Haberci Rüyalarım Çıkmaz Oldu

Parapsikolojim Bozuldu

 

 

Ne zamandır haberci rüyalarım çıkmıyor. Ve bu durum asabımı bozmakta.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Duruma Bakmayın Siz

Neşeli Görünmenin Ardındaki

 

Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar 
Handan görünen herkesi hurrem mi sanırsın

Ziya Paşa

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Gülmenin Dayanılmaz Ağırlığı

Sen Gül, Sen Gül…

 

Muazzez Çörtelek

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Dilin Kemiği –Anlam Hataları

Defaaten Söyledik, Onun Yokluğunu Oldukça Arayacağız

Emre Yazman

 

Sözcüklere sahip olmadıkları anlamlar yüklemeler… Bir sözcüğün birden çok anlamı olabileceğini göz ardı ederek yalnız bir anlamına takılıp kalmalar… Sözcüğün ne anlama geldiğini şöyle böyle bilmekten kaynaklanan sarpa sarılınmalar… Ve daha niceleri… Anlam hataları Türkçenin yanlış kullanımında önemli bir yer kaplıyor.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

12 Eylüller’in Karanlığında

Eğitim-Öğretim İşportaya Düşer mi?

 

 

‘12 Eylül’ dendi mi, ben, bir silahlı gücün, ‘çok Atatürkçü’ görüntüsü altında Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilkelerini, Atatürk devrimlerini, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırma, tanıtma, yayma işlerini, ortaya koyduğu anayasa marifetiyle bir devlet dairesine havale etmiş olduğunu bilirim. Çünkü bu havale ediş köklü olmuştur: sıraladığım bu konular siyasetçilerin oyun alanına çevrilerek gittikçe sulandırılmış; ortaya, ‘Cumhuriyet’in kazanımlarına karşı bir durum’ çıkarılmış ve bu durumun kök salıp derinleşerek kalıcı hâle gelmesi sağlanmıştır.

Pazartesi günü, bir 12 Eylül arifesinde, yeni bir ilköğretim yılı başladı. Bu münasebetle dillerden düşmeyen bir yakınma var: “60 aylık çocuklar ile 66’lıklardan 80’liklere vesaireye kadar olanlar bir arada nasıl olur?” Bu sorunun sahibi olan pek çok ana-baba ile çocuk eğitim-öğretimi üzerine ahkâm kesen nice zevat, çocukların büyüklerin arasında ‘ezileceğinden’ korkuyorlar. Haklı olabilirler. Bir de, sınıfların kalabalık olacağı düşüncesinden kaynaklanan endişeler var. Olabilir; her yerde 20-30 mevcutlu sınıfı nerden bulacaksın?

Benim öğretmenlik hayatım da var; ilk okuttuğum sınıf, bir Ege köyünde ikiler ve üçlerden oluşan 78 mevcutlu birleştirilmiş bir sınıftı. Eşim mesleğine tek öğretmenli bir okulda başlamış; onun birleştirilmiş sınıfında da doksan civarında çocuk varmış; Marmara Bölgemiz’in bir köyünde… Varın doğu bölgelerimizi falan düşünün…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kanun da Benim!…

I, The Jury

 

 

Tokat’tan daha göçmemiştik, demek en geç ’954, bir arkadaşım sınıfta gizli gizli bir şey okuyor… Babam aynı okulda öğretmendi, ama arkadaşlarım benden çekinmezlerdi, her bir şeylerini anlatırlardı. O da ne halt ettiğini benden saklamadıydı ve kitabı okuyayım diye ilk önce bana verdiydi. Mavi gözlü, sarışın, yuvarlak ve dolgun yüzlü, pembe yanaklı, ilk bakışta gamzeleri görülen bir çoçuktu; ne yazık adını hatırlamıyorum, belki Erolcuğum hatırlayabilir, çünkü bizden epey sonra ayrıldı memleketten…

Kitap? Bir Mayk Hammer romanıydı: Kanun Benim. Romanın kahramanı dedektif Mike Hammer’dı ve Mike’ı doğru olarak ‘Mayk’ diye okurduk da ‘Hammer’ı da Türkçe bir kelimeymişçesine yazıldığı gibi okurduk. Zaten yayınevi de bu kitabın içinde yer aldığı diziye ‘Mayk Hammer serisi’ adını vermişti.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.