemamız açısından hem kendi açımdan… Çocukluk anılarımın arasında büyük yer tutar bu dönemin filmleri.

 

Ve hemen şu film sahnesi canlanıverdi gözümde: adamın biri bir yerlerden geçip giderken kuruca bir ağacın üzerinde sinmiş gibi duran güzel bir kıza rastlıyor ve başlıyor bir şarkı söylemeye: “İn dallardan aşağı, yanıma gel yanıma; sokam seni canıma…” Bu arada kıza soruyor: “İn misin, cin misin?” Kızın yanıtı şöyle: “Ne inim ne cinim… Senin gibi bir beniâdemim.” Ve adamın başladığı şarkı, kızın da işe dahil olmasıyla bir düete dönüşüyor:

 

“– İn dallardan aşağı,
Yanıma gel yanıma;  
İn dallardan aşağı,

Sokam seni canıma…”

 

“– Ben bir çoban kızıyım,
Dağların yıldızıyım;
Yamaçlara seslenen,
Sürülerin kızıyım.”

 

“– İn dallardan aşağı,
Yanıma gel yanıma; 
İn dallardan aşağı,

Sokam seni canıma…”

 

“– Bir vakit atlı gelir,
Güçlü kanatlı gelir…
Umut dolu bakışı
Canımdan tatlı gelir.”

 

“– İn dallardan aşağı,
Yanıma gel yanıma; 
İn dallardan aşağı,

Sokam seni canıma…” 

Afişteki tavsiye şu: “Bu filmde Türk musikisinin en seçmelerini büyük üstat Münir Nurettin Selçuk okuyor. Sadece bu üstadı dinlemek, mest olmak ve haz duymak için kâfidir. (Görsel, Film Merkezi Com alanından.)

 

Böyle bir şey işte… Yazdıklarım yanlış yunluş da olabilir. Ama kesin bir şey var, Kahveci Güzeli adlı bu filmi on yaşlarındayken Tokat’ta Ali Sabri Sineması’nda gördüm. Yazlıkta mıydı, kışlıkta mı, işte orasını hatırlamıyorum.

 

*

Madem sözü Kahveci Güzeli’ne getirdim, bu filme ilişkin birkaç bilgiyi de yazıvereyim:

 

1941’de çevrilmiş; yönetmeni Muhsin Ertuğrul, senaryosunu Nâzım Hikmet yazmış. Başlıca oyuncuları Münir Nurettin Selçuk, Hâzım Körmükçü, Cahit Irgat , Avni Dilligil, Mümtaz Ener. Sadettin Kaynak’ın müziğiyle ayrı bir ilgiyi hak eden filmin görüntü yönetmeni Cezmi Ar. Ancak, yapımcısı da bilinmiyor, seslendirenler de… Konusu kısaca şu: İşlerin iyi gitmediği bir kahvede çıraklığa başlayan Keloğlan ve Tekin adlı iki kardeşin başından geçen olaylar. Müzikal dram türünde olan Kahveci Güzeli’nin en hoş yanlarından biri de tanıtım tadındaki afişi. Bu afişte, “Bu filmde Türk musikisinin en seçmelerini büyük üstat Münir Nurettin Selçuk okuyor. Sadece bu üstadı dinlemek, mest olmak ve haz duymak için kâfidir” deniyor. Tabii, afişteki bu tavsiyeye uyarak gitmedim filmi görmeye ben; zaten o laflar pek anlayamadığım şeylerdi… Benim derdim, sadece sinemaya gitmekti, o kadar…

 

 

İnal Karagözoğlu

18 Aralık 2012

 

 

 

© 2012 İK

 

 

Anahtar sözcükler: sinema, Türk sineması, Hürrem Sultan, Kanuni, sıkıntılı, zekâ

 

 

499 | Ayrıksı | Sinema | 181212

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. admin said,

    Aralık 19, 2012 at 18:59

    Eklemeler, Açıklamalar

    Yazıyı yayımladıktan sonra, Kahveci Güzeli’ne ilişkin birkaç bilgi verirken eklediğim “Ancak, yapımcısı da bilinmiyor, seslendirenler de” notu kafamı kurcalamaya başladı. Böyle iki-üç kelimeyle kestirip atmış olmak beni rahatsız etmişti. Gerçi sinema tarihimizden söz etmeye oturmamıştım bu yazıyı yazarken, ama yine de hoşuma gitmedi böyle yazmış olmam… Hiç değinmeseydim daha iyiydi yani.

    Dün akşam bir dizi izliyordum, birden kafamda bir ışık belirmeye başladı: vaktiyle ‘Ankarada Sinemalar Vardı…’yı hazırlarken aldığım bu filmin adının da geçtiği notları hatırladım. Eski bilgisayarımda kalmıştı o notlar… Bir kenarda duran bu emektarı kurup içinden gerekli şeyleri aldım. Bunlar, en azından on üç yıl öncelere dayanan bilgiciklerdi… Kısaca özetleyeyim:

    Kahveci Güzeli’nin çevrilmesi, milletin ‘Arap filmi’ dediği Mısır filmlerinin yurda çok sayıda ve çok rahatlıkla getirilebilmesinden yakınmaların arifesine rastlıyor. Bu yakınmalar kısa sürede bir karşı duruşa dönüşerek sonuç verecek, filmcilerimizin rekabet edemediği Mısır filmleri yavaş yavaş getirilmez olacaktır. Bu hareketin öncülerinden biri de dönemin önde gelen filmcisi İhsan İpekçi’dir. İhsan Bey, amcası Kâni İpekçi’yle birlikte İpek Film’in sahibidir.

    Zaten, İpekçi Ailesi (İpekçiler, İpekçizadeler), filimciliğimizin türlü alanlarında var olmuş bir aile… İstanbul’da İpek, Yeni Melek, Fitaş, Dünya, Çemberlitaş, Yeni, İstanbul, …, İzmir’de Elhamra ve Yeni sinemalarını bu şehirlerde yaşayıp da bilmeyen sinemasever var mıdır? SİNTAŞ’ı? FİTAŞ’ı ise hemen her sinema meraklısı biliyordur… Tabii İpek Film’i de…

    Asıl söyleyecek olduğum şey ise şu: Kahveci Güzeli’nin yapımcısı da dağıtımcısı da İpekçiler. Yapımcısı İpek Film, işletmecisi FİTAŞ…

    Madem eksikleri tamamlıyorum, şunları da ekleyeyim:

    Filmin senaryosunu Nâzım Hikmet yazmış, ama ‘M. İhsan’ takma adıyla… Nâzım büyük olasılıkla o sırada Bursa’da hapistedir… Filmin kahramanları Tekin’i Münir Nurettin Selçuk, Keloğlan’ı da Hâzım Körmükçü oynamış. “İn dallardan aşağı” diye seslenilen güzel kız Zeynep rolünde ise Nezihe Becerikli olmalı. Becerikli, filmin çekildiği 1941 yılında 23 yaşında… Son bir not: Kahveci Güzeli beklenen işi yapmamış ama ’949’da Fransa’da gösterilmiş, 2009’da da Almanya’da klasik Türk müziği konusundaki bir konferansta Türk sinemasından müzikli film örneği olarak sunulmuş.
    *
    Böyle iki parçalı bir yazı sunduğum için özür dilerim.

    İnal Karagözoğlu

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Ekim 26, 2014 at 16:24

    Bir Eklemem Daha Var

    Kahveci Güzeli filminin müziklerinden Sadettin Kaynak’ın bestesi ‘İn Dallardan Aşağa (Aşağı)’ şarkısına ilişkin bir kayıt ile bu şarkıdan söz edilen bir makaleye ilişkin bir yazının bağlantısını sunuyorum:

    - Ben Bir Çoban Kızıyım ~Sabite Tur Gülerman ile Münir Nurettin Selçuk’un seslerinden
    » http://www.youtube.com/watch?v=ttpVhBugvx0

    - Sadettin Kaynak –Fırat Kızıltuğ
    » http://www.sanatalemi.net/kose_yazi.asp?ID=7370

    İnal Karagözoğlu

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.