Büyük Zafer’i Kutlamanın Arifesinde

Bando Susturmanın Anlamı

 

 

Hatırlamayan çıkabilir, geçen yılın ilk ayının ikinci haftasının başında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kars’ta yapımı süren bir heykelin ucube olduğunu söylemişti, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da hemencecik tevil yollu bir açıklama getirmişti olaya: “Başbakan’ın konuşma metinlerine bakın! Heykel sözcüğü geçmiyor. Kars’ın kentsel dokusuyla bağdaşmayan gecekondular için söyledi. ” Günay bu açıklamayı, o sırada yurt dışında olan Başbakan’la görüşemeden alelacele yapmıştı. Niye? Üç yıl kadar önce bu anıtı beğendiğini söylemişti de ondan olsa gerek… Evet, gerçekten de beğenmiş olabilir, ne de olsa bir özelliğini görüp kültür bakanı yapmışlardı onu… Ama ne olduydu, gazeteciler şeytan, dururlar mı, hemen Başbakan’a yetiştirdiydiler: “Efendim, Kültür Bakanınız böyle böyle dedi.” Başbakan’ın gazetecilere yanıtı netti ve bu vesileyle kimi densizlere de hadlerini bildirir içerikteydi: “’Ucube’ sözünü heykel için kullandım. Heykelin ne olduğunu az çok bilirim. Heykelle ilgili takdir yetkisi kullanmak için illa güzel sanatlar mezunu olmak şart değil.”

Bundan sonrası biraz dedikoduya girer; şöyle:

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: “Allah kimseyi Bakan Günay’ın durumuna düşürmesin.”

Günay (bir vesileyle gazetecilere, Başbakan’la aralarında soğukluk olmadığını belirmek için “Herhangi bir bunalım söz konusu değil” dedikten sonra): “Sayın Arınç’ın değerlendirmesini şaşkınlıkla karşıladım. Doğrusu kırıldım!”

Arınç: “Günay’ı aşağılamak amacım yoktu. Günay’ın benim üzerimde çok önemli bir hakkı var: 1985’te Refah Gecesi’ndeki konuşmam nedeniyle İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanıp beş yıla mahkûm olmuştum; tanışmadığımız halde İzmir’e gelerek bu davada avukatlığımı üstlenmişti…”

Günay (Arınç’ın açıklamalarından tatmin olduğu anlamında): “Bu konuyu kapattım, Allah’a havale ettim!”

Bu arada eklemeliyim, her ne kadar Dısişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Kars, gerek Selçuklular, gerek Osmanlılar döneminin mimari geleneğine sahip. Bu mimari estetik arasında bu anıt bu mimariyi yansıtmıyor. Kars’ın o zengin kültürünü yansıtmamış. Mimari estetiğe uymamış. Mimari dokuya uygun eserler yapmak lazım” diyerek Başbakan’ın arkasında yer tutmuş idiyse de, bu konuda Günay’la aralarında bir paslaşma olduğunu duymuş değilimdir.

*

Şimdi de, Bakan Günay’ın şu son günlerin söylemlerine pek pek uyan bir çıkışı oldu: katıldığı bir şehit cenazesi töreninde “durdurun şu bandoyu” diyerek onu susturdu ve böylece insanların beklentilerine cevap vermiş oldu.

İnsanların beklentileri neydi?

Ben, bu soruyu yanıtlamak için birazdan sözünü edeceğim işlerin olabildiğince uzağında durmaya bakardım; ancak iş iyicene ucuzladı, ben de kelepire bayılırım; işte söylüyorum: insanların beklentileri, Günay’ın anlatımıyla, ‘acılarını yaşamak, evlatlarını tekbirlerle, dualarla son yolculuğuna uğurlamak’…

Önceki gün, ramazan bayramının üçüncü günü askerleri görev yerine götüren minibüsün Şırnak’ın Gülyazı Köyü yakınlarında uçuruma yuvarlanması sonucunda şehit düşen Jandarma Uzman Çavuşu Osman Çelik’in cenaze töreni vardı. DHA’nın bu törene ilişkin verdiği haber, bugüne kadar duyulmamış bir şeyi de içeriyor: meğer, insanların cenazelerini dini inançlarına göre kaldırmalarına zaman zaman engel olunuyormuş. ‘Zaman zaman’ dediğim, cenaze törenlerinde bandonun da yer aldığı zamanlar… Şehit Çelik’in cenazesinde de tam bu engelleme olacakken Bakan Günay duruma vaziyet etmiş. Bandoyu susturma eylemini de şu sözlerle açıklamış: “Protokol ağırlıklı törenlerde, kentlerde askeri bandonun Cenaze Marşı çalması doğal olabilir. Ancak burası küçük bir köy ve insanlar acılarını yaşamak, evlatlarını tekbirler, dualarla son yolculuğuna uğurlamak istiyor. Buna saygı göstermek gerekiyor. Ben de insanların bu beklentisine cevap vererek gereğini yaptım ve bandonun marş çalmamasını istedim.”

Oysa devlet, şehidi için devlet töreni düzenlemiş ve bunun için de top arabası ile askeri bandoyu hazır etmişti rahmetlinin köyü Yazır’da… Ama cenaze top arabasıyla taşınırken bando susturuldu.

Ne dedimdi? “Ben, bu soruyu yanıtlamak için birazdan sözünü edeceğim işlerin olabildiğince uzağında durmaya bakardım; ancak iş iyicene ucuzladı, ben de kelepire bayılırım; işte sölüyorum: insanların beklentileri, Günay’ın anlatımıyla, ‘acılarını yaşamak, evlatlarını tekbirlerle, dualarla son yolculuğuna uğurlamak’…”

Ben, laik bir kişi olarak dini söylemlerle ilgili görüş bildirmek, değerlendirmelerde bulunmak gibi şeylerin hep uzağında durmuşumdur. Ama dedim ya, dini değerler birilerince metalaştırılıp ucuzlatılınca iki söz etmeden olmuyor. Bakan Günay’ın yarattığı durum işte böyle… Ama sanırım, Kars’ta yıktırılarak ortadan kaldırılılan ‘ucube’ olayı kulağına küpe olmuş Sayın Bakan’ın ve dini motif işlemeciliğinde ön almak istiyor. Bu yaptığına da, bandonun arkasından dolanıp bir puan almak, denir. Aslında diyecek pek çok şey var, ama… 

Evet, siyasette bu da bir yoldur…

*

26 Ağustos kutlu olsun!…

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 26 Ağustos 2012

 

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.