587 Öldü, Yaşasın 6305!

Ama Değişen Bir Şey Yok

 

 

“Biz Türkler her işi iyi yaparız yapmasına da, yüzde ikisini eksik bırakırız. Hükümetlerin DASK meselesinde zorunlulukla ilgili yaptırım getirmeme yönündeki tutumu, öyle yüzde ikiye girecek cinsten değil. Bu eksikliğe yüzde doksan sekiz bile dar gelir!”

Yukarıdaki bilgevari lafları Yaradan’a sığınıp ben etmiştim. Bu yılın Ocağı’nda hem bir dergide hem de genelağdaki kendi yerlerimde yayımlandı, bir Allah’ın kulu da ne biçim laf bu demedi. Böylece, ben fakirin önemsenmediğini anlamış bulunuyorum. Olsun. Ölüm yok ya ucunda… Ve işte bir kez daha ama korkusuzca söylüyorum, her bir şeyi eksik yapmakta üstümüze yok.

İyi de bu mesele niye gündemimde?

Efendim, yarından sonraki gün, yani 18 Ağustos 2012 günü bir yasa yürürlüğe giriyor: Afet Sigortaları Kanunu. O günün bir özelliği var mı? Olmaz mı? 17 Ağustos Gölcük Depremi’nin on üçüncü yıldönümünün ertesi gün… Yasa yapıcılar, yasanın yürürlüğe giriş tarihini özellikle mi bu güne denk getirmişler, bilmem. Eğer öyleyse kutlamak gerekir; vurucu bir düşünce… Çünkü, yürürlük maddesi “Bu Kanun yayımı tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer” diye düzenlenmiş olan yasa, Meclis’ten bu yıl 9 Mayıs’ta geçmiş, yayımlanma işi de 18 Mayıs’ta yapılmıştı.

E, n’olmuş?

Derdim şu: Zamanın hükümeti, 17 Ağustos Depremi’nin verdiği ilhamla, 27 Ağustos 1999 tarihinde bir yetki yasası çıkarmış, üç ay sonra da bu yasaya dayanarak ‘Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’ adıyla bir kararname (KHK) çıkarmıştı. Sayısı 587… Ancak, adındaki ‘zorunlu’ sözünü pek fazla kimse takmadı. Kararnamenin ‘zorunluluk’ konusundaki açığını gördüklerinden mi? Yok canım, onun farkına varan da pek olmadı. Bu boşluk, bana göre siyesetçilerce bile bile bırakılmıştı… Niye? Bir deprem olduğunda bu felaketten siyasi çıkar sağlamak için: hükümet edenler pastanın büyük parçasını yiyecek, muhalifler de, felaketzedelere yapılan yardımların azlığından vesaireden söz ederek puan toplamaya bakacaklardı… Öyle de olmadı mı?

Şimdi de ne yapıldı? 587’yi yürürlükten kaldıran bir yasa çıkarıldı, o kadar. Yani, nasıl olacak da milletin ‘zorunlu’ denen şeyin gerçekten de öyle olduğunu görmesi sağlanacak? Belli değil. Yaptırımsız zorunluluk olamaz. Tapu idaresi ile su ve elektrik aboneliği yapan kuruluşlar, zorunlu deprem sigortası yaptırılmamış yapıların işlerini, işlemlerini yapmayacaklarmış… Püff… Bir şeyin zorunlu olmasının huhuksal koşulları bellidir. Bunu yerine getirmeyeceksin, “ben zorunlu dedimse zorunludur” diyeceksin… Bu mantığın devlet yönetiminde yeri yoktur.

*

Doğal afetlere karşı sigortalanma konusunda eksiksiz-gediksiz dört başı mamur bir yasaya ivedilikle ihtiyaç vardır. Ülkenin birikimi siyasal çıkarlara meze ediliyor.

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 16 Ağustos 2012

 

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.