Dilin Kemiği –Anlam Hataları

Defaaten Söyledik, Onun Yokluğunu Oldukça Arayacağız

Emre Yazman

 

Sözcüklere sahip olmadıkları anlamlar yüklemeler… Bir sözcüğün birden çok anlamı olabileceğini göz ardı ederek yalnız bir anlamına takılıp kalmalar… Sözcüğün ne anlama geldiğini şöyle böyle bilmekten kaynaklanan sarpa sarılınmalar… Ve daha niceleri… Anlam hataları Türkçenin yanlış kullanımında önemli bir yer kaplıyor.

 

 

Adam = İnsan

Bir süredir “adam” sözcüğüne karşı bir alerji baş gösterdi. Niye? Efendim, “bilim adamı” dendiğinde bir erkek anlaşılırmış, oysa bilim kadınları da varmış, o nedenle “bilim insanı” ya da “bilimci” denmeliymiş.

Elbette bilim insanı da denebilir, bilimci de. Ama bilim adamından murat bir erkek değildir, olmamalıdır da. Sözlükleri açıp “adam”ın ne anlama geldiğine bakarsak birinci sırada “insan” olduğunu görürüz. “Erkek”, adamın ikinci anlamıdır. Adam sözcüğünün on bir anlamından yalnızca ikisi cinsiyet anlatır. Öbürü halk arasında kullanılan “benim adam”daki (kocam) adamdır.

 “Adam öldürmek”, bir erkeğin değil, bir insanın cinayete kurban edilmesi anlamını taşır. “Adam adama savunma” yapan bir takım pekala kadınlardan da oluşabilir. Annem “bir adama ihtiyacım var” derdi zaman zaman. Bundan da herkes, annemin ev işlerinde kendisine yardımcı olacak bir erkeğe değil de, tam tersine bir kadına gereksinim duyduğunu anlardı.

Sonuç olarak, bilim adamındaki adamdan erkek anlamı çıkarmak gereksiz ve yersiz alınganlıktır. Onun için rahatlıkla bilim adamı da denebilir, devlet adamı da. Adam burada insan demektir zaten.

Cenaze

Cenaze, “kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış ölü” demektir. Cenaze töreni yerine kısaltılarak cenaze de denebilir. Bu sözcük son zamanlarda kitle iletişim araçlarında ceset yerine de kullanılır oldu. Örnek: Uçak kazasında ölenlerin cenazelerine ulaşıldı.

Sanırım “ceset” sevimsiz bulunduğu için yerine başka bir şey koyma isteğinden kaynaklanıyor bu hata. Oysa seçenekler var: Naaş denebilir, cansız beden ya da cansız vücut denebilir.

Defaten

Ansızın, birden, aniden anlamına gelen defaten, kullanımdan neredeyse tamamen düşmüş, tozlu raflara kaldırılmış Arapça kökenli bir sözcük. Doğru sesletmek için bütün hecelerini kısa söylemenin yanı sıra “def’aten” yazım biçiminin izini sürmek gerekiyor.

Bir de “defaatle” var ki, “defaten”e göre biraz daha işlek, yani henüz  tozlu raflarda değil. Defalarca, çok kere, çok kez anlamında… Yanlış, “defaatle” denmesi gereken yerde “defaten” denerek yapılıyor. Hem de a’yı uzatıp “defaaten” biçiminde ve de önde gelen bir haber kanalının enkırmenimsi habercisi tarafından bile…

Gerçekleşmek, gerçekleştirmek

“Gerçekleşmek” ve ettirgeni “gerçekleştirmek” Türkçenin çok güzel iki sözcüğü. Özgül ve kendi halinde bir anlamı var: gerçek olmak, gerçek durumuna gelmek, somut bir gerçeğe dönüşmek. Osmanlıcada “tahakkuk etmek” neyse onun tam karşılığı. Hal böyleyken, taşımadığı anlamlar yükleyip olur olmaz yerlerde habire kullanmaya bayılıyoruz.

Bir “kamu spotu”nda polis yaşamını yitiren kazazedenin yakınına telefonda şöyle diyor: “Bir kaza gerçekleşti…” Kaza gerçekleşmez. Türkçede ona “kaza oldu, vukua geldi, vuku buldu” denir.

Artık kimse toplantı düzenlemez oldu, toplantılar mutlaka gerçekleştiriliyor. Hayaller, arzular gerçekleştirilir, ama toplantı gerçekleştirilmez.

Örnek çok, ancak çok örneğe de gerek yok. Meramımı anlatabildim sanırım.

İnfaz etmek

İnfaz etmek, yargılama sonucunda verilen cezayı uygulamak anlamına gelir. O nedenle cezaevlerine infaz kurumları, gardiyanlara da infaz memurları denir. İnfaz edilen, kişi değil o kişiye yargıç tarafından verilen cezadır. Oysa, infaz etmek sanki kişinin yaşamına son vermek demekmiş gibi, yargı kararıyla verilmesi koşulu bile aranmadan, töre cinayetlerinde, mafya ilişkilerinde uygulanan ölüm cezalarında fütursuzca “infaz etmek” eylemi kullanılıyor. Vahim bir anlam hatası…

İntihar etmek

Eskiden, “kendini intihar etti” söylemine sıkça rastlanırdı. Artık pek yapılmıyor bu hata. Şimdilerde sürekli gözden kaçırılan şu: Bir intihardan söz edebilmek için eylemin mutlaka ölümle sonuçlanması gerekir. Çünkü “intihar etmek” eyleminin anlamı çok açıktır: kendini öldürmek. Ölümle sonuçlanmayan çabalardan asla intihar olarak söz edilemez. Onlar intihar girişimi ya da teşebbüsüdür. İntihara girişmiş, ancak kurtarılmış kişilerden “intihar etti” diye söz edilmesi çok yaygınlaştı. Aman dikkat!

Oldukça

Son on beş yıldır anlamını tamamen unutup tam tersi bir anlamda kullanmaya başladığımız, salgın halinde yanlış kullandığımız güzelim belirteç “oldukça”… Hani derler ya, başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.

Türkçe açıklamaya girmeden, bilenler için yabancı dillerdeki karşılıklarını vereyim; ola ki kestirme yoldan anımsamaya yardımcı olur. İngilizce: rather, fairly, quite, pretty, to some extent. Almanca: ziemlich, einigermaßen, recht. Fransızca: assez, passablement, bien. Türkçedeki eşanlamlıları ise epey ve hayli.

“Oldukça”, önüne geldiği eyleme ya da sıfata “yeteri kadar, yeterince” anlamı katar. Sözgelimi, bir kimseyi ya da bir şeyi özlemenin derecesi şiddetliden hafife doğru şöyle sıralanır: çok özledim, özledim, oldukça özledim. Oldukça özledim, yeterince özledim demektir. Asla çok özledim anlamına gelmez.

Gene sözgelimi “ağır”, “çok ağır”dan düşük, ama “oldukça ağır”dan yüksek şiddettedir. Oldukça ağır, yeteri kadar ağır anlamına gelir. Artık, kullandıkları eylem ya da sıfatın şiddet derecesinin yüksek olduğunu belirtmek isteyenler “çok” ya da “pek” sözcüklerine başvurmak yerine “oldukça”ya yüklenmekteler. Şiddet derecesini yükseltmek bir yana, tam tersine düşüren “oldukça”ya…

Yanlışın ortaya çıkıp yaygınlaşmasının baş sorumlusu, doğru Türkçe kullanma kaygısının uzağından bile geçmeyen kitle iletişim araçları. Bu alanda ne yazık ki tam bir umursamazlık egemen.

Tropik

Yunancadan Fransızcaya, oradan da Türkçeye geçmiş olan “tropik” (tropika da denir) dönence anlamına gelir. Dönencenin tanımı şöyle yapılıyor: Yeryuvarlağının Ekvator’a koşut ve biri güneyde (Oğlak Dönencesi), ötekisi kuzeyde (Yengeç Dönencesi) bulunan iki dairesinden her biri. Tropik bir sıfat değil, bir ad. Buna karşın “tropik meyve”, “tropik bitki” biçiminde kullanılıyor. Tropikal meyve, tropikal bitki doğru kullanımdır.

Yokluğunu hissetmek, varlığını aramak

Eksikliği duyumsanan bir insan ya da hayvan için “onu çok aramak”tan söz edilir. “Onu çok arıyoruz, arayacağız” denir. Oysa kitle iletişim araçlarına bakarsanız şu söylemi sıkça duyarsınız: “Onun yokluğunu çok arayacaklar”, “Filancanın yokluğunu çok arıyoruz”. Yokluğunu değil, varlığını arıyorsunuz demez kimse ve bu yanlış da öylece sürüp gider. İlle yokluk kullanılacaksa “yokluğunu çok hissedeceğiz” denmelidir.

Gelecek ay, bileşik ve ayrı yazım konusunu ele alacağım.

 

_______________________

Yazar’ın İlgilik’te bundan önce çıkan son üç Dilin Kemiği yazısı:

Yaygın Olarak Kullanılıp da Sözlükte Bulunamayanlar -18 Ağu. 2012

“Düşmeye Oynayan Takım Silkelenip Atletizmiyle Öne Geçti” -16 Tem. 2012

Sözcükleri Niçin Karıştırıyoruz – 2 -22 Haz. 2012

 

Not: Bu yazı, Sigorta Dünyası dergisinin Eylül 2012 sayısında (616) yayımlanmıştır.

 

© 2012 EY.ilgilik

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Cevdet Celkan said,

    Eylül 15, 2012 at 22:09

    Emre’cigim emegine saglik. Ben de ayni fikirdeyim. Cografya dersi hocamizdan(rahmetli Arap Aziz) Aldeniz Bolgesinde “Tropikal Iklim” den bahsedildigini hatirlarim. Bilmem dogrumuydu?
    Gozlerinden operim.
    Selamlar, yengeme ve yegenlerime sevgiler.
    136 polis

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.