Dilin Kemiği

Katmerli ya da Çifte Edilgenlik

Emre Yazman 

 

Hep söylüyorum, “Türkçeyi çok yanlış kullanıyor, dilimize özen göstermiyoruz” diye… Yaygınlık oranı çok yüksek hatalara değinirken de bu durumu mutlaka belirtiyorum. Böyle, neredeyse hemen herkesin yaptığı yanlışlar arasında bir tanesi var ki en çok yapılan hatalar arasında birinci değilse mutlaka ikincidir.

Evet, bu ayki konu başlığımız “çifte edilgenlik”… 

 

Nedir bu çifte edilgenlik? Çifte edilgenlik kısaca, zaten edilgenlik eki almış bir eylemin çatısına, bunu yeterli görmeyerek ikinci bir edilgenlik eki katılmasıdır.

Biraz kitabi mi oldu? Konuyu örnekler üzerinden giderek ele alınca daha rahat anlaşılacaktır mutlaka. Ama ondan önce, Türkçede eylemler nasıl edilgen yapılır, anımsamakta yarar var. Çünkü konumuz doğrudan onunla ilgili.

Eylemleri iki biçimde edilgen yaparız. Bu iki yoldan hangisini seçmemiz gerektiğini ise bize eylemin kökünün son harfi söyler:

1) Eylemin kökü “l” harfi dışında bir ünsüzle bitiyorsa:

“Yazmak” eylemini ele alalım. Mastarı atınca geriye “yaz” kökü kaldı. Kök “z” ünsüzüyle bitiyor. Demek ki yazmak bu birinci gruba girer. Bu gruptaki eylemleri -ıl hecesini kullanarak edilginleştiririz. Örneğimizde -ıl eki “yazmak” eylemini edilgen yaparak “yaz + ıl + mak”a dönüştürür. Uyuma göre edilgenlik eki -il, -ul ya da -ül de olabilir.

2) Eylemin kökü ünlüyle ya da “l” ile bitiyorsa:

Bu durumda edilgenliği “n” harfini kullanarak sağlarız. Son harf ünlüyse tek başına “n” harfi edilgenlik için yeterli olur. “Okumak” böylece “oku + n + mak” biçimine dönüşerek edilgen olur.

Eylem kökünün son harfi eğer “l” ise, bu durumda da “-un” eki gerekir. Böylece sözgelimi “bulmak” “bul + un + mak”a dönüşerek edilgen çatı edinir. Burada da “-un” eki uyuma göre “-ın”, “-in” ya da “-ün” olabilir.

Eylemlerin çatılarını nasıl edilgen yaptığımızı anımsadıktan sonra artık çifte edilgenliğe geçebiliriz.

Çifte edilgenlik genellikle, yukarıda değinilen iki tür edilgen yapma yönteminin ikincisinde görülür. Kökü “l” ile bitenlerde değil de ünlüyle biten eylemlerde… Aramak, başlamak, demek, doğramak, gerilemek, ilerlemek, korumak, kötülemek, nitelemek, okumak, olumlamak, söylemek, tanımak, taramak, titremek, yaşamak ve daha birçok eylemde çifte edilgenlik hatasına düşülmektedir.

Dikkat ederseniz,

aranmak, başlanmak, denmek, doğranmak, gerilenmek, ilerlenmek, korunmak, kötülenmek, nitelenmek, okunmak, olumlanmak, söylenmek, tanınmak, taranmak, titrenmek, yaşanmak

yerine sıklıkla

aranılmak, başlanılmak, denilmek, doğranılmak, gerilenilmek, ilerlenilmek, korunulmak, kötülenilmek, nitelenilmek, okunulmak, olumlanılmak, söylenilmek, tanınılmak, taranılmak, titrenilmek, yaşanılmak

dendiğini duyacak, yazıldığını okuyacaksınız.

Zaten edilgen olan bir çatıyı, bununla yetinmeyip ikinci bir kez daha edilgen yapma çabası…

“Katmerli edilgenlik” diye de niteleyebileceğimiz bu gereksiz çaba sonunda gelinen yer, duru dilden uzaklaşarak çetrefil bir anlatım ve sesletimin dehlizleri oluyor ne yazık ki.

 

_______________________

Yazar’ın İlgilik’te bundan önce çıkan son üç Dilin Kemiği yazısı:

Türlü Çeşitli Yanlışlar -16 Kas. 2012

 

 

“Hoşça Kal”, “Sağ Ol” Ayrı; “Altyapı”, “Hiçbir” Bitişik… -15 Kas. 2012

Defaaten Söyledik, Onun Yokluğunu Oldukça Arayacağız -15 Eyl. 2012

 

   Not: Bu yazı, Sigorta Dünyası dergisinin Aralık 2012 sayısında (619) yayımlanmıştır.  

 

© 2012 EY.ilgilik

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.