Dilin Kemiği –Olmayan Sözcükler

Yaygın Olarak Kullanılıp da Sözlükte Bulunamayanlar

Emre Yazman

 

Bu bölüme “Olmayan Sözcükler” adını vermemin nedeni, ele alacağım sözcüklerin Türkçede bulunmamasıdır. Yani bu sözcükleri kullanıldıkları biçimleriyle sözlüklerde bulamazsınız. Bulamazsınız, çünkü kullanıldıkları biçim yanlıştır. Farklı yaygınlık ölçülerinde yanlış yazar söyleriz onları. Pek azımız ise doğrusunu kullanır. “Olan sözcükler” işte o azınlığın kullandıklarıdır.

 

Ambulans

Latince gezmek, dolaşmak, dolanmak anlamına gelen “ambulare”den Fransızcaya cankurtaran anlamıyla “ambulance” biçiminde geçmiştir. Sözcüğü biz de Fransızcadan onların okudukları gibi “ambülans” olarak almışızdır. Almışızdır da, çok da güzel bir karşılık bulup aslında “cankurtaran” demişizdir ona. Çocukluk ve gençlik yıllarımda çok yaygın olarak kullanılan bir sözcüktü cankurtaran. Sonraları rafa kaldırıldı. Bugün artık İstanbul’da bir semtin adına sıkıştırılmıştır bu güzelim sözcük. Yerine Fransızcadan aldığımız kullanılıyor. Ama o da doğru kullanılmıyor ne yazık ki. Ü’yü u’ya dönüştürüp ambulans diye yazıp söylüyorlar.

Coğrafik, felsefik

Tabii ki coğrafi ve felsefi… İngilizceleri “geographic” ve “philosophic”in etkisinde kalarak sonuna birer k ekleyenler var. Neyse ki bunların sayıları -henüz- çok değil.

Ekoseli, koordineli

Fransızca “écossais” ve “coordonné” sözcüklerini ekose ve koordine biçimleriyle Türkçeye almışız. “Çeşitli renklerde kareli (kumaş) ve eşgüdümsel anlamlarına gelen iki sıfatın bu halleri kimilerine yetmemiş olacak ki, birer -li takısı ekleyip ekoseli ve koordineli diyorlar. Hiç gerek yok. Aynı işlemi “çetrefil” sıfatına da uygulayıp “çetrefilli” de diyorlar. Fazladan bir takı koymanın hiçbir yararı yok.

Herkez

Farsça her ve kes sözcüklerinin bileşmesiyle oluşmuş “herkes” insanların bütünü demek. Yaygın olarak herkez biçiminde yazıp söyleniyor. Sözcüğün kere anlamına gelen “kez”le hiçbir ilgisi yok.

İftariyelik

İftariye, oruç açmak için hazırlanan yiyecek demek. Gene aynı anlama gelmek üzere “iftariyelik” yanlış ve gereksiz bir sözcük. İftariye yerine “iftarlık” da denebilir.

Madden

“Madde bakımından” anlamına gelmek üzere genellikle “manen” sözcüğüyle birlikte “madden ve manen” biçiminde kullanılıyor. Dilimizde “madden” diye bir sözcük bulunmuyor. Doğru sözcük “maddeten”.

Malumu ilan etmek

İlan etmek duyurmak, ilam etmek ise bildirmek demek. Bir deyimimiz var: malumu ilam etmek… 
Bilinen ve açık olan bir şeyi açıklamaya kalkmak anlamına geliyor. Çok yaygın olarak “malumu ilan etmek” diye yanlış söylenip yazılıyor.

Muhattap

“Muhatap” kendisine söz söylenen kimse anlamına gelir. “Muhatap olmak” diye de kullanılır. Yıllardır sorunsuzca kullanageldiğimiz bu sözcük de son zamanlarda biçim değiştirdi. Bir t ile yetinmemeye başladık. T sesi ikileşti. Şimdilerde “muhattap” aşağı, “muhattap” yukarı. Nedense?..

Multi, ultra

Fransızcadan Türkçeye geçen sözcüklerdeki u harfleri özgün dilinde ü sesini temsil ettiği için Türkçede ü harfiyle yazılır. Yani, multi değil mülti, ultra değil ültra… Örnekler de öyle demiyor mu: mültimilyoner, mültimilyarder, mültivizyon; ültramodern, ültrason, ültraviyole… Yukarıda değindiğim “ambülans”ı da buraya ekleyebiliriz.

Sükûtuhayal

Sükût suskunluk demektir, sukut ise kırılma, kırıklık. Sükûtuhayal  hayal suskunluğu anlamındadır. Oysa hayaller susmaz, kırılır. Doğrusu “sukutuhayal”dir. İkinci hece uzun söylenir. Sukutuhayal: Hayal ya da düş kırıklığı…

Ünvan

Çok yaygın olarak ü ile yazıp söylediğimiz, “san” anlamına gelen Arapça kökenli sözcük… Doğrusu “unvan”… Biliyorum kolay değil, ama “ünvan”ı unutmak gerekiyor.

Yayınlamak

“Yayın” diye bir sözcüğümüz var, ama “yayınlamak” diye yok…

Yayınlamak niçin yok peki? “Yayım” ile “yayın arasındaki farkı bilmek bu sorunun yanıtını algılamayı kolaylaştırır. Bir bakalım:

Yayım: 1. Kitap, gazete gibi okunacak şeylerin basılıp dağıtılması. 2. Herhangi bir yapıtın radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, izleyiciye ulaştırılması, neşir.

Yayın: Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan ya da radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey, neşriyat.

Yayımlamak ise şu: 1. Kitap, gazete, dergi gibi şeyleri basmak, dağıtmak. 2. Dinlenecek, görülecek şeyleri radyo ve televizyonda sunmak, bildirmek, duyurmak. 3. Resmen bildirmek, ilan etmek.

Görüldüğü gibi, “yayınlamak” diye bir eyleme gerek yok.

Gelecek ay anlam hatalarını irdeleyeceğim.

 

_______________________

Yazar’ın İlgilik’te bundan önce çıkan son üç Dilin Kemiği yazısı:

“Düşmeye Oynayan Takım Silkelenip Atletizmiyle Öne Geçti” -16 Tem. 2012

Sözcükleri Niçin Karıştırıyoruz – 2 -22 Haz. 2012

Sözcükleri Niçin Karıştırıyoruz – 1 -12 May. 2012

 

 

Not: Bu yazı, Sigorta Dünyası dergisinin Ağustos 2012 sayısında (615) yayımlanmıştır.

 

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Tarık Konal said,

    Ekim 22, 2017 at 11:38

    Saygın Düşündeşim Emre Beyefendi. Türkçemize olan gönülden bağlılığımız, dilerim gençlerimize yol göstericilik yapsın. Çabalarınız, duyarlığınız için size çok teşekkür ederim. Sağ olun, var olun, gönenç içinde olun… Tarık Konal

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.