İnci Pastanesi’nin Sonu Dolayısıyla

Çelebice Yaklaşımlar

 

 

1957 yılı olmalı, mektepten arkadaşlarla sık sık Beyoğlu’na çıkıyoruz… İlgi alanlarına göre arkadaş gruplarım var; bunlardan biri de Beyoğlu grubu. İstanbul’un bir iki kıdemlisi (!) ile bu şehri keşfe merak salmış, ağzının tadını pek pek bilenden falan oluşan üç beş kişilik bir grup bu… Bir gün, Beyoğlu grubu olarak muhtemelen Çiçek Pasajı çıkışı (bir zamanların Cité de Pérası henüz yanmamış –Tepebaşı Tiyatrosu ile Şan Sineması da-, Bomonti Bira Bahçesi yerli yerinde –Likör Fabrikası’nın yok olmasına daha yıllar yıllar var-), İnci Pastanesi’ne dalıyoruz… Profiterol yiyeceğiz. Türlü yiyintilerin yanında bayağı pahalı bir şey; ama olsun, o küçük masalarda ağzının tadını çıkarmaya değer. Ben, kasanın her müşteriyi o hoş çın sesiyle selamlamasına da bayılıyorum. Ve, buraya mahsus bu tatlının adını merak ediyorum. Necedir, nereden geliyordur? Öğreniyorum: Hiçbir dilden… Müşteri çekmek için uydurulmuş bir lafmış…

 

İşte bizim bu grubun da müdavimlerinden olduğu İnci Pastanesi bu ayın başlarında kapandı (Aralık 2012). Bir yığın hukuksal işlemler… Ve bu ‘tatlı’ anılar mekânının bu ‘acı’ sonu bir kısım insanımızın dertlerinden biri olarak başka başka dertlerin önüne geçti. Bu olay basında çok yer kapladı, üzerine pek çok şey yazıldı, söylendi. Bir süre sonra da her şeyler gibi unutulup gidecek. Yukarıdaki paragrafı, öncelikle, bu unutulup gideceklerin içinde benim de tuzum olsun diye yazdım.

 

İkincisi, basın-yayın camiasının bana göre en çelebi kişilerinden olan Mehmet Barlas’ın bu olay üzerine dediklerini hiç ilginç bulmadığımı belirtmek istiyorum. İlginç bulmadım, zira yine yapacağını yapmış Barlas ve kendisine has yorum farkını bu meseleye de oturtmuş (Turkuvaz Medya Grubu’nun uyarısına uyayım: Başyazı İnci Pastanesi bile tarih olduğuna göre…, Sabah gzt., 8 Ara. 2012, http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/barlas/2012/12/08/inci-pastanesi-bile-tarih-olduguna-gore ). Şu satırlarla başlıyor başyazısı Barlas’ın:

 

«Kendini imparator ilan eden Napolyon’un “Benim hanedanım bende başlar” dediği gibi bazı İstanbullular da, “Bu kentin tarihi bizimle başlar” der gibi davranmıyorlar mı?
Dün Beyoğlu’ndaki İnci Pastanesi’nin tahliyesi de “Bir tarihi mekânın sonu” şeklinde değerlendirilirken “Tarih”in bu çeşit yorumlanmasına bir kez daha tanık olduk.»

 

Sayın yazarın olaylara farklı yorumlar getirişindeki ortak özellik, hangi olay söz konusu ise, ona, ‘eskiden de öyle şeyler olduğu’ açısından bakmasıdır. Bu İnci Pastanesi hadisesinde de durum aynı. Şıralamış:

 

«1955’in 6-7 Eylül gecesinde yaşanan yıkım ve kırım öncesi Beyoğlu’nu hatırlayan pek kalmadı galiba…
Veya 1934’te çıkan bir kanunla yabancı isimlerin Türkçeleştirilmesi zorunlu tutulurken bazı fanatiklerin Beyoğlu’ndaki yabancı isim taşıyan birçok mağaza ve işyerine saldırdıklarını hiç duydunuz mu?
1923’te açılan “Loryan Pastanesi” de böylece “Baylan” olmamış mıydı?
İstanbullu Rumların buharlaşmalarını da pek hatırlamıyoruz aslında…
…..

Tokatlı Mıgırdıç Tokatlıyan’ın 1897’de inşa ettirdiği Beyoğlu Tokatlıyan Oteli’ni hatırlıyor musunuz?
İngiltere Kralı Edward’ın tahttan feragat etmeden önce ziyaret ettiği İstanbul’da sevgilisi Madam Simpson’la saat 5 çayı almak için zemin kattaki pastanesine uğradığı Tokatlıyan’ı hatırlar mısınız?
O bina da 1950’de işhanı olmamış mıydı?
…..»

 

Yani?

 

Böyle şeylerin olması pek önemli değil; çünkü böyle şeyler hep oldu, oluyor, olacak.

 

Yani, durum niye bu merkezde, diye sorgulamaya gerek yoktur; çünkü böyle şeyler hep olmuştur, oluyordur, olacaktır. Nokta.

 

 

İnal Karagözoğlu

9 Aralık 2012

 

© 2012 İK

 

Anahtar sözcükler: İnci Pastanesi, İstanbul, Beyoğlu, profiterol, tarihi

{lang: 'tr'}

3 Yorum

  1. Fevziye Yazman said,

    Aralık 9, 2012 at 21:51

    Bir arpa boyu yol almamıştık, almıyoruz, almayacağız da…

  2. admin said,

    Aralık 10, 2012 at 07:41

    Arpa deyince, siz fitrenizi, buğday ya da buğday unu, kavut, arpa, darı, keş, hurma ya da kuru üzümden mi; ya da herhangi bir hububattan, meyvadan mı; yoksa, bulunduğunuz yerde en çok yenip içilen bir besin maddesinden mi veriyorsunuz?

  3. Senem Onan said,

    Ocak 20, 2013 at 11:36

    Biz profiterolden veriyoruz, o yüzden böyle olmuş…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.