Kanun da Benim!…

I, The Jury

 

 

Tokat’tan daha göçmemiştik, demek en geç ’954, bir arkadaşım sınıfta gizli gizli bir şey okuyor… Babam aynı okulda öğretmendi, ama arkadaşlarım benden çekinmezlerdi, her bir şeylerini anlatırlardı. O da ne halt ettiğini benden saklamadıydı ve kitabı okuyayım diye ilk önce bana verdiydi. Mavi gözlü, sarışın, yuvarlak ve dolgun yüzlü, pembe yanaklı, ilk bakışta gamzeleri görülen bir çoçuktu; ne yazık adını hatırlamıyorum, belki Erolcuğum hatırlayabilir, çünkü bizden epey sonra ayrıldı memleketten…

Kitap? Bir Mayk Hammer romanıydı: Kanun Benim. Romanın kahramanı dedektif Mike Hammer’dı ve Mike’ı doğru olarak ‘Mayk’ diye okurduk da ‘Hammer’ı da Türkçe bir kelimeymişçesine yazıldığı gibi okurduk. Zaten yayınevi de bu kitabın içinde yer aldığı diziye ‘Mayk Hammer serisi’ adını vermişti.

Kanun Benim, o yıllar çok satan kitaplarıyla ünlenen Çağlayan Yayınevi’nden çıkmıştı. Çok sonraları öğreniyorum, daha çok ‘Mickey Spillane’ adıyla tanınan Amerikalı yazar Frank Morrison Spillane’in 1947’de ‘I, The Jury’ adıyla Mike Hammer dizisinde yayımlanan ilk kitabıymış. Kitabı dilimize Kemal Tahir çevirmişmiş; ama ‘F. M.’ takma adıyla… İlginç bir gerçek, Çağlayan’ın ‘Mayk Hammer’ dizisi olarak yayımladığı bu dedektif-polisiye romanların çok tutmuş olması ve fakat Mickey Spillane’in altı Mike Hammer’da kalması üzerine Kemal Tahir, yayıncıların ısrarıyla bu yayınevi için dört ‘Mayk Hammer’ yazmış…

 Kanun Benim, bir Mayk Hammer romanı -Mickey Spillane ~ Çağlayan Yayınevi

Buraya kadar küçük bir anımı ve edindiğim birkaç bilgiyi aktardım. Peki, bu Mayk Hammer’ler bizde niye pek tutmuştur? Ya da genel bir soru, dedektif-polisiye türünden kitaplar bizde -ve tabii kimi ülkelerde- neden büyük okur kitlesi bulur?     

Soruya Mayk Hammer özelinde yanıt vermeye çalışayım: Bir kere adamın soyadı Çekiç… Ne yapıyor? Çaresizlerin elinden tutuyor; bir kurtarıcıdır o. Kolluk güçlerinin başarısız olduğu olayları o çözüverir. Dahası, suçluların tepesine çekiç gib iner, onları cezalandırır: o hem savcıdır, hem yargıçtır hem de hâkim… Dahası, infazcı… Başka söze gerek var mı? Tam da bir kurtarıcı bekleyen toplumların sahipleneceği bir karakterdir Mayk Hammer, nokta.

*

Geçen günlerde, ayın dördü müydü yoksa beşi mi, artık üst üste yığılan olayları birbirine karıştırır oldum, Sayın Başbakan şöyle bir şey demiş: “Yargıya zaten gerekenleri söyledik, yargı da gerekeni yapıyor, biz de Parlamento’da gereği neyse onu yapacağız.”

Sayın Başbakan bu sözleri, aklımda kaldığına göre, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri ile partisinin kurucular kurulu üyelerinin katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada söz bölücü terör örgütüne gelince, ‘bu örgütün TBMM’deki uzantıları’ diye nitelediği kimi milletvekillerinin son günlerde dile getirdikleri şeylerle ilgili olarak söylemiş…

Şimdi bir yaygara bir yaygara: “Vay efendim, nasıl olur da yargıya talimat verilirmiş!?”

Eğri oturalım, doğru konuşalım: Sayın Başbakan’ın bu cümlesinde ‘talimat’ sözü var mı? Yok. Eeee?

O kadar devlet, hükümet, parti işleri arasında insan bunalır; ağız alışkanlığıyla söylenmiş bir söz bu. Zaten işlerin yürümesi için hep birinin söylemesi gerekir; “söylemeden iş yapmıyorlar” demez miyiz? Evet, bizde kimse bir işi söylenmeden yapmaz, ille dürteceksin… Ha, aklıma geldi, ‘yeni’ bir anayasa yapma telaşı yetmezmiş gibi bir de erken seçim diye bir düşünce belirmez mi? Hükümet edenlerin işi zor.

*

Çok lafa gerek yok; az biraz yukarda, kurtarıcı bekleyen toplumların sahipleneceği bir karakterdir Mayk Hammer, dememiş miydim? Bir yerlerde de bir hükümet başkanına ‘Demir Leydi’ dememiş miydi millet… Biz niye masumane edilmiş bir sözü büyütüyoruz, anlamamın mümkünatı yok. Hem basbayağı ‘Kanun Benim’ durumu… İstenen de bu değil mi?

*

Söz aramızda Mayk Hammer çapkının tekiydi de. Hele bir sekreteri vardı, Velda, anlatmakla bitmez… Okumak lazım.

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 7 Eylül 2012

 

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.